The Florida Project: Çaresizliğin renkli masalı

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema
The Florida Project: Çaresizliğin renkli masalı

Masalsı bir diyarın yanı başında, renklerin ve düşlerin içindeydiler. Buna karşın hayatları öylesine soluktu ki, ulaşamayacaklarını bildikleri o dünyanın önünden kafalarını bile kaldırmadan öylece geçip gidiyorlardı küçük bedenleriyle. Kimi babasız, kimi parasız bu çocuklar, yıllar önce çoktan bitmiş bir "rüya"nın geleceği belirsiz silüetleriydi. Neyse ki onlar hala birer çocuktu. Her koşulda eğlenmenin de gülmenin de yaramazlığın da hakkını en iyi onlar veriyordu. Haylaz Moonee ve arkadaşlarının yaşadıkları sadece çocuksu maceralar değil, tüm saflığıyla Amerikan gerçekliğine tutulan bir aynaydı.



Filmlerinde toplumun dışladığı yüzlere bakmayı seven, onların yaşamlarını olabildiğince çıplak yansıtmaya çalışan, bağımsız Amerikan sinemasının 'arka bahçeler'de gezinen yönetmeni Sean Baker, insani yönlerine odaklandığı 'uç' karakterleri ile seyircinin bağ kurmasını sağlamasıyla nam saldı. Başkarakterlerini profesyonellerden değil, gerçek yaşamında da o kişilere benzeyen amatörlerden seçti. Dev bütçeli Hollywood yapımlarına nazire yaparcasına Los Angeles'ın trans fahişelerini incelediği bir önceki filmi Tangerine'yi baştan sona iPhone 5s ile çekti. Senaryosunu da yazdığı son filmi The Florida Project için de küçük bir bütçe kullandı. Çünkü Baker'in deyimiyle "fakirliği anlatan bir filmi 10 milyon dolara çekmek ironik olurdu."

İlham kaynağını Büyük Buhran sonrası fakir çocukların dünyasını anlatan The Little Rascals isimli 1955 yapımı televizyon dizisinden alan The Florida Project'in adı da manidar. 1960'larda Walt Disney'in Amerika Birleşik Devletleri'nin Florida eyaletinde yarattığı eğlence parkı ilk başlarda bu isimle anılıyordu. Zaten filmin mekanı da Florida'nın Kissimmee kentinde, dışı capcanlı lila rengine boyalı ama içi gölgeli hayatlara ev sahipliği yapan bir motel. 6 yaşındaki Moonee, annesi Halley ile birlikte Walt Disney World'un gölgesindeki Magic Castle adlı bu ucuz motelde yaşıyor. Odaların büyük çoğunluğu kente eğlenmeye gelen turistleri değil, bu anne-kız gibi hayata tutunma mücadelesi veren fakir Amerikalıları ağırlıyor.
Binlerce Amerikalı çocuklarıyla birlikte yaz tatilini milyarlarca dolarların döndüğü Disney'in büyülü dünyasında geçirirken, Moonee ile arkadaşları Scooty ve Jancey'in tek eğlencesi metruk binalar, otel bahçesinde üzerinde zıplanan piknik masaları ya da kurnazlıkla elde edilen bir külah dondurmadan ibaret kalıyor. Devasa oyuncakçıların, rengarenk mağazaların önünden -kim bilir belki de hiç ulaşamayacaklarını bildiklerinden- meraksızca, sanki hiç yokmuş gibi geçip gidiyorlar. Öte yandan her maceraya korkusuzca atılan, yoksunluğun ortasında bile kendilerine masalsı bir dünya kuran bu çocukların zaman zaman tehlikeli hale gelen haylazlıkları, küfretmeye olan merakları ve kaba tavırları kötü çevrelerinin bir sonucu olduğu kadar, aslında içlerinde yeni yeni filizlenmeye başlayan öfkenin, isyanın da bir işareti.

Sean Baker'in Instagram'da keşfettiği hiçbir oyunculuk tecrübesi olmayan Bria Vinaite, zor bir karakter olan Halley'i şaşırtıcı bir performansla canlandırıyor. Komşusu ve 'yakın arkadaşı' Ashley'in çalıştığı restorandaki bedava pancakelere muhtaç olan, oda parasını ödeyebilmek için zengin semtlerin sokaklarında çalıntı parfüm satan, çaresizlikten yanlış yollara sapan, hatalarından inkar yoluyla sıyrılmaya çalışan, çok genç, yalnız, öfkeli, eğitimsiz ve başarısız bir anne o… Her ne kadar Moonee'yi doğru yetiştirmeyi beceremese de çok sevdiği kızıyla güçlü bir bağı olan, onun mutluluğu için çabalayan Halley'in gölgesinde ise bir destekçisi var. Otelin kuralcı ama şefkatli müdürü Bobby. Filmin tek ünlü yüzü usta aktör Willem Dafoe'nin canlandırdığı Bobby otelin eli ayağı. Yeri geliyor, sürekli didiştiği Halley'e babalık yapıyor, otelin katı kurallarını gidecek hiçbir yeri olmayan Moonee ve annesi için esnetiyor. Otelde yaşayan çocukların gizli koruyucusu oluyor. Onca yaramazlıklarına rağmen hiçbirine kızamıyor. Çünkü onlar sadece çocuk! Bir 'refah' ülkesinin şanssız, yoksul ve masum çocukları…

Film boyunca renklerin ve atmosferin göz kamaştıran uyumu hiç bozulmuyor. Sean Baker, "Amerikan Rüyası"nın aslında bir masaldan ibaret olduğunu, hayata tutunmak için iyi niyetle çabalasalar da sistemin insanları nasıl çaresizliğe gömdüğünü sessizce, duyguları sömürmeden anlatıyor. Gösterişli bir dünyanın yanı başındaki zor hayatları oyun çağındaki çocukların gözlerinden görmemizi sağlıyor. Dakikalar ilerledikçe karakterlerle bütünleşen seyirci kendini renklerin ardında gizlenen o gerçek dünyanın tam ortasında buluyor. An geliyor, kahkahalarla güldüğünüz haylaz Moonee'nin gözyaşlarının kendi içinize aktığını hissediyorsunuz. Ancak final sahnesi herkesi tatmin etmeyebilir. Zira seyircide gittikçe yükselen bir beklenti yaratan film tahminleri boşa çıkarıp son saniyelerinde masalsı bir çizgiye evriliyor. Bu final, yönetmenin varmak istediği nokta açısından mecazen anlamlı olsa da bunca gerçeklikten sonra seyircide ani bir kopuşa neden olabilir.

Amerikan Film Enstitüsü'nün 2017'nin en iyi 10 filmi arasında gösterdiği The Florida Project, Willem Dafoe'ye En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı da getirdi.

Moonee karakterini olanca doğallığıyla canlandıran çocuk aktris Brooklynn Prince'in filmin ruhuna birebir uyan oyunculuğu da birçok ulusal festivalde ödülle taçlandırıldı.
5 / 5
Yönetmen: Sean Baker
Oyuncular: Willem Dafoe, Brooklynn Prince, Bria Vinaite
Süre: 1 saat 51 dakika
IMDB Puanı: 7,7
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS