Baharın tadını çıkarabileceğiniz harika Roma Bahçeleri

İtalya deyince hiçbir şehri birbirinden ayıramıyor insan. Ancak asırların incisi imparatorluklara başkentlik yapmış Roma’nın yeri ayrı sanki. Antik ve modern yapıların karıştığı Roma’da bahar denilince de akla birbirinden güzel parklar ve bahçeler geliyor.



Bahar denilince ilk akla gelen seyahat noktalarından İtalya, güzellikte birbirleriyle rekabet eden onlarca şehre sahip.

İtalyan kentleri mimari güzelliklerinin yanısıra gözalıcı yeşillikleri ve doğalarıyla da insanlığı büyülüyor.

Kimisi bu estetiği İtalya coğrafyasının savaş için zorlu şartlarına, bu yüzden uzun bir süre savunma yerine kalkınma ve kültürel gelişmeye yatırım yapılmasına yoruyor.

Villa Borghese
Roma’da eskiden büyük ailelerin mülkü olan villalar ve onları çevreleyen bahçeler sonradan kamulaştırıldığında halkın kullanımına açılmış.

Villa Borghese de bu kamusal parklardan birisi.

Bisiklet kiralayıp tur atmaya başladığınızda, parkın içinde günler geçirebilecek kadar fazla sayıda tesis olduğunu görebilirsiniz.

Villa Ada
Roma’nın bahara yakışan bir diğer parkı Villa Ada. Villa Ada şehrin en büyük parklarından birisi. 1904’ten 1946’ya kadar Kraliyet Ailesinin oturduğu bir yer olduğu için asalet taşıyor diyebiliriz.

Villa Ada’nın halka açık bölümü birbirinden güzel ağaçlar ve yeşil alanlarla çevrili. 1940 yılında Tibet’ten ithal edilmiş su ladini de parkın hazinesi olarak göz kamaştırıyor. Park 1994’ten bu yana Rom Dünyayla Tanışıyor isimli uluslararası müzik festivaline ev sahipliği yapıyor. Ayrıca sabah sporlarınız için de ideal.

Villa Torlonia

Villa Torlonia deyince akla ilk gelen neoklasik bir ihtişama sahip malikane oluyor. Villayı çevreleyen park ve bahçeler de bir o kadar ihtişamlı. Mülk 1920’lerde Mussolini tarafından kiralanmasıyla bir devlet ikametgahına dönüşüyor.

Tesis içinde Torlonia ailesinin koleksiyonlarını sergileyen bir müze ve ahşap eşyalar galerisine sahip Baykuşlar Evi (Casina delle Civette) olarak isimlendirilen harika bir başka bina bulunuyor.

Villa Torlonia, mimari güzelliği tercih edenlerimiz için birebir uygun bir nokta.

Villa Doria Pamphili

Bahara en çok yakışan Roma parklarından olan Villa Doria Pamphili ise bir 17. yüzyıl yapısı. Şehrin en büyük parkı olarak ifade ediliyor. Roma’nın antik duvarlarına yakın Via Aurelia yolunun başladığı yerde bulunan park büyük bir villaya ve muhteşem bir peyzaja ev sahipliği yapıyor.

Bahçeleri kaplayan heykeller manzaraya zengin bir albeni katıyor. Öyle ki Roma’nın yerlileri sık sık haftasonları buraya geliyor. Bu bahçeler spor yapmak ve kuşları izlemek için birebir. Park 1960 Olimpiyatlarında inşa edilen Via Olimpica yolu tarafından bölündüğü için ikiye ayrılmış durumda. Bu iki güzel parçayı ise mimar Massimo d’Alessandro’nun inşa ettiği eğimli köprü birleştiriyor.

Piazza Spagna

Kentin ışıltılı meydanlarından Piazza Spagna’ya tek tek serpiştirilmiş İspanyol Kaldırımlarını tırmanıp yüzünüzü büyük Roma manzarasına çevirdiğinizde buralara kadar seyahat ettiğinize pişman olmayacaksınız. Zira İspanyol Kaldırımlarının zirvesinde başlayan Villa Borghese bahara en güzel ev sahipliği yapan bahçelerden birisi.

Piazza del Popolo

Geniş bir sinema filmleri kataloğuna, kütüphaneye ve lezzetli espresso yapan bir kafeye sahip Sinema Evi sinema gustosu olanlar için biçilmiş kaftan. Ayrıca muhteşem bir seyir terasına sahip, Piazza del Popolo’ya hakim Pincio da bu parkın incilerinden.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS