Sosyal medyadaki güzellik algısı, estetik kaygıları artırıyor!

Sosyal medyadaki güzellik algısı, estetik kaygıları artırıyor!

Sosyal medyadaki güzellik algısı, estetik kaygıları artırıyor!

Günümüzde özellikle medya ve sosyal medyada oluşturulan güzellik ve estetik algısı, kadınlarda estetik kaygısına yol açabiliyor. Özellikle beden dismorfik bozukluğu gibi durumlarda bireyin kendi bedenine yönelik gerçekçi olmayan algılamaları ve beklentileri olabileceğini belirten uzmanlar, estetik kaygıların kişinin günlük yaşamını etkileyecek, sosyal ve mesleki işlevselliğini kısıtlayacak bir boyuta gelmesi halinde uzman desteği alınmasını tavsiye ediyor.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Estetik kaygıları etkileyen birçok farklı durum olabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, estetik kaygıların üç açıdan değerlendirilebileceğini söyledi.

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, estetik kaygıların ortaya çıkmasında ilk etkenin güzellik algısı olduğunu belirterek şunları söyledi:

İnsana dair en temel ihtiyacın değerlilik olduğu düşünüldüğünde ve bu açıdan bakıldığında değerliliği sağlayan şeylerden birisi de güzellik algısıdır. Güzel olmak, estetik açıdan çekici olmak beraberinde daha fazla ilgi görmeyi ve daha fazla olanağa ulaşmayı mümkün kılabilir. Özellikle kültürel açıdan bakıldığında toplumsal yaşam tarzı ve toplumun beklentileri bireyi fazlaca etkilemekte, güzellik ve estetik konusunda da kadınlara yönelik beklentiler daha ön plana çıkmaktadır. 

Başta medya olmak üzere birçok platformda, birçok sektörün güzelliği beklediği ve bir ihtiyaç olarak vurguladığı görülülüyor. Moda, oyuncular, ünlüler gibi rol model alınan kişilerin yanı sıra üretim ve tüketim cilt bakım ürünlerini, makyaj malzemelerini, güzel görünümü destekleyecek kıyafetleri ön plana çıkarıyor. Bu da gerek sosyal yaşamda gerek iş yaşamında başarı ve değerliliği güzellikle ilişkilendirmeye yol açıyor.

Estetik kaygısının diğer boyutunun kadın-erkek ilişkileri ve cinsellik olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, "Tarihsel akışa bakıldığında Rönesans Dönemi tablolarından, heykellere kadar kadın bedeni üzerine çok fazla tasvir yapıldığı görülüyor" diyor.

Dönemin yapısına göre beklentiler değişerek devam ediyor. Önceleri balıketli, iri kalçalı, kum saati şeklinde beden yapısın beklenirken, yıllar içerisinde 0 beden, ince ve zayıf beden makbul görülmeye başlanmış. Ayrıca kumrallık, açık ten rengi ve pürüzsüz cilt, daha büyük göz ve sık ve uzun kirpikler gibi farklı birçok etmen kadının çekiciliği için beklenen kriterlerden bazıları haline gelmiş durumda.

Özellikle arzulanmak, arzulanan biri olmak ve arzu edilebilir bir partner bulmak da bu estetik kaygıları beslenmesine yol açıyor.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

 

Estetik kaygısında üçüncü boyutun ise kişinin kendi bedenine dair algısı olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, "Özellikle beden dismorfik bozukluğu (*) gibi durumlarda kişinin kendi bedenine yönelik gerçekçi olmayan algılamaları ve beklentileri olabilir. Bedeninin herhangi bir bölümünü kafasına takabilir, estetik açıdan yaptığı müdahaleleri yeterli bulmayarak tekrar tekrar bir uğraş içerisine girebilir. Bu durumda yeme bozuklukları, estetik bağımlılığı, sosyal fobi gibi farklı psikolojik sorunlar da estetik kaygılardan kaynaklanabilir ya da estetik kaygılara yol açabilir.” 

 

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, estetik kaygıların ne boyutta olduğunun önemli olduğunu belirterek “Öncelikle bu kaygıların ne boyutta olduğuna bakmak gerekir. Eğer estetik kaygıları kişinin günlük yaşamını etkileyecek, sosyal ve mesleki işlevselliğini kısıtlayacak bir boyuta geldiyse, akut dönemde sıkıntılarını hafifletecek ilaç desteği alabilir. Ancak uzun vadede bu kaygılara yol açan ihtiyaçlarını ve kişilik dinamiklerini fark etmek, sonrasında da değiştirebilmek için psikoterapi desteği faydalı olacaktır.” dedi.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, sözlerini şöyle tamamladı:

Bu kaygılar, kişiyi aşırı zorlayan boyutlarda değilse kişi, neden böyle bir ihtiyaç hissettiğini, hangi durumlarda daha çok estetik kaygılarının arttığını ya da estetik uğraşları sonrasında ne gibi ihtiyaçlarına yanıt bulduğunu gözlemleyerek kendine yönelik farkındalıklarını geliştirebilir. Bu ihtiyaçları daha sağlıklı ve alternatif şekilde karşılamaya çalışabilirler.