Şok diyet yapanlar dikkat! İşte hem kalıcı hem de hızlı kilo vermenin en sağlıklı yolu

Şok diyetlerin vücutta olması gereken hormonal dengeyi bozduğunu belirten Diyetisyen Bilgen Tanyel, sağlığımızı bozmadan hem kalıcı hem de hızlı kilo vermenin yöntemlerini açıkladı.



Yaz mevsimine yaklaştığımız şu dönemlerde birçoğumuz yazlık kıyafetlere rahat bir şekilde girebilme hayalini kurmaya başladı bile; diyete başlama kararının yaygın olduğu bu aylarda önemli olan şeyin hızlı değil kalıcı kilo vermek olduğu asla unutulmamalıdır. Mucizevi bir arayış içerisine girerek, çok hızlı bir şekilde kilo vermek vücudumuzda yo-yo etkisi yaratarak diyeti bıraktıktan sonra önceki kilonuzdan daha yüksek bir kiloya ulaşmanıza neden olmakta.

Sadece kilo vermek amacıyla, bilinçsiz kişilerce, gazete ve dergilerden kişiye özel hazırlanmamış çok düşük kalorili şok diyet programları sonrasında verilen kiloların korunmadan daha fazlası ile geri alınmasına “yo-yo sendromu” denilmekte. Ayrıca, yapılan bilimsel araştırmalar; bu şekilde kilo verip alma kısır döngüsüne giren fazla kilolu kişilerde, zaten normal kilolulara oranla Tip 2 diyabete yakalanma riskinin %70-80 oranında arttırabildiği sonucuna varmış.
Bu sebeple beslenme uzmanlarına başvuran, su içsem yarıyor az yesem dahi kilo veremiyorum nedeni nedir? Tarzı sorularla sık karşılaşıyoruz bunu birçok sebebe bağlayabilirken (hormonal bozukluk, insülin direnci, kullanılan bazı ilaçlar vb.) bir diğer sebebi de şok diyetlerle metabolizma ve hormonal dengenizin bozulmasıdır. Böyle durumlarda çok düşük kalorili beslenseniz de su içseniz de kilo vermeniz çok yavaş olur ya da hiç olmaz; çünkü daha önce bilinçsiz yaptığınız kişiye özel olmayan şok diyet uygulamaları vücutta olması gereken hormonal dengenin bozulmasına, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda kan değerlerinizin kontrolsüz bir şekilde kötüleşmesine sebep olabilmektedir.

PEKİ HEM KALICI HEM DE HIZLI NASIL KİLO VEREBİLİRİZ?

1- Kararlı ve istikrarlı olmak iştahımızı kontrol altında tutmak
2-Güne mutlaka kahvaltıyla başlamak
3- Düzenli ve dengeli beslenmek

4- Egzersiz yapmak
5- Su içmeyi ihmal etmemek
6- Metabolizma hızını arttırıcı önlemler almak
7- Stresle başa çıkabilmek

8- Hormon dengemizi korumaya çalışmak
9- Yatmadan en az 2 saat önce yemek yemeği sonlandırmak
10- Düzenli ve kaliteli uyku

Gerçekten aç olduğumuzda mı yeriz, yoksa yemekten zevk aldığımız için mi?

Açlık ve iştah aslında birbirine bağlı iki ayrı dürtü! İştah; bir yiyeceğin kokusunu aldığımızda, onu gördüğümüzde aniden gelişebilen bir arzudur. Görme ve koklama duyumuz aç olsak da olmasak da yemek yeme arzusunu tetikleyebilir. Açlık; beyin ve sindirim sistemi ile bağlantılı bir şekilde yavaş yavaş gelir.

Midemiz yaklaşık olarak 2 saat boş kaldığında mide kasları kasılır ve kendini boşaltır, kan şekeri seviyesi düşer, ghrelin denilen hormon seviyesi artar. (ghrelin, beyin ve mideden salınan açlık hissiyatının oluşmasını sağlayan hormon)

Ghrelin hormonu açlık ve toklukta önemli bir role sahip olduğundan, ghrelin seviyesinin azaltılması iştahımızın azaltılmasıyla doğru orantılıdır.

Yapılan araştırmalara göre; proteinden zengin beslenmenin, früktoz içeren besinlerin (meyveler, hazır gıdalar, çikolata, bisküvi, kek, meyve suyu vb.) tüketim miktarlarını kısıtlamanın, egzersizi arttırmanın, stresi azaltmanın, su içmenin, ghrelin seviyesini azaltmada rol oynadığı yönündedir.

Mide yeterince doygun hale geldiğinde leptin hormonu (Leptin; büyük miktarda yağ hücrelerinden salgılanan az miktarda mide ve kalbimizden salgılanan tokluk hormonu) artar ghrelin seviyesi düşer. Çok hızlı bir şeklide yemek yediğimizde bu değişimi hissetmek daha uzun zaman alabilir doysak dahi yemek yemeye devam edebiliriz, bu sebepten dolayı yemek yeme süremizin 30-40 dk. arasında tutulması tavsiye edilir.
Çok fazla çiğnemenin de kilo kontrolü üzerinde etkinliği vardır. Çok çiğnemek yiyeceğin daha küçük parçalara ayrılmasına bu sırada sindirim enzimlerinin çalışması için daha uzun bir zaman yaratmaya neden olur, tükürük enzimler sayesinde nişasta ve yağlar parçalanmaya başlar.

Sağlıklı bir kahvaltıyla güne başlamak günün ilerleyen saatlerinde sağlıksız ve yüksek kalorili atıştırmalıklardan bizi uzak kılar. Ayrıca yapılan birçok çalışma öğün atlamanın tip 2 diyabete davetiye çıkardığı yönündedir. Gece uzun süre açlık hipoglisemiye (kan şekerinin düşük seviyede seyretmesi)neden olurken, buda kan basıncında düzensizliğe sebep olup, baş ağrısı tansiyon dengesizliği meydana getirir. Sabah uyandığımızda yapılacak olan sağlıklı bir kahvaltı bu değerleri normal seviyeye ulaştırır. Burada en önemli nokta atlanan öğünden çok ne olursa olsun, ister kahvaltı, ister öğlen yemeği, ister akşam yemeği sağlıklı ve dengeli olmasıdır.

Kilo kontrolünde bir önemli nokta da gün içinde yaptığımız fiziksel aktiviteyi arttırmaktan geçer; fizksel aktivitemizi arttırmak harcanan enerji miktarının artmasına ve metabolizmanın buna doğru orantıda hızlanmasına neden olur.
Sürekli kilo alıp vermek, sık sık diyet yapıp bırakmak, kısa sürede hızlı kilo vermek adına çok düşük kalorili diyetler uygulamak, bir beslenme uzmanından yardım almadan uzun süre tek tip beslenmek, şok diyetler uygulamak, sonra sıkılarak diyeti bırakmak ve biranda yüksek kalorili beslenmeye başlayarak tekrar ve hızlı bir şekilde kilo almak, gazete ve dergilerden belki de sizin vücudunuza, kan değerlerinize, hastalık faktörlerinize hiç uymayan diyetleri denemeksizin sizin tamamen kısır bir döngüye girip yo-yo etkisi dediğimiz bir durumun gerçekleşmesine sebep olur sonradan az yeseniz de kilo vermeniz durur ve metabolizmanız yavaşlar.

Uzun süre stres halinde vücudumuzda kortizol hormonunun artmasına neden olmaktadır bu hormonun fazlalığı ense ve karın bölgesinde yağ birikimine neden olurken ayrıca uzun süreli stres hali metabolizma hızımızın yavaşlamasına sebep olur kilo kontrolünde stresi minimumda tutmak önemlidir.

Su tüketimimizi kontrol alına almak da hem metabolizma hızımızın artmasına hem de iştahınızı azaltarak kilo kontrolüne fayda sağlar. Ayrıca susuzluğu açlıkla karıştırmak diye bir durum söz konusudur bazen susadığımızda aç olduğumuzu düşünebilir ve yiyeceğe yönelebiliriz.

Günlük almanız gereken su miktarı kilo başı 30 ml olarak düşünebilirsiniz. (ortalama 100 kilogram bir birey için 3 lt. gibi )

Metabolizmamızın yavaşladığı 19:00 dan sonra çok fazla yiyecek ve kalorili içecekler tüketmek kilo vermemizi yavaşlatır. Bu sebepten özellikle diyette olduğunuz dönemde akşam yemeği tercihlerimizi 18:30 gibi kullanmak ve 20:00 dan sonra mecbur kalmadıkça kalori yüklemesi yapmamanız önerilir.

Uyku düzeninin kilo kontrolü üzerine etkisine baktığımızda; gece geç saatlerde ghrelin (açlık hormonu) seviyemiz yükselir leptin hormonu (tokluk hormonu) seviyemiz düşer ve bu durumda yemek yeme isteğimiz artar ve bizi yağlı karbonhidratlı yiyeceklere yönlendirir. Ayrıca yapılan araştırmalar uyku düzensizliğinin ve 7 saatten az uyuyan bireylerin metabolizmasında yavaşlama saptandığı yönünde sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS