Dünyada 360, Türkiye’de 2,2 milyon insan işitme engeline sahip

Dünyada 360, Türkiye’de 2,2 milyon insan işitme engeline sahip

Dünyada 360, Türkiye’de 2,2 milyon insan işitme engeline sahip

İşitme engelinin dünyada en yaygın duyusal engellerden biri olduğunu ifade eden Eskişehir İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Uğur Bilge, Türkiye’de yaklaşık olarak 2,2 milyon kişinin bu engele sahip olduğunu belirterek, “Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporu insanlar yaşlandıkça işitme engeli riskinin arttığını gösteriyor. 65 yaşını geçen her 3 kişiden biri yani yaklaşık 165 milyon insan duyma güçlüğü yaşıyor” dedi.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

İşitme kayıpları üzerine yapmış olduğu sayısız çalışmadan dolayı telefonun mucidi Alexander Graham Bell’in doğum gününün 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlandığını kaydeden Prof. Dr. Uğur Bilge, işitme kaybının dünyada en yaygın duyusal engellerden biri olduğunu belirtti.

Bilge, “Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı rapora göre, 32 milyonu çocuk olmak üzere 360 milyondan fazla insan işitme kaybı ile yaşamaktadır. Türkiye’de bu sayı yaklaşık olarak 2,2 milyondur. Rapor insanlar yaşlandıkça riskin arttığını gösteriyor. 65 yaşını geçen her 3 kişiden biri duyma güçlüğü yaşıyor. Bu grupta ise 165 milyon insan bulunmaktadır” diye konuştu.

“İşitme kaybında erken teşhis çok önemlidir”

Dünya Sağlık Örgütü’nün işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 50sinin önlenebilir olduğunu bildirdiğini alıntılayan Bilge, “Önleyici tedbirler arasında çocukların yenidoğan döneminde işitme taramalarından geçmesi, kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarını olması, özellikle ototoksik yani iç kulağa zarar verici özellikte ilaç kullanırken seçici davranılması, orta kulak iltihabı için etkin tedavilerin yapılması, aşırı gürültülü ortamlardan kaçınılması sayılabilir. İşitme kaybının teşhisi ne kadar erken yaşta sağlanırsa, tedavinin ve bireyin tüm gelişiminin o kadar sağlıklı olacağı unutulmamalıdır. Yani, işitme kaybında erken teşhis çok önemlidir. Özellikle ilk iki yaş, çocuğun konuşmasını geliştirebilmesi için en önemli dönemdir” sözleriyle erken teşhisin önemine vurgu yaptı.

“Taramalar ile mevcut işitme kaybı bebeğin doğumundan kısa süre sonra tespit edilebiliyor”

İşitme kaybı olan çocuklarda okul döneminde başarısızlık, toplumdan uzaklaşma, içe kapanıklık ve sosyal yönden başarısızlık gözlenebildiğini söyleyerek erken teşhisin öneminin bir kez daha altını çizen Bilge, “Yaşamın ilk günlerinde uygulanabilen basit, ucuz ve güvenilir testler ile yeni doğan bir bebeğin işitme engelini saptamak mümkündür. Ülkemizde 2004 yılında başlatılan "Ulusal Yeni Doğan İşitme Taraması Kampanyası" ile tüm bebeklerin hastanelerinden taburcu olmadan önce işitmelerinin güvenli ve doğru olarak test edilmesi sağlanmaktadır. İşitme taramalarının amacı, işitme engeli ile doğan bebekleri doğumdan kısa süre sonra belirlemek, 3 aylık olmadan işitme testlerini tamamlamak, işitme engeli tanısı alanlara 6 aylık olmadan gerekli müdahalede bulunmaktır. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli tanısı konan ve işitme cihazı uygulanıp, işitme ve konuşma eğitimi alan bebeklerin konuşma becerisi, normal işiten yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebilir. Erken işitme kaybı tanısı konulup, erken eğitilen bebeklerin, lisan gelişimine paralel olarak zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişimleri de olumlu etkilendiği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.