Köpek Adası: 'Çöplük'teki ötekiler

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema
Köpek Adası: 'Çöplük'teki ötekiler

Bağımsız Amerikan sinemasının nevi şahsına münhasır yönetmeni Wes Anderson’un hayal ettiği Köpek Adası güçlü olanın hükmetmeye çalıştığı, geri kalanın kendini sürgünde hissettiği, söylemlerde demokratik bir ‘çöplük.’ Yani aslında çok tanıdık. Tıpkı ‘bulaşıcı hapşırma salgını’ metaforuyla anlatılmak istendiği gibi dünyaya yayılan bir hastalık.



Wes Anderson çocuksu mizahı, ‘olmamış aile dramları’na masalsı yaklaşımı, ressam detaycılığı, simetrik çerçeveleri, coşkulu renk kullanımıyla Amerikan bağımsız sinemasının fark yaratanlarından. Fantastic Mr. Fox’tan 9 yıl sonra ikinci kez animasyon dünyasına dönen yönetmen, bu alanda da farkını ortaya koyuyor ve kurnazca tasarlanmış bir yapıma imza atıyor. Alışılmış sinema diline The Grand Budapest Hotel’de yaptığı gibi politik söylemler ilave ediyor. Günümüzden 20 yıl sonrasında kurduğu distopik bir dünyada iktidar kavramını sorguluyor. Irkçılıktan, ötekileştirmeden, insanın insana ya da hayvana yaptığı her türlü ayrımcılıktan duyduğu rahatsızlığı o kendine özgü komedi anlayışıyla dile getiriyor.
Kurgusal bir Japonya şehri olan Megasaki’nin valisi Kobayashi, toplumu korkuyla dizayn etmeye çalışan bir diktatördür. Bir kedisever olan vali, ‘dış mihraklar’ eliyle şehirde yayılan ‘köpek gribi’ salgınını bahane ederek sahipli sahipsiz bütün köpekleri toplatıp devasa ‘Çöp Adası’nda ölüme terk eder. Salgını yok edecek panzehiri üreten bilim adamını da zehirletir. Adadaki köpeklerden biri, Kobayashi’nin 12 yaşındaki manevi oğlu Atari’nin koruma köpeği Spots’tur. Köpeğini bulmak için küçük uçağıyla adanın yolunu tutan Atari, sokak köpeği Chief liderliğindeki ‘çete’ ile tanışıp maceradan maceraya atılır. Gücü tekeline alan bir liderin değil, savunmasız bir çocuk ile köpeklerin kahraman olduğu bir masal bu. Her kavgada beliren atom bombası dumanı, hayali şehrin isminin ABD'nin 9 Ağustos 1945'te atom bombasıyla vurduğu Nagasaki kentine benzemesi gibi göndermelerle de bir o kadar gerçek.
Bir stop-motion türü olan kil animasyonu tekniğinde çekilen Köpek Adası’na Japon sinemasından (Hayao Miyazaki ve Akira Kurosawa) referanslar yerleştiren Anderson, Amerikan tipi tekdüze animasyonlarla da ironik anlatım dili ve yaratıcı göndermelerle alay ediyor. Enerjisi bir an olsun düşmeyen, kadrajı farklı tekniklerle zenginleştirilmiş, estetik harikası ve son derece karakteristik bir görsel hazine ortaya çıkarıyor. Anderson’un o meşhur simetri takıntısını yine her karede görmek mümkün. Filmin Japon kültüründen beslenen Alexandre Desplat imzalı orijinal müzikleri seyirciyi rahat rahat koltuğunda oturtmayacak derecede sert ritimlere sahip. Filmin kalabalık seslendirme kadrosunda ise Bryan Cranston, Edward Norton, Greta Gerwig, Frances McDormand, Scarlett Johansson, F. Murray Abraham, Harvey Keitel, Bill Murray, Yoko Ono, Tilda Swinton gibi ünlü isimler var.
Filmle ilgili ABD'li sinema yazarlarınca dile getirilen bazı eleştirilere de dikkat çekmek gerek. Köpek Adası'nın başlangıcında sadece köpek havlamalarının İngilizce’ye çevrildiği, insan karakterlerinse kendi ana dillerinde konuştukları notunu düşen Anderson, Japonca diyalogların çevirilerini ise simultane tercüman karakterlerine yaptırıyor. Hatta bazı sahnelerde çeviri bile yok. Bu bana göre filme renk katan zekice tasarlanmış bir yol gibi görünse de kimi yorumlara göre, "Yönetmen Japon dilini arka fona atıp Megasaki şehrinin insanlarını kendi topraklarında yabancılaştırıyor." Anderson'un Japon kültürünü marjinalleştirerek Japon halkına saygısızlık yaptığı, filmde bizzat eleştirdiği ırksal klişelere kendisinin düştüğü de yazılıp çizildi. Filmdeki ABD'li değişim programı öğrencisi Tracy'nin Japonlara diktatörle mücadelelerinde öncülük etmesini örnek gösterip "Japonlar aciz mi? Asıl ötekileştirmeyi Anderson yapmıyor mu?" diye soranlar oldu. İnsan karakterlerin köpek karakterler kadar derinleştirilmemesi, Amerikalı Tracy’nin Japonlara İngilizce hitap etmesi ama sözlerinin Japoncaya çevrilmemesi ya da Tracy dışındaki tüm Japon karakterlerin robotlaştırılması da batılı yazarlarca yapılan diğer eleştiriler.
Peki Wes Anderson bu yorumlara ne yanıt verdi? “Bu film bir fantezidir. Benim Japon sineması deneyimlerim ışığında Japonya'nın yeniden tahayyül edilmesidir. Ve bunun Japonya'nın doğru bir tasviri olduğunu asla öne süremem" dedi. Anderson çeviriye yönelik eleştirilere de “Japon filmlerini İngilizce dublajlı izlemekten hoşlanmıyorum. Oyuncuların Japonca gerçekleştirdikleri performansları seviyorum. Benim için ilginç, çok güzel ve karmaşık bir dil” yanıtını verdi. Cevap bu kadar basit mi yoksa eleştirilerde haklılık payı var mı? Bu soruya elbette her seyirci kendi bakış açısına göre yanıt verecek.
Köpek Adası için farklı ölçeklerde 2 bin 200'den fazla kukla ve 250 set inşa edildi. Yapım tasarımcıları Adam Stockhausen ve Paul Harrod, filmin estetiğini oluştururken 1960'ların Japonya'sından -ahşap baskı sanatı, duvar halıları, kentsel mimari, grafik tasarımları- ilham aldı. 2018 Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olan Köpek Adası, Wes Anderson’a ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandırdı. Peki büyük bir özveriyle tasarlandığı her karesinden belli olan bu filmin kahramanları nasıl yaratıldı? Kil animasyonu tekniğinin süreçleri neler? Meraklıları için yanıt aşağıdaki videoda…
7 / 7
Ve son bir not… Wes Anderson, yönetmen Noah Baumbach'ın son filmi The Meyerowitz Stories'deki "You should see the other dog" esprisine yaptığı göndermeyle de yüzleri gülümsetiyor. Bu, Anderson'un The Life Aquatic with Steve Zissou ve Fantastic Mr. Fox filmlerinin senaryolarını birlikte yazdığı yakın arkadaşı Baumbach'a yolladığı naif bir selam.

Yönetmen ve Senarist: Wes Anderson
Seslendirenler: Bryan Cranston, Frances McDormand, Edward Norton, Liev Schreiber, Greta Gerwig, Scarlett Johansson
Müzik: Alexandre Desplat
IMDB Puanı: 8.2
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS