Meme kanserinde erken tanı için öneriler

Meme kanserinde erken tanı için öneriler

Ekim ayının ‘Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı’ olması sebebiyle Genel Cerrahi Uzmanı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Doğan, meme kanserinde bireyin kendi kendine yaptığı meme muayenesinin ve erken tanının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

“Kontrol Sende” sloganı ile her ayın 10’unda belli günde kendi kendine yapılan meme muayenesi ile memedeki değişikliğin fark edebileceğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Öğrt. Üyesi Dr. Ahmet Doğan, böyle bir durumla karşılaşıldığında bir hekime başvurulması gerektiğini ifade etti.

"Meme muayenesinde simetri önemli"

Dr. Ahmet Doğan, “Meme kanserinden korunma öncelikle kişinin kendi kendine her iki memede farklılık olmadığına, memenin simetrisine bakarak, koltuk altından başlayarak meme başına doğru kontrol edilmesiyle olur” dedi ve ekledi: “Meme kanserinde bazı hastalarda belirtiler farklı olabilir. Koltuk altı, meme başı ve memede görülebilen kitlelerin dışında meme başından gelen kanlı akıntı hem hastalıkların belirtisi hem de meme kanserinin habercisi olabiliyor. Kendi kendine yapılan meme kontrolü sonrası kişi hekim tarafından ek görüntüleme yöntemleri muayeneye alınır.”

Ek görüntüleme yöntemleriyle ilgili Doğan, şu bilgileri verdi;

‘’Hastanın tedavi sürecini belirlemede meme ultrasonu, mamografi ve Meme MR’ı gibi yöntemlerden faydalanılır. Meme ultrasonu ile hasta da herhangi bir meme kitlesi, meme tümörü mevcut mu ona bakılıyor. Mamagrafi ile küçük mikro kalfikasyonlar denilen daha erken evrede yakalana tümörler yakalanabiliyor. Meme MR’ı daha spesfik bir işlem ile meme duvarındaki kistik yapıların lezyonlarını görebiliyoruz. Bu sayede hastaya daha erken tanı konulabiliyor’’

Meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor

Meme kanserinin erken fark edildiğinde tedavisinin mümkün bir kanser türü olduğunu ve tedavilerin başında cerrahi tedavilerin geldiğini söyleyen Öğrt. Üyesi Dr. Ahmet Doğan, bu tedavilere destek olarak radyoterapi, kemoterapi, radyasyon onkoloji olarak birlikte çalışılan bölümlerin olduğunu belirtti. Tümör konseyi denilen konseylerde hastaların tek tek incelenip tedaviye yönelik kararlar alındığını ifade eden Doğan, meme kanseri tedavisinde öncelikle cerrahinin, sonrasında onkoloji denilen kısımların uygulanabildiğini dile getirerek şunları söyledi;

“Kemoterapi, radyoterapi denilen ilaçlarla ve bu hastalar hormonoterapi ile ömür boyu kontrol altında oluyor. Öncesinde kemoterapi, radyoterapi ile tümörü küçültüp daha sonra cerrahi operasyona alınabiliyor. Bu bölümlerle birlikte süreci takip ederek hastayı meme kanserinden kurtarabiliyoruz. Meme kanseri cerrahide meme koruyucu cerrahi yapıyoruz. Memenin tamamen alınıp yerine meme implantı gibi farklı yöntemler uygulanabiliyor. Bu sayede hasta hem hastalığından kurtulmuş oluyor hem de şekil bozukluğu yaşamamış oluyor’’

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS