Burhan Kuzu: Başbakan tarihe karışacak

Üsküdar Üniversitesi'nde konuşan Burhan Kuzu 'başkanlık' modelini anlattı. Rejimin değişmediğini değişenin hükümet modeli olduğunu söyledi. Kuzu, Türk tipi model olmaz diyenlere de "Türk tipi başkanlık bal gibi olur" dedi. Başkanlık sistemiyle beraber başbakanlığın da tarihe karışacağını anlattı.



'Araba mı iyi olsun şoför mü?'
Üsküdar Üniversitesi'nin Yeni Bir Paradigmaya Doğru-Küresel Düzlemde Etnik Kimlik, Sistem ve Güvenlik Sorunları" sempozyumunda ilk dersi Burhan Kuzu verdi. Anayasa sorununun 200 yıllık bir mesele olduğunu belirten Kuzu, birkaç alanda yanlış yapıldığını Türkiye'de milli iradeye bir güvensizlik olduğunu belirterek "Anayasanın bam teli burası, demokrasinin bam teli burası. Milli iradeye onun yetkili temsilcisine güvenilmeyen bir sistemde demokrasi asla getiremezsiniz. Türkiye'de de bunu görüyorsunuz" dedi.

Anayasanın en nihayetinde bir metin olduğunu belirten Prof.Dr. Kuzu, "En iyi nasıl yazılır, bunun dünyada kimi örnekleri vardır. Ama asıl olan zihniyet meselesidir doğrudur buna ben de katılıyorum. Hangi metni yazarsan yaz, elbette ki zihniyet önemlidir. Ama ben bunu şuna benzetirim. Araba mı iyi olsun şoför mü iyi olsun? İyi şoför araba kötü, efendim benim zihniyetim çok iyi. Hem siyasetçiliğin kaliteli olması hem de arabanın kaliteli olması lazım. Zihniyet meselesini elbette kabul ediyorum ama aracın da elle tutulur olması lazım" dedi.
Milli iradeye güvensizlik var
Prof.Dr. Burhan Kuzu, 82 Anayasası'nı yazan kişilerin özgürlüğü verdiğini ancak şüpheci ve sorgucu yaklaşımlar nedeniyle bunların törpülendiğini belirterek şunları söyledi:
"Anayasa'nın özgürlük bölümünde 1950 tarihli Avrupa Sözleşmesi'nin ledye yasaklanması, birçok hüküm o kadar benziyor ki ama devamında ne yapıyor ancak diyerek ama diyerek o verdiği özgürlüğü tırpanlaya tırpanlaya kördüğüme dönüştürmüş. İşin içinden çıkamıyorsunuz. Niye bu? Şüphe. Buradan çıkarsa ne yaparım. Sorgu temelli bakış açısı buradan kaynaklanıyor. Her iki Anayasamız da darbenin anayasasıdır. Öfkeyle kalkan zararla oturur, her iki Anayasa'da da bu manada şüphe üzerine yazılan milli iradeye güvensizlik esasına dayanan bir metin olarak gözüküyor. Oligarşik bürokratik engeller en üst düzeye çıkarılmış, bir şey kalırsa millete verirler. Vekil olarak bize verilen yetkiden oluşuyor yani Anayasa'nın genel yapısı çatısı bu. Bizim Anayasacılığımızda bir başka sorun kazıküstü yöntemler dediğimiz her şeyi kuralla çözme, kuralla sonuç alma yöntemi" dedi.
Gelişmiş ülkeler kısa Anayasa yazıyor
ABD'de Anayasa'nın 7 maddeden oluştuğunu, İngiltere'nin yazılı bir anayasası olmadığını belirten Prof. Dr. Kuzu, Anayasa kitapçığını göstererek "Bizdeki anayasa bu. Batı'dan Doğu'ya gittikçe Anayasa kabarıyor. Mesela Hindistan'da 436 maddelik Anayasa vardı, sonra onlar da değiştirdi. Gelişmemiş ülkeler uzun anayasa yazıyor, gelişmiş ülkeler kısa anayasa yazıyor" dedi.
Bu Anayasa yamalı bohçaya döndü
1982 Anayasası'nın çok değiştiğini ifade eden Kuzu, "Benim başkan olduğum dönemde en az 10 kez değişti, 18 değişiklik yapıldı, şimdi 19'uncu değişikliği yapıyoruz. Bu Anayasa artık 1982 metni değil, çünkü 85 madde değişti, çok önemli değişiklikler yapıldı. 115 noktaya temas edildi. Anayasa'nın değişmez maddeleri bir kenara bırakın, öbür alanlarda ciddi anlamda yol alındı. Ama bütün bunlara rağmen bu değişiklikler parlamenter rejim içinde kalan değişiklikler, hiçbir faydası yok. Yapılan bu değişikliklerin köklü çözüm anlamında bir faydası yok. Anayasa bir torbaya döndü, bu anayasa yamalı bohçaya döndü" şeklinde konuştu.

Sadece başkanlık ile ilgili bölüm üzerinde değişiklik yapmak istediklerini ifade eden Kuzu, "Anayasa sadece eski hantal haliyle kaldı benim gönlüm isterdi ki sıfırdan taptaze yeni bir anayasa yapalım. Mevcut sistemin parlamenter modelin neyini beğenmedik de biz bu modele geçiyoruz? Ben de onlara diyorum ki 7 Haziran'a bir bakın deyince evet hocam o da var diyorlar, 7 Haziran bize eski dönemlerin bir hatırlatması" diye konuştu.
Ortada rejim değişikliği yok
Dünyada üç ana hükümet modeli olduğunu belirten Kuzu, "Parlamenter Model, İngiliz sistemi. Tam başkanlık ABD modeli ve yarı başkanlık Fransız modeli. Hükümet dediğimiz model aslında bir yönetim biçimi. Randıman almaya yönelik bir meseledir. Bunu niye söylüyorum çünkü bugün biz başkanlık modeli dediğimiz anda muhalefet ne diyor? Rejim değişiyor diyor, ortada rejimin falan değiştiği yok. Bir hükümet modeli değişikliği meselesidir. Yönetim biçimi meselesidir. Cumhuriyet yerinde, demokrasi yerinde, laiklik yerinde, hukuk devleti yerinde, sosyal devlet yerinde, Anayasa'nın başlangıcı yerinde, değiştirilemez maddelerin tamamı yerinde Atatürk de yerinde oturuyor daha ne istiyorsunuz? Bunlarda bir sorun yok, bunlar yerindeyse hangi sistemin değişikliğinden söz ederek milleti kandırmaya çalışıyorsunuz. Biz hükümet modelinden bahsediyoruz. Devletin idare biçimi ayrıdır, hükümet etme biçimi ayrı bir şeydir" diye konuştu.
Türk tipi başkanlık bal gibi olur
Parlamenter modelin taklit edilmesinin mümkün olmadığını belirten Kuzu, "Başkanlık modelinin ana arterinden kopmamak kaydıyla versiyonu çok. Hani niye Türk tipi model olmaz diyorlar, biz de onu yapmaya çalışıyoruz. Bal gibi olur, olmaz diye bir şey yok, biz de onu yapmaya çalışıyoruz. Türk tipi parlamenter rejim olmaz, Fransız tipi olmaz. Almanya çıktı Fransa çıktı, tutturamadı olmuyor yani. Biz de çıktık biz de olmuyor. 82 Anayasası parlamenter model. Buna başkanlık diyen var, yarı başkanlık diyen var ama parlamenter rejim diyen neredeyse yok. Ama parlamenter rejim bu, o niyetle kurulmuş. Yapamazsın, olmaz" dedi.
Çok partili koalisyonlar istikrarı engelliyor
Parlamenter sistemin çok partili koalisyon sistemlerini gündeme getirdiğini, bunun da istikrarı engellediğini belirten Kuzu, "Türkiye'de 6-7 grubun olduğu günleri gördük. 20 onun var, 40 onun var, tek başına hükümet yok. Hükümet kuracağız, iki parti oluyorlar, 40 gün 40 gece çalışıyorlar. Sonra Başbakan geliyor, 'Türkiye'yi hükümetsiz bırakmadık' diyor. 20 vekil var 15 bakanlık istiyor, 30 vekili var 20 bakanlık istiyor, Milli iradeden %2 almış bir partinin payı %80'lere tekabül ediyor, yetkinlik bakımından. Ben olamazsam olamazsın diyor. Peşin satıcı gibi" dedi. "Biz geldiğimizde 40 bakanlık vardı" diyen Kuzu, hükümetleri döneminde bakanlık sayısının 25'e indiğini söyledi. Bu rakamın da yüksek olduğunu sözlerine ekledi.
Başbakan tarihe karışacak
Başkanlık modelinin kuralları düzgün konulduğunda düzgün bir model olduğunu belirten Kuzu, "Zor bir model, kurallı bir model. Başkanlık modelinde dengeyi kuramamışsanız model işlemez. Şu yürütme bu yasamaysa buna ne verdin buna ne verdin. Bu dengeyi bir terazi gibi düşünün, bu teraziyi dengeleyemezsen bu terazi çöker. Zor bir model, kurallı bir model, kuralları güzel koyarsan güzel bir model. Onu çok iyi dengelemek lazım" dedi.

Başkanlık modelinde başbakanın tarihe karışacağını belirten Prof. Dr. Burhan Kuzu, "Aslında Cumhurbaşkanı başbakan aslında. Bugünün başbakanını düşünün, yani Tayyip Bey'in ya da başka birinin başkan olduğu bir dönemde aslında başbakan o. Ayrıca başbakan yok. Yardımcısı var, bir ya da iki olabilir. Bu iki şekilde olabilir. Mesela ABD'de başkanla beraber seçilebilir. Başkanın başına bir şey gelirse onun yerine kalan süreyi tamamlar ama bizde öyle düşünülmedi. Başkan seçilsin, yardımcı sonra kendi belirlesin. Süresi 5 yıl, bir 5 yıl daha var, 10 yıl. Bakanlar da parlamentonun dışından olacak. Yürütme organının başında başkan olacak" dedi.
Prof.Dr. Kuzu, başkanlık modeliyle müsteşarlar da dahil bürokratların hükümetle gelip hükümetle gideceğini söyledi. Meclisin dar bölge ve daraltılmış bölge ile seçileceğini belirten Kuzu, milletvekillerinin daha aktif ve etkin olacaklarını da ifade etti. Kuzu, denetimde de siyasi sorumluluğun ön planda olacağını belirterek "Başkan 5 yılda bir halka giderek hesabını verecek. Bakanların sıkıntısı varsa bundan başkan sorumlu olacak ve istediği zaman o bakanı değiştirecek. Başkan parlamentoyu suçlayarak yüce divana gönderebilecek." diye konuştu.
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS