magazin haberleri

Seda Sayan: Ezgi ile Oğulcan çok yakıştı

Korona kabusunu Bodrum’da yaşayan Seda Sayan, artık İstanbul’a, sahnelere, annesine ve oğluna kavuşmak için gün sayıyor. Haziran sonunda “Nerede kalmıştık” diyerek konser maratonuna start verecek olan Sayan, sahnelerde olacak ama “Yemekteyiz” masasından uzak duracak. (Tülay Demir/Hürriyet)



◊ Pandemi dönemini Bodrum’da geçirdiniz. Nasıl bir süreçti sizin için? Orada İstanbul’dakinden daha mı özgür hissettiniz kendinizi?

- Evet, pandemi dönemini Milas-Ören’de geçirdim, hâlâ da buradayım. Herkes ne kadar sıkıntılı geçirdiyse benim için de o kadar sıkıntılıydı aslında. Çok ciddiye aldım çünkü bu dönemi. Sanki burada daha rahatmışız gibi bir izlenim olabilir ama hayır, kurallara tamamen uydum.

◊ En çok kimi, neyi özlediniz bu süreçte?

- Annemi ve oğlumu... Çünkü onlar İstanbul’da kaldı.

◊ Siz niye Bodrum’dasınız?

- Ablam buraya yerleştiği için... Bir de burada daha güvende hissettim.

◊ Anneniz de yanınızda olsaydı.

- Getiremezdik, çünkü doktor kontrolünde. Birçok operasyon geçirdi ve doktorları İstanbul’da. Çok yakınında hastane olmayan yerlere götüremiyoruz artık.

◊ Gökova’da ev ve restoran aldığınızı duydum.

- Gökova’da ev ve restoran alan ben değilim, ablam buraya yerleşti. Evi alan o. Eniştem de Ören sahilinde iki katlı bir restoran açtı. Eniştem Coşkun Yıldız, ses sanatçısı, yıllardır benim de vokalistimdi. Şimdi ara sıra kendi restoranında müzik yapacak.

◊ Pandemi sonrası daha küçük bir dünyanın hayalini kurmaya başladınız mı?

“Artık spot ışıklarını özlemiyorum” gibi bir şey de söyleyemem. Ben sahneyi, televizyonu seviyorum. Güzel bir proje olduğunda yine televizyonda olurum. Zaten Allah kısmet ederse haziran sonu itibarıyla, bütün arkadaşlarımın olduğu gibi benim de işlerim, konserlerim başlıyor.

◊ Bu süreç sizin hayatınızda bir şeyleri değiştirecek mi?

- Şu dönemde içine kapanan, radikal kararlar alanlar olabilir, evet. Ama benim için öyle bir süreç değildi.

◊ Nasıl bir süreçti peki?

- Çok yoğun bir tempodan çıktım. Hem “O Ses Türkiye”, hem “Yemekteyiz”, hem konserlerim... İnanılmaz bir tempodan çıktığım için de bu dönem bana çok iyi geldi. Radikal kararlar falan almadım, aksine çok iyi dinlendim, yüzüm gözüm kendine geldi. Biraz kilo aldım ama o da korkudan...

◊ “Yemekteyiz”deki bazı yarışmacılar sabrı zorluyordu. Hiç “Benim burada ne işim var?” dediğiniz ya da patladığınız oldu mu?

- “Yemekteyiz” aslında çok keyifli bir format fakat çok yorucu, çok... Evlere gitmek yorucu. Çünkü bir tek ben gitmiyordum; ışıkçılar, kameramanlar, set görevlileri, yönetmenler, koordinatörümüz, yapımcı... Bir dairenin içine hepimiz doluşuyoruz. Yoksa benim yarışmacılarla ilgili hiçbir sıkıntım olmadı. Sonuçta beni tanıyan insanların evlerindeydim.

◊ Tanıyan derken...

- Zaten her sabah evlerine konuk olduğum, beni benden iyi tanıyan insanlar yani. Yorucu kısmı sadece ciddi bir kalabalığın aynı evin içinde olmasıydı.

◊ Yeni sezonda da masanın başında oturmaya devam edecek misiniz?

- “Yemekteyiz” çok eğlenceli bir format ama asla benim yapabileceğim bir iş değil. Bir söz verdim, sözümde de durdum. Pandemiden dolayı biraz erken kestik sadece, Acun sağ olsun (Ilıcalı) buna anlayış gösterdi.

◊ Estetik konusunda en cesur ünlülerden birisiniz. Ne yaptırmaktan ne de bunu açıklamaktan çekiniyorsunuz. Bundan sonrası için bir estetik planlaması yaptınız mı?

- Valla karantinanın bitişini estetikle mestetikle kutlamak gibi bir niyetim yok. Aksine karantina bana çok iyi geldi, çünkü bu sürede ne makyaj yaptım, ne saçım yapıldı. Saçım, yüzüm, tırnaklarım her şey kendine geldi. İrem Sak demiş ya “Benim bu pandemide dolgularım, botokslarım eridi” diye, herkesinki eridi, benimki de... Valla daha güzel oldu. Hiç düşünmüyorum şu an bir şey yaptırmayı. Zaten şu durumda, şu dönemde bir şey yaptırılacak gibi de değil.

◊ Estetik müdahalelerle aranıza mesafe konmuş gibi...

- Yoo ben estetiğe karşı değilim. Kendisini daha iyi hissedecekse herkes yaptırsın. Erkekler de yaptırıyor artık.

◊ “Botokslar gitti, organik olduk. Güzel de oldu, doğallaştık” demişsiniz ama.

- Gerçekten iyi oldu. Ama yine de bu, artık böyle küçük müdahaleler yaptırmayacağım anlamına gelmiyor. Bırak göz önünde olan insanları, evde oturan hanımlar bile gerek duyduğunda böyle şeyler yaptırıyor, yaptırmalı da. Eğer insana kendini iyi hissettiriyorsa yaptırmalı.

◊ Safiye Soyman’dan sizin kilo konusunda çok takıntılı olduğunuzu duymuştum. Ama pandemi döneminde yasaklar kalkmış, kilo almışsınız. Şimdi ne olacak?

- Safiye o kadar güzel yemekler yapıyor ki... Çoğu zaman onları bana yediremese bile bazen de tencerenin içine giriyor, çıkamıyorum. Dediği doğru, kilo takıntım var, normalde çok dikkat ediyorum. Ama pandemi döneminde bağışıklık sistemimi güçlendirmek için biraz fazla yedim, kilo da aldım. Olsun, çabuk kilo veririm ben. Şimdiden biraz biraz başladım bile dikkat etmeye.

◊ Var mı bir menünüz?

- Sabahları muz ve kahve. Biraz geç yerim muzu, sonra bir de kahve içerim. Öğleden sonra hafif, yoğurtlu bal gibi bir şey. Ya da bir avuç ceviz, fındık, badem. Akşam bir balık, bir salata, bitti gitti. Bak nasıl zayıflarım şimdi ben.

◊ Evlilik konusunda da gözü karasınız sanki. Özel hayatınızda mutluluğu bulduğunuzda, hemen resmiyet kazandırmak istiyorsunuz.

- Evlilik konusunda gözü karalık demeyelim de ben flört etmeyi bilmiyorum, bunu daha önce de söyledim. Ben evleniyorum, düzgün olsun, her şey doğru gitsin istiyorum. Olmuyor. Bir de millet flört edip edip ayrılıyor ama evlenince niyeyse illa sayılıyor, “Aaaa altı kere evlendi” deniyor. Ben altı kere evlendim. 70 kere flört edeni yazmıyorlar da “Altı kere evlenip ayrıldı” diyorlar. Hep bu konuşuluyor. Ortada bir tuhaflık var, bende mi yoksa onlarda mı çözemedim. Bence ben doğruyum. Düzgün yaşadığıma inanıyorum. Evlilik kutsal, evlenmek güzel şey.

◊ Âşık olsanız elinden tutup objektiflerin karısına çıkar mısınız?

- Artık âşık olsam bile elinden tutup ortaya çıkamam, dikkat etmek zorundayım.

◊ Oğulcan vetosu mu?

- Bunu oğlum mu talep ediyor, hayır, kendim dikkat ediyorum. Artık olacaksa da gizli olmalı. Bu saatten sonra ortalıklara çıkıp abuk sabuk işler yapmak bana yakışmaz.

◊ Yalnız mısınız şu an?

- Pandemi dönemini de yalnız geçirdim Allah kahretmesin (kahkaha atıyor). Şaka bir yana ama, böyle günlerde anlıyorsun ki insanın yanında biri olmalı. Sohbet edeceğin, birlikte oturup film izleyeceğin, birlikte kitap okuyacağın bir hayat, yol arkadaşı şart.

◊ Âşık olsanız ve Oğulcan bu beraberliğe karşı çıksa, ne yapardınız?

- Oğulcan’la sevdiğim adam arasında kalacak bir durumum olmaz, öyle bir şey yaşamam. Oğulcan’ın kendi hayatı, benim kendi hayatım. O duruma getirmem olayı.

◊ Son dönemde adınız Alkan Dalgakıran ile anıldı ve siz aradaki yaş farkından dolayı “O benim ancak evladım olabilir” diyerek isyan ettiniz. Aşk, yaş ve yasak tanır mı?

- Tabii ki adımı Alkan Dalgakıran’la çıkardıklarında tepkim çok sert oldu, olmalıydı da. Gerçekten o benim oğlumdan küçük çünkü. Bu demek değil ki yaş takıntım var ama Alkan yaşında bir çocukla da değil yani. Hiç böyle bir şey yapmadım. Olmaz.

◊ Yaş sınırlamanız var yani...

- Ben resme bakarım öncelikle, resim çok önemli. Bir erkek senin yanında seni taşıyor gibi duruyor mu, seni taşıyabiliyor mu, görüntüsü nasıl, siz yan yana nasıl görünüyorsunuz...

◊ Diyelim ki resim güzel...

- Şimdi ne oluyor biliyor musun; bana diyorlar ki “Aaa siz ne kadar genç, ne kadar fitsiniz” ya da “Kendine ne kadar iyi bakıyor, kadına bak ne güzel...” Ama sonra kendinden 15 yaş küçük biriyle yan yana gördüklerinde “Bu ne şimdi, oldu mu? Kaç yaşında bu Seda Sayan?”Eee ne oldu, hani hiç yaşımı göstermiyordum, öyle diyordunuz, bu ne ikiyüzlülük... Yani bunlara karşıyım ama dediğim gibi Alkan yaşındaki bir delikanlıyla da değil, asla değil, asla. O gerçekten benim çocuğumdan da küçük. Olmaz. Ayıp.

◊ Geçtiğimiz günlerde TC kimlik numaralarını kontrol ettiğiniz iki sevgili adayınızın evli çıktığını açıkladınız.

- Doğru. Bana “TC kimlik no’su istiyor musunuz gerçekten?” diye sordular, “İstiyorum” dedim. Hatta hızımı alamıyorum, GBT’sine bile baktırıyorum, inan bana... Sonra dediler ki “Peki baktırdığınızda hiç evli çıkan falan oldu mu?” Gerçekten oldu.

◊ Gerçek ortaya çıkınca ne yaptınız?

- “Defol git” dedim ve engeli bastım. Bitti gittiler. Bu kadar kolay. Evli insanlarla işim olmaz benim. Hayatım boyunca olmadı, olamaz da.

◊ Oğlunuz Oğulcan Engin ile Ezgi Eyüboğlu birlikte. Beraberliklerini ilk duyduğunuzda ne düşündünüz? İçten içe bir kıskançlık oldu mu?

- Arkadaşlıklarını duyduğumda “Ne güzel, çok yakışıyorlar” dedim. Birbirlerine gerçekten yakışıyorlar... Kıskançlık meselesine gelince, ben oğlumu hayatta kıskanmam. Onun mutlu olmasını isterim. Dolayısıyla da oğlumu kıskanıp abuk sabuk şeyler yapacak bir kayınvalide olmam. 

◊ Ünlü bir gelin adayı gözünüzü korkutuyor mu? Şöhretin sıkıntı yaratacağını düşünüyor musunuz?

- Bunları ben konuşursam, bu soruya ben cevap verirsem Oğulcan ile aramda sıkıntı çıkabilir. O yüzden en iyisi bunu Oğulcan’a sorun, o cevap versin.

Seda Sayan nasıl bir kayınvalide olur? 

- Kayınvalide Seda Sayan bence çok iyi olur. Benim bir tane evladım var o mutlu olsun, gelinim oğlumu çok sevsin isterim. O zaman ben de onu çok severim.

 ◊ Birçok dizi ve filmde rol aldınız, sonra birden kesildi. Oyunculuk yapmak istemiyor musunuz?

- Dizi ve sinema sektöründe çalışmak çok zor. Ama belki bir komedi dizisi olursa düşünebilirim. Gerçi öyle her gün de gidemem sete. “Haftada üç gün gel” derlerse... Evet, komedi dizisinde oynayabilirim.

◊ Şarkıcı, oyuncu, sunucu, jüri üyesi... En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dal hangisi?

- Valla televizyon beni seviyor. Sahneyi de ben seviyorum. Ama arada bir ihmal ettiğim albümlerim oluyor. Şimdi biraz da ona ağırlık vermeye başladım.

◊ Albüm mü var yolda?

- Yok, artık single olarak çıkarıyorum. Bunu da Ajda (Pekkan) öğretti bana. “Sedacım üç-dört ayda bir, bir tane şarkı yap, at YouTube’a” dedi. Ben de Süperstar’ın izinden gidiyorum.
 

 ◊ Hangi alan için “Keşke hiç girmeseydim” dediniz?

- Ben hayatımın hiçbir döneminde “Keşke bunu yapmasaydım” demedim. Pişmanlıklarım olmadı hiç, hamdolsun her şey de yolunda gitti. Bana verilen görevin fevkalade üstesinden geldim ki bunca zaman televizyonda kalabildim. Kadın kuşağının mucidi benim. Kadın kuşağı Türkiye’de ilk benimle başladı. Yıllarca yaptım. Ben çok çalışkanım, çok disiplinliyim, çok başka türlüyüm çalışırken. Hakikaten her şeye çok dikkat ederim, çok ince eleyip sık dokurum. Bu yüzden de hâlâ teklif alıyorum, hâlâ yerimi koruyorum.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS