Son Dakika

Obsesif kompulsif bozukluk son derece önemsenmeli

A A

17.11.2021 - 10:32

Toplumda genel olarak %2-3 oranında görülen obsesif kompulsif bozukluk, obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır. Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Tuba Erdoğan konu hakkında bilgiler verdi.

Obsesif kompulsif bozukluk son derece önemsenmeli

Obsesyonlar, kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa neden olurlar.

Kompulsiyonlar ise, obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerdir.

Bulaşma, kirlenme, kuşku, dini ve cinsel içerikli obsesyonlar, temizlik, kontrol, sayma, biriktirme kompulsiyonları sıkça görülen çeşitleridir. Kirli olamadığını bildiği halde kirlenme obsesyonu olan bireyin, mantıksız olduğunu bildiği halde kendine engel olamadığı, temizlik yapmaması halinde ciddi iç sıkıntısı yaşaması ve gün boyu temizlik yaparak vaktini geçirmesi en tipik örneğidir.

Daha titiz, mükemmelliyetçi, temiz biri olmanın ve evinde doğalgazı kapattığına emin olmanın nesi kötü olabilir diye düşünülmesi ise tabiki olağandır. Bu noktada hangi koşullarda bu durumun bozukluk sayılacağı netleştirilmelidir. Öncelikle kişinin ve çevresinin bu durumdan rahatsızlık duyması, sosyal veya iş hayatında aksamalara yol açması önemli bir göstergedir. Kişinin bu obsesyon veya kompulsiyonlarının günün önemli bir kısmını kapsaması yine tanıyı desteklemektedir.

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı konulduğunda ise bu durumun genellikle tedavi olmadan geçmeyeceği bilinmelidir. Yalnızca ilaç tedavileri değil psikoterapi yöntemleri ile de başarı sağlanması mümkündür. Bilişsel davranışçı terapi uygulaması özellikle exposure dediğimiz alıştırma yöntemleri bu yakınmalarla çalışırken kullanılmaktadır.

Unutulmaması gereken ise bir duygu düşünce veya davranışı ne kadar reddedersek o kadar şiddetle geri döneceğidir. Örneğin bir düşünceyi düşünmemeliyiz dediğimiz anda o düşünce zihnimizde daha çok belirecektir. Bu durum obsesif kompulsif bozukluğun temelini oluşturmakta ve bu döngüyü tersine çevirmek çoğu zaman kişinin elinde olamamaktadır. Bu sebeple bir ruhsal bozukluğun ne olduğu hangi durumlarda, nasıl yaşandığı konusunda bilgi sahibi olmak dahi yakınmalarda önemli bir azalmaya neden olacaktır. Bu durumu gidermek için yardım aramak ise bir seçenek değil çoğu zaman gerekliliktir.