magazin haberleri

Gizem Karaca: Hollywood'a değil, Kanada'ya gidiyorum

Gizem Karaca, TRT 1’de ekrana gelen ‘Şampiyon’la dizi setlerine döndü. Kariyerine dair hayallerinin büyüdüğünü söyleyen oyuncu, “Rotamı Hollywood yerine Kanada’ya çevirdim. Bir ajansla bağlantı kurdum, ilerleyen zamanlarda sürpriz olabilir” dedi. (Milliyet)



- Geçtiğimiz yılı İzmir’de köy hayatını tercih ederek geçirdiniz. Peş peşe dizilerde başrol üstlenen, Hollywood hayalleri kuran Gizem’in hayatında neler değişti?  

İzmir’e yerleşen hayallerinden vaz mı geçmiş oluyor (gülüyor)... Hayallerim son gaz devam ediyor, hatta üzerine çok daha fazlası birikti. Sadece bir süreliğine kendime, eşime ve aileme vakit ayırmak istedim. Kemal’le evlendikten sonra balayına bile gitmedik, biliyor musun? Bir süre sonra kendimi hep setlerde canhıraş çalışırken yapayalnız buldum ve hayatta başka değerlerin de olduğunu anladım. Bu 1.5 senelik süre bana iyi geldi. Dizi yerine sinema tercih ettim. Daha dingin, sağlıklı bir sene geçirdim. Hollywood yerine şimdi Kanada’ya çevirdim rotamı (gülüyor). Geçtiğimiz eylülde birkaç haftalığına Toronto’ya gittik, orada başarılı ve uluslararası oyuncularla çalışmaya açık olan bir ajansla bağlantı kurdum,  görüştük ve ilerleyen zamanlarda belki sürpriz bir şeyler neden olmasın?

-Tükenmişlik sendromuna yakalandığınız da yazıldı. Doğru mu? 

Hayır, kesinlikle doğru değil. Tükenmişlik sendromuna girmek için önce tükenmek gerekiyor. Allah’a şükür benim daha çok enerjim ve heyecanım var. Yapmak istediğim bir sürü proje, oynamak istediğim bir sürü karakter var.

- İzmir’deki süreç neler kattı?

Huzur, sabır ve sevgi. Onun dışında biraz kendimi dinlemem gerektiğini öğrendim. Günün içinde o kadar hızlı ve kargaşa içinde yaşıyoruz ki durup bir nefes almıyoruz, sahip olduğumuz güzelliklerin farkına varmıyoruz. İzmir’in havası ve insanı bana iyi geldi. Kendime daha fazla vakit ayırma fırsatı verdi.

- Yeniden İstanbul’un kaosuna adapte olmak zorladı mı? 

Aslında çok uzun bir zaman olmadı, ailem ve iş çevrem burada olduğu için sürekli gidip geldim. Ama tabii ki kısa süreli kalıp dönüyordum. İzmir’in sakinliğine ve rahatlığına alışınca, başta zor olabiliyor ama beni zorlamadı.

- Hayatınızın bu dönemini nasıl anlatırsınız? 

Bu seneki mottom ‘acele etme’ ve ‘artık o kadar fedakâr olma’. Güzel dersler aldım, hem arkadaşlık hem iş ilişkilerinde. Acele etmeden, sağlam ve daha bilinçli adımlar atıp, insanları daha iyi tanımaya gayret edeceğim. Yeni döneme gelirsek... Bu sene oturmak yok (gülüyor).

- Yeni diziniz ‘Şampiyon’da nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Sürprizli, deli dolu bir kız. Yurt dışında bir fanusun içinde büyütülmüş, her kötülükten uzak tutulmaya çalışılmış fakat bu durumdan kendini bir şekilde sıyırmış ve karakterini yaratabilmiş. Türkiye’ye gelmesinin de bir nedeni var ve tamamen ona odaklı.

- Ekiple kolay uyum sağladınız mı?

Ekip çok tatlı, herkes işine odaklı ve keyifli. Tabii bir projeye ortadan girince insan biraz soru işaretleriyle gelebiliyor, fakat burası gerçekten güzel kaynaşmış. Sıcak karşıladılar beni...

- Bir yandan da iki filmde rol aldınız. O projelerde nasıl karakterlerle beyazperdede olacaksınız? 

Biri, 1960 darbe döneminde önemli bir devlet adamını savunan Güzide adında genç bir avukat, diğeri 1908’lerde Osmanlı Mahsusa ajanıyla imkansız bir aşk yaşayan Fransız Clarette. İkisi de farklı ve üstüne çalışmam gereken karakterlerdi. 

 

 

 

‘Anne olmayı çok istiyorum’

- Evlilik nasıl gidiyor? 

Çok şükür güzel gidiyor.

- Anne olmak istiyor musunuz? 

Çok istiyorum. Çocuğum dadılarla büyüsün istemem. Yüzde 100 kendimi ona vermek istiyorum. Projelere ara verdiğim bir dönem olduğunda inşallah... O yüzden şimdilik gündemimde yok.

- Sizin yazdığınız hikayeler var mı? Yönetmenliği deneyimlemek ister misiniz?  

Var, hatta bu yaz yazdığım çok tatlı bir film var. Ama doğru zamanı bekliyorum. Yönetmenliğe gelince, bambaşka bir alan ve tabii ileride kendi yazdığım senaryoyu yönetmek isterim.

- Nasıl bir hikaye anlattınız?

Beş kadının hikayesi... İçinde güzel, ince mesajları olan ama eğlenceli ve daha sempatik bir yolla bunu seyirciye aktaran yerden... Her şeyi dramatize edip, trajedi haline getirip, aktarmak yerine seyirciye daha farklı bir yerden yaklaşmak istiyorum. Bakalım, hayırlısı. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS