Arınç: "Gidene 'oh ne iyi oldu' diyemem"

  1. Türkiye
Arınç: "Gidene 'oh ne iyi oldu' diyemem"
Arınç: "Gidene 'oh ne iyi oldu' diyemem"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bir milletvekili, yapacağı her hareketin hükümetimize, Başbakanımıza, partimize zarar verip vermeyeceğini düşünmek zorundadır. Zarar verecekse kendini feda edecek, zarar vermediğini düşünüyorsa, kendisine uygun olan davranışı da yapacak" dedi.

Arınç, Manisa'da MÜSİAD Manisa Şubesi'nin yeni hizmet binasının açılışı nedeniyle Anemon Otel'de düzenlenen Gala Yemeğinde yaptığı konuşmada, bazı milletvekillerinin AK Parti'den istifa ettikleri haberinin geldiğini söyledi.

Aslında birkaç günden bu yana bunların konuşulduğunu bir kısmının da
gerçekleştiğini ifade eden Arınç, konuyla ilgili İzmir'de de sorular sorulduğunu ancak görüşlerini Manisa'da açıklamayacağını söylediğini hatırlattı.

"Ben AK Partiliyim, AK Parti'nin bir bakanıyım, milletvekililiyim, partinin kurucusuyum, bu partiyi sokakta bulmadım" diyen Bülent Arınç, sözlerini
şöyle sürdürdü:

"Bu parti milyonlarca insanın duasıyla ve emeğiyle kuruldu. 40 yıldır siyasi hayatım içinde bugüne gelmiş bir insan olarak söyleyeyim. Bu partiyi
millet kurdu. İyi düşüncelerle, dualarla ve geleceğe olan ümitlerimizle kurdu.

Mayasında iyi niyet, ihlas ve samimiyet olduğu için de bugünlere geldik. Çok badireler atlattık, çok zorluklar çektik ama hamdolsun alnımız açık, başımız dik. Allah'ın izniyle bu sıkıntılardan hükümetimiz de partimiz de başı dik, göklere değecek kadar alnı da apaçık bembeyaz çıkacak. Hiç kimsenin endişesi olmasın.

İstifa eden, yani aramızdan ayrılan hiçbir arkadaşım için kötü diyemem. Onlar bizim değerli arkadaşlarımızdır. Neden çünkü bizden aday oldu veya
aday gösterildiler, seçildiler bir kısmı bakan, bir kısmı komisyon başkanı oldu, bir kısmı başka görevlerde bulundu. Şimdi 'Oh olsun iyi ki gittiler' dersem kendime saygısızlık etmiş olurum. 'Geldikleri zaman iyiydi de bakan yaptığımızda iyiydi de şimdi mi kötü oldu' diyebilirsiniz. Onlar bizim zenginliğimiz.

Biz, onların gitmesiyle belki cürümleri kadar onlardan mahrum kalmış olduk, üzülmemek elde değil. Keşke çalışsalardı, milletten aldıkları emaneti önümüzdeki seçime kadar götürselerdi.

Kaldı ki özel olarak bir insan olarak hepimizin eksiği, kusuru var. İnsanız, hata yapabiliriz. Özel hayatımızda bazı eksiklerimiz olabilir. İnsan ilişkilerimizde bazı zaaflarımız olabilir ama nihayet aynı kaderi milletvekili olarak paylaştığımız insanlara bugün "güle güle oh ne iyi oldu, bilmem nereye kadar yolunuz var" diyemem, demem böyle bir düşüncem de yok."

Konuşmasında Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "Siyaset bir tren gibidir. Bazen istasyonlara uğradığında inenler de binenler de olur. Ama tren yoluna devam eder" sözüne atıfta bulunan Arınç, bunun siyasetin kendi doğasında var olduğunu kaydetti.

"Kamu vicdanı tartar"

"Fırıldak kubi gibi olmadıktan sonra siyasete giren de ayrılanlar da olacaktır. Neden niçin ayrıldığı niye böyle bir zamanda ayrıldığını kendilerine sorarsınız" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Kamu vicdanı da bunu tartar. Ben çok gördüm, çok geçirdim. Arkadaşlarımız bize her zaman tacizde bulunmuşlardır. 'AK Parti'ye canını, malını verenler niye milletvekili yapılmıyor da sağdan soldan gelen, düşüncesi fikriyatı farklı insanlar baş köşelere getiriliyor. Valla bu bir sır. Ben de henüz farkına varamadım.

Çoğu zaman da böyle oluyor. Bunun da bir hikmeti olmalı. Nasıl hükümetin bir hikmeti varsa siyasetin de bir hikmeti olmalı. O yüzden 'bu neden geldi şu neden gitti' diyecek bir durumda değiliz. Ama bildiğimiz bir söz var, insana sadakat yaraşır. Doğruların yardımcısıdır hazreti Allah. Sadakat olsun diye kötülüklere göz mü yumacağız. Sadakat olsun diye bile bile yanlışlara evet mi diyeceğiz, hayır bunu kastetmiyorum. Her zaman doğrudan yana olacağız. Her zaman doğruları savunacağız. Ama siyaset afedersiniz bilmem ne değildir. Siyaset disiplinli bir kurumdur.

Bir siyasi partiye girmişseniz söyleyecekleriniz sadece bu partinin tüzüğünde yazılı olan yerlerde geçerlidir. Bir milletvekili sıkıntısını grupta konuşabilir sonuna kadar imkanları var".

AK Parti'nin grup iç yönetmeliğini kendisinin hazırladığını o dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın henüz milletvekili bile seçilmediğini anımsatan Arınç, 1 yıl da grup başkanlığı yaptığını söyledi.

Partide grup yöneticileri ve bakanların olduğunu milletvekillerinin sıkıntlarını grupta savunabileceğini aynı şekilde itirazını dile getirebileceğini aktaran Bülent Arınç, şöyle konuştu:

"Grup yöneticileri var onlara söyleyebilir, genel başkan yardımcılarına, genel başkana söyleyebilir. Bir milletvekili ise bunları konuşabileceği 10 tane yer var. Teşkilatlarmızın iç bünyesinde konu gündeme gelebilir, bunları yaptıktan sonra da hala rahatsızlığı devam ediyorsa ve bunu kendi ilkeleri açısından yoksa nefsani sebeplerle 'bu benim hoşuma gitmedi' diyerek karşı çıkmak doğru değil.

Bu prensip meselesi haline gelmişse. O partide kalması da mümkün olmuyorsa yapacağı tek şey var, partisine, hükümetine, başbakanına zarar vermemelidir. Yani 'ben öyle bir şey yapacağım ama bundan
partim zarar görür mü? Zarar görür derse' hayır yerinde kalacaktır.

Hükümet, başbakan zarar görür mü? Varlık sebebi, bu partinin
başbakandır, bu hükümettir bu partidir. Tecrübemle söylüyorum bizim de canımızın çok sıkıldığı zamanlar olmuştur. 'Yeter artık dediğimiz zamanlar olmuştur'. Ateş çemberinden geliyoruz biz. Ayaklarımızı uzatıp yan gelip yatmadık bugüne kadar.

Nelerle suçlandık nelerle karşı karşıya geldik. Mensup olduğum 4 parti kapatıldı. Bunların iddianamelerinde ikinci sanık hep ben olurdum. Son iddianamede. İsmimin geçtiğini duyamadım. İstanbuldaydım. 'AK Parti'ye dava açılmış' dediler. 'Ben var mıyım' diye sordum önce kimse cevap veremedi sonra araştırdılar, varım. Allaha hamdolsun, olmasaydım kendimden şüphe ederdim."

Yolsuzluk iddiaları

Bülent Arınç, tarihin her döneminde siyasetçilerin adının karıştığı yolsuzluk iddialarının bulunduğuna işaret ederek, bunların bir kısmı usulsüzlük
bir kısmının da yolsuzluk olduğuna değindi.

"Biz esasen yolsuzlukların ayyuka çıktığı bir dönemde iktidara gelmiş ve kurulmuş partiyiz" diyen Arınç, şunları kaydetti:

"Daha ilk günden 3 Y ile mücadale edeceğiz dedik. Yoksulluk, yolsuzluk
ve yasaklar. Değerli arkadaşlar hamdolsun üçünde de başarılı olduk. Eğer
yolsuzlukların içine batmış hükümetler olsaydık, birkaç arkadaşımızla bu iddialar sınırlı kaldığı için söylüyorum biz bu atılımların hiçbirini yapamazdık. 136 milyar dolar hazinenin rezervi olmazdı Merkez Bankası'nın 750 milyar doları olmazdı. yüksek hızlı trenleri yapamazdık. 17 bin 500 kilometre bölünmüş yol yapamazdık. Milli geliri 11 bin 500 dolara çıkaramazdık. İhracatı artıramazdık.

Yolsuzluk bizim hükümetimize izafi edilecek en büyük alçaklıktır, doğru değil. Biz bunun fersah fersah uzağındayız ama başta da söyledim hepimiz insanız, beşeriz şaşarız. Yanlış da yapabiliriz. Bu yanlışlıklar elbette bir gün yargı önünde de hesap verecektir.

Kendi en yakınımızdan biri olsa dahi böyle bir iddia varsa 'bunu açıklayın, bunun yargılamasını yapın, bunun soruşturmasını yapın' deriz. Evet
masum olduklarını düşünürüz ama öyle iddialar olur ki bunların mutlaka gün yüzüne çıkartılması gerekebilir. Bu bir bakanımız hakkında da olabilir bir bürokratımız hakkında da olabilir.

Yolsuzluk denen şey her yerde yapılır. Eskiden bunun adı suistimaldi. Suistimal demek kötüye kullanmak demektir. Bulunduğunuz mevkilerin hatrına rüşvet alıyorsanız zimmet suçunu işliyorsanız yapacağınız işi para karşılığı yapıyorsanız veya yapmıyorsanız bunun karşılığı suistimaldir. Küçüğü büyüğü olmaz. Hepsini araştırmak, hepsinin karşılığını yargı önünde vermek gerekir. Partimizin adı adalet, adalete de hava ve su kadar muhtacız, adalet herkes için lazım. Biz de adalet isminin tecelli etmesini elbette bekler ve bunu destekleriz."

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS