ALS diğer kas hastalıkları ile karıştırılmamalı

ALS diğer kas hastalıkları ile karıştırılmamalı

Nöroloji Uzmanı Dr. Halil Önderin, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin kaybından ileri gelen bir hastalık olan ve kaslarda güçsüzlük ile erimeye yol açan ALS’nin farklı kas ve sinir hatalıklarıyla karıştırılmaması gerektiğini bildirdi. 

Dr. Halil Önder, “21 Haziran Dünya ALS Günü” nedeniyle yaptığı bilgilendirme amaçlı açıklamasında, ilerleyici kas güçsüzlüğü yapan ALS hastalığının genelde 40-70 yaşları arasında, her 100 bin kişiden sadece 2 veya 3’ünde görüldüğünü, hastalığın temel nedeninin ise kasları kontrol eden “motor nöronları” denilen sinir hücrelerinin ölmesi olduğunu bildirdi. 


Önder, ‘’Hastalık motor nöron hasarı ile seyretmektedir. Motor nöron denilen sinir hücreleri, medulla spinalis denen omuriliğin ön boynuz bölgesinde yer aldığından bu hastalığa; motor nöron hastalığı veya ön boynuz hastalığı da denir” bilgisini vererek, şunları kaydetti: “Kasları hareket ettiren motor nöronların kaybına bağlı olarak kaslarda ilerleyici bir güçsüzlük oluşur. ALS vakalarının yüzde 5 ile 10'unda kalıtım yoluyla ebeveynlerden aktarıldığı gözlenirken, diğerlerinin bilinen bir nedeni bulunamamaktadır. Bu grup hastalardaki olası nedenlerin; gen mutasyonu, kimyasal dengesizlik, düzensiz bağışıklık yanıtı ve proteinlerin anormal birikimi olduğu düşünülmektedir.” 


ALS’nin başlangıç belirtilerinin hastadan hastaya farklılık gösterdiğini söyleyen Önder, hastalığın başlarda sadece bir eli veya bacağı etkilediğini, zamanla düz çizgide yürümeyi zorlaştırdığını, ilerleyen aşamalarda ise kasların neredeyse tamamının hastalığın etkisine girdiğini kaydetti. 
Hastalığın ilerlemesiyle belirtilerin de farklılık gösterdiğinin altığı çizen Önder, “ALS’de, yürürken tökezleme, eşyaları taşımada güçlük, konuşmada bozulma, yutma problemi, kaslarda kramp ve sertlik, başı dik tutamama gibi belirtiler sıklıkla görülür. Hastalık ilerledikçe kaslarda ileri derecede güçsüzlük, kas kütlesinde azalma, çiğneme ve yutma problemlerinde artış gözlenir. Tüm bunlara rağmen, kalp ve mesane gibi bazı organlar tamamen sağlıklı kalır.” şeklinde konuştu. 


ALS’nin teşhisinde, klinik belirti ve bulguların temel noktayı oluşturduğunu belirten Önder, hastalığın pek çok kas ve sinir hastalığı ile karıştırılabildiği uyarısında bulundu. Önder, “ALS tanısı konulan hasta ve yakınlarına, bu tanıyı mutlaka birden fazla doktordan görüş alarak teyit ettirmelerini önerebilirim. Bunun nedeni birçok başka hastalığın ALS gibi bulgu vermesi ve ALS'yi taklit edebilmesidir. Yozgat Şehir Hastanesi’nde de son 3 yıl içinde 4 hastaya klinik ve elektrofizyolojik değerlendirmeler eşliğinde ALS tanısı konulmuştur. Bu hastalarda tanılar alanında uzman isimler tarafından da doğrulanmıştır.”dedi. 

Hastalığın tamamen yok edilmesini sağlayan ve tam şifa şansı tanıyan bir tedavinin henüz bulunmadığını belirten Önder, şöyle devam etti: “Hastalığın ilerlemesi üzerinde etkili olduğu bilinen Riluzol isimli ilaç kullanılmaktadır. Tedaviler hastalığın yaptığı hasarı düzeltemez fakat, ilerlemeyi yavaşlatabildiği gibi komplikasyonları önleyebilir ve hastayı daha rahat ve bağımsız hale getirebilir. Tedavi için birçok alanda eğitilmiş entegre bir doktor ve sağlık personeli ekibine ihtiyaç vardır. Bu hastanın hayatta kalma süresini uzatabilir ve yaşam kalitenizi artırabilir. Tedavide ilaçlar haricinde, fizik tedavi ve rehabilitasyon, konuşma terapisi, beslenme takviyeleri, psikolojik ve sosyal destek gibi yöntemler kullanılmalıdır.” 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS