Doom Eternal: The Ancient Gods – Part One inceleme

Doom Eternal: The Ancient Gods – Part One inceleme

Doom Eternal bittikten sonra hikâyenin devam edeceği açıktı. Zaten yapımcılar da artık “Yalnızca Doom oyunu yapmıyoruz, bir Doom evreni inşa ediyoruz,” diyerek oyunculara müjdeyi çoktan vermişti.

The Ancient Gods – Part One, iki DLC’den oluşan eklenti hikâyenin ilk bölümünü ifade ediyor ve geçtiğimiz gün itibarıyla indirilmeye sunuldu. Eğer oyunun koleksiyonluk versiyonuna, Deluxe versiyonuna ya da Season 1 biletine sahipseniz, bu DLC’yi ücretsiz olarak indirip oynayabiliyorsunuz. Bunların dışında, isterseniz 139 TL ödeyerek de bu pakete sahip olabilir ve Doom Eternal’iniz olmasa da oynayabilirsiniz.

Benim tavsiyem ise, eğer Doom 2016’yı oynamadıysanız Doom Eternal’i oynamayın ve Doom Eternal’i oynamadıysanız da bu DLC’yi oynamayın. Yoksa hem oynanış farklılıkları açısından hem de senaryo detayları açısından yanlış fikirlere kapılabilir ve hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz.

The Ancient Gods – Part One, Doom Eternal’in finalinden kısa bir süre sonra başlıyor. Spoiler vermemek adına pek detaya girmiyorum, ancak Dünya’yı yaratık akınından büyük ölçüde kurtardıktan sonra, şimdi de sıra geride kalan yaratıklara ve onların arkasındaki asıl “gizemli kişiye” geliyor. Acaba o kişi kim?

Mesela ben, Eternal’in ardından nasıl haritalar olur, hangi diyarlara gideriz diye merak ediyordum. Gerçekten de Dünya, Cehennem ve Mars gibi lokasyonların dışına çıkıyoruz ve daha evvel Doom evreninde görmediğimiz detaylarla karşılaşıyoruz. DLC’de bir köpek balığı bile var. Zaten yapımcılar da sürekli kullanılan lokasyonların dışına çıkmayı ve Doom evrenini genişletmeyi istediklerini defalarca dile getirmişti.

DLC paketi, üç büyük bölümden oluşuyor. İlk iki bölümü görsellik açısından gayet beğendim. Son bölüm ise, beni pek heyecanlandırmayan bir görsel tarza sahip, ki Eternal’de de “o tarz için” benzer şeyleri düşünmüştüm.

“Sadece 3 bölüm mü?” diye düşünebilirsiniz. Sonuçta bu bir DLC paketi, ama yine de işinizin hiç kolay olmadığını söylemeliyim. Şu detayı unutmamalısınız. DLC’ye tüm ekipman ve silahlara sahip, tamamen gelişmiş Doom Slayer’ı kontrol ederek başlıyorsunuz, ancak zorluk seviyesi de Eternal’in finalindeki seviyede devam ediyor. Bu da oynanış süresini uzatan en ciddi faktör.

Doom Eternal oynamadan bu DLC’yi oynamanızı tavsiye etmediğimi söylemiştim, ama oldu ya oynamak istediniz. O halde en kolay zorluk seviyesinde başlamanızı öneririm. Zira yaratıklar akın akın geliyor ve bir süre sonra “Bunların hiç sonu gelmeyecek galiba?” diye düşünebilirsiniz.

Her bölümde biraz gezintiye çıkıyorsunuz ve sonrasında yaratıklar sizi karşılıyor. Önce kolayları geliyor. Hugo Martin’in deyimiyle önce beyaz kuşak dövüşçülerle karşılaşıyor ve sıkı dövüşçüler için ısınmış oluyorsunuz. Sonrasında da siyah kuşak dövüşçüler, yani büyük yaratıklar geliyor, ama nasıl geliyor! Bu sistem, Doom 2016 ve Eternal’de de benzerdi, ancak DLC itibarıyla bu kez daha fazla yaratık akını oluyor ve bu sürekli tekrar edince “bazı oyuncular için” hem sıkıcı hem de sinir bozucu olabilir. Sanki üç büyük Master Level oynuyormuşsunuz gibi. Umarım ikinci DLC paketinde buna dikkat edilir ve hem ara sahnelerin daha detaylı olduğu hem de daha doygun bir oynanışın sunulduğu içeriklerle karşılaşırız.

Bir de kısaca müziklere değinmek istiyorum. Bilenler vardır. Doom Eternal’in satışa sunulmasının ardından id Software ve besteci Mick Gordon arasında bazı sorunların olduğu ortaya çıkmış ve sonrasında Gordon ile geliştirici ekibin yolları ayrılmıştı. Hemen sonrasında da Andrew Hulshult ile anlaşmaya varılmıştı, ki o da sosyal medyada desteklenen ve Doom hayranı bir müzisyen. Bu DLC itibarıyla yaptığı yeni Doom müziklerini dinleme şansımız oluyor ve ortaya güzel işler çıkardığını söyleyebiliriz. Ona David Levy de eşlik ediyor. Peki “Gordon mı daha iyi yoksa Hulshult mu?” daha iyi diye sorarsanız, böyle bir karşılaştırma için henüz erken demeliyim. Zira Hulshult şimdilik sadece bir DLC’de var.

Toparlamak gerekirse The Ancient Gods – Part One, güzel bir DLC paketi olmuş. Özellikle rekabetçi yapıda, zorlayıcı FPS’lerden hoşlananlar için güzel bir güç gösterisi kıvamında. Tabii ki yaratıkların akın akın gelmesi ve bunun her bölümde tekrar etmesi bir süre sonra can sıkabiliyor ve sinir bozabiliyor, ancak final itibarıyla DLC’den keyifli ayrılacağınızı düşünüyorum. Çünkü işler karışacak gibi.

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS