Birol Güven'den Çocuklar Duymasın ile ilgili itiraflar

Birol Güven'den Çocuklar Duymasın ile ilgili itiraflar

Birol Güvenden Çocuklar Duymasın ile ilgili itiraflar
expand

CNN TÜRK'te ekrana gelen Pınar Esen ile Hafta Sonu Keyfi'ne ünlü Senarist ve Yapımcı Birol Güven konuk oldu. Pınar Esen'in sorularını yanıtlayan Güven, Çocuklar Duymasın dizisinin ortaya çıkışıyla ilgili ilginç itiraflarda bulundu...

Ünlü Senarist ve Yapımcı Birol Güven 2002 yılında ilk kez ekrana gelen Çocuklar Duymasın dizisinin ilk başlarda çok iddiasız başladığını, dizinin tahminlerin çok dışında büyüdüğünü anlattı.  Birol Güven şöyle konuştu: "Çocuklar Duymasın'ı bugün yapsanız, satamazsınız. Çünkü içinde fikir yok. Anlatamazsınız... İşte 4 kişilik bir aile olacak da, bunlar tartışacak da, telefon faturası gelecek, akşam eve kız geç gelecek falan... Böyle baktığınız zaman ortada pazarlanacak bir şey yok. O dönemin şartlarında biz Çocuklar Duymasın'ı, TGRT'de yayınlandık.  Ve kanaldan para istemedik. Barter anlaşması yapmıştık. Kanal da böyle bir şey aldı. İçeriğiyle de çok ilgilenmedi açıkçası." 

Senaryoyu yazarken oyuncuların mutlaka netleşmesi gerektiğini anlatan Güven, senaryoyu oyuncuya göre canlandırıp yazdığını belirtti. "Tamer Karadağlı o dönemde akla gelen bir oyuncu değildi. Hatta 'Tamer, komedi oynayabilir mi?' şeklinde itirazlar da gelmişti. Ben zaten oyuncuların komik oynamasını istemiyordum. Çünkü durumun komik olması daha doğru diye düşünüyordum. Tamer mükemmel bir oyuncu, bu oyunu ondan daha iyi oynayan olamazdı. Diziyi ilk yazarken ortada oyuncu yoktu. Ben de ortada oyuncu yokken yazabilen biri değilim. Mutlaka birini empati kurup yazmam gerekiyordu. Haluk Bilginer'i düşünmüştüm. Ama kendisinin haberi yoktu. O yüzden de karakterin adı Haluk'tur. O dönem Haluk Bilginer, Tatlı Hayat'ta oynuyordu. Biz de zaten
kenarda bir iş yapmak istiyorduk."

Birol Güven, Çocuklar Duymasın'ın ilk bölümünün 20 gün içinde nasıl apar topar hazırlandığını şu şekilde anlattı: "25 Aralık'ta Süleyman Nebioğlu ile birlikte TGRT'ye gittik. Yolda giderken bana "barter" denilen bir iş biçimi  olduğunu anlattı. Önce barterin ne olduğunu öğrendik; sonra projeyi yaptık. Ben de o zamanlar "Ayrılsak da beraberiz" dizisini hazırlıyordum. Dedim ki elimizde bir proje yok ama 'Ayrılsak da Beraberiz' gibi bir şey yapabiliriz. 25 Aralık'ta arabada aklımızda sadece boşanmak üzere olan bir çiftin mutsuz evliliği vardı. Tabii toplantıya girdiğimizde daha çok barter ile ilgili reklam işleri konuşuldu. İçerik hiç konuşulmadı. Sadece bana '16 Ocak'ta yayında olabilir misiniz?' dediler. Gün 25 Aralık, ortada hiç bir şey yok. Kağıda yazılmış bir cümle yok. Ama projemiz var gibi duruyoruz. Ve hiç  düşünmeden 'olabiliriz' dedim. Düşünsem demezdim. Cahil cesareti oldu. O zamanlar bir dizinin 21 günde yapılamayacağını bilmiyordum. Yıllar sonra Mümin Sekman'ın bir kitabında okumuştum. 'Başardılar ama başaramayacaklarını bilmiyorlardı.' diye yazıyordu. Bizimki de öyle oldu. Biz 16 Ocak'ta yayında olduk. Bir daha yapabilir miyiz? Asla yapamam. "
Sıradaki Haberadv-arrow
Sıradaki Haberadv-arrow