ÇHD davası başladı

ÇHD davası başladı

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay'ın da aralarında bulunduğu 9'u tutuklu 22 avukat hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Terörle Mücadele Kanunu (TMK)'nun 10. Maddesi'yle görevli İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davada, yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunan avukatlar ilk kez hakim karşısına çıktı.

Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısında yeni yapılan binada görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Selçuk Kozaçlı, Taylan Tanay, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Günay Dağ, Naciye Demir, Şükriye Erden, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ve Avni Güçlü Sevimli katıldı. 12 tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu.

Sanıklar: "Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz"

Tutuklu sanıklar saat 10.00'da duruşma salonuna alındı. Sanıklar salona girdiği sırada, "Kahrolsun Faşizm, yaşasın mücadelemiz" şeklinde slogan attı.

Duruşmaya katılan 500 avukat, tutuklu sanıkları ayakta alkışladı. Sanık avukatlar da el sallayarak meslektaşlarına karşılık verdi. Duruşma ise Mahkeme heyetinin 10:20'de salona girmesinin ardından başladı.

500 avukat duruşma salonunda

Sanık avukatları savunmak için yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda avukat hazır bulundu.

Aralarında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve İstanbul Barosu  Başkanı Ümit Kocasakal'ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 500 avukat duruşmada hazır bulundu.

Avukat yoklaması sırasında tek tek söz alan avukatlar, "Tüm tutuklu meslektaşların müdafisiyim ve sanık konumuna getirilen avukatların müdafisiyim" şeklinde beyanda bulunarak isimlerini söyledi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve İstanbul Barosu  Başkanı Ümit Kocasakal da duruşmaya gözlemci sıfatıyla katıldıklarını belirtti.

Mahkeme Başkanı uyarıda bulundu

Mahkeme Başkanı Mustafa Bağarkası, duruşmada görüntü kaydının yasak olduğunu hatırlattı. Mahkeme Başkanı Bağarkası tutuksuz sanıkların da tutuklu sanıkların bulunduğu ön tarafa gelebileceklerini söyledi. Bunun üzerine 12 tutuksuz sanık da tutuklu sanıkların olduğu bölüme geçti.

Sanık Efkan Bolaç:"Tesadüfen dışarıdayım"

Bir saat süren avukat yoklamasının ardından sanıkların kimlik tespitlerine geçildi. Kimlik tespiti yapılan Avni Güçlü Sevimli anne baba ve doğum tarihi hakkında bilgi verdikten sonra Mahkeme Başkanı, "Özel durumunuz hakkında bilgi vermek ister misiniz,maddi geliriniz evli, bekar, kaç çocuk gibi...' diye sorunca, Sevimli, "Çok önemli değil bekarım" dedi ve salonda gülüşmeler yaşandı.

Kadın tutuklu sanıklar ise, "Bakırköy kadın tutuk evinde tutsağım' şeklinde adresleri hakkında beyanda bulundu. Sanık Efkan Bolaç ise kimlik tespiti sırasında "Tesadüfen dışarıdayım" demesi salonda gülüşmelere neden oldu.

İddianamenin özeti okundu

Söz alan tutuklu sanık Selçuk Kozağaçlı, "İddianame bize hem dijital hem de basılı olarak verildi. Yeterli bilgimiz vardır okunmasına ihtiyaç duymuyoruz" dedi. Mahkeme iddianamenin özetinin okunmasına karar verdi.


Kozağaçlı savunma yaptı



Selçuk Kozağaçlı'nın da aralarında bulunduğu 9'u tutuklu 22 avukatın yargılandığı davada, sanık savunmalarının alınmasına başlandı.



İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanındaki adliye binasında bulunan salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, sanıklar salona alındığı sırada izleyiciler tarafından alkışlandı.



Mahkeme Heyeti Başkanı Mustafa Bağarkası, güvenlik açısından mahkeme heyetinin fotoğrafının ve görüntünün çekilmemesi gerektiğini hatırlatarak, "Çekim olursa tatsız, tuzsuz olur. Birşey olmamasında fayda var" diyerek, sanıkların savunmasına geçildiğini belirtti.


 
Savunmasını yapmaya başlayan tutuklu sanık Selçuk Kozağaçlı, konu bütünlüğü içerisinde müşterek olarak savunmaya yapacaklarını belirterek, konuşma sırasının kendilerine geldiğini ifade etti.



Kozağaçlı, koğuştan 340 gün sonra çıkarıldıklarını ve salona getirildiklerini söyleyerek, duruşma salonunda birçok tanıdık ve yeni yüze rastladıklarını anlattı.


"Silah zoruyla itip kakarak, bizi buraya getirdiler"



Sanık Kozağaçlı, zenginliğin sebebinin yoksulluk olduğunu savunarak, "Silah zoruyla itip kakarak, bizi buraya getirdiler. Saniyede 1 kişi ölenlerden sıyrıldık. Dipçiklerle bu mikrofonun önüne geldik. Bu mikrofon bu yüzden çok değerli" dedi.



Yoksulların avukatları olduklarını, konuşma şansı bulamayanlar için konuşacaklarını, ölenleri vekaleten duruşmada konuşacaklarını dile getiren Kozağaçlı, şunları söyledi: "Kaçırıldık mı? Alındık mı? Hükmün infazını mı çekiyoruz? Bu konuda çok az iddia ettiğiniz konu çerçevesinde mi tutuklu bulunuyoruz. Araştırılması gerekiyor. Burada bulunma sebebini, özünü öğrenmek amacımız. Bizi neden 1 yıldır kapalı tutuyorlar? Aklımıza 'tutuklandık mı?' diye gelmedi. Avukatlık yaşamım boyunca, binlerce insanın hapiste eziyet gördüğünü gördüm. Müvekkillerim katledildi. Cenazelerini aldık. Bu ülkede avukatlar katledildi, öldü. Adam
kaçırmak, bir yerlere kapatmak size olağan gelmesin."


Sanık Kozağaçlı, kontrgerillanın da yasama, yürütme gibi bir organ olduğunu iddia ederek, "Kontrgerilla devletin 4. erkidir. Canı sıkıldığı her zaman yasa dışı yola başvurur. Devletin erkleri yasama, yürütme, yargı ve kontrgerilladır. Geçen hafta hiç televizyon seyrettiniz mi?" dedi.


Kozağaçlı, kendisini en iyi anlayacak olan yerin DGM'ler olduğunu, terörle mücadelenin ne olduğunu bildiklerini söyleyerek, şöyle devam etti: "Teröristle nasıl mücadele edeceksiniz? Filitle ortadan kaldıracak
haliniz yok, elbette bir mücadele yönteminiz olacak. Dünyanın her yerinde terörle mücadele böyle yapılır. Kim diyor? 23 Ocak 1998 Mehmet Kemal Ağar diyor. Yani bize 'biz zaten bir kısmını önünüze getirmeyip öldürüyoruz sokakta. Özel bir mücadele yönetimi kullanıyoruz. Hasbelkader önünüze getirmekte olduklarımızı da sizler özel yargılama yöntemi uygularsınız herhalde' diyor. Bunlarla herhalde mücadele etme yönetimi hukuk değildir. Mehmet Ağar'ın özel bir durumu var. Hayatı boyunca hiç inkar etmedi yaptıklarını. Bunları ya oya ya paraya ya da ikbale çevirdi. Ama hiçbir cinayetini reddetmemiş ve 'bunlardan bir tane değil bin tane yaptım' demiştir. İlginç bir adamdır. Ancak burada Mehmet Ağar'ın kendisiyle ilgili konuşmuyorum. Bir tarih bilinciyle konuşuyorum."



Kamu görevlilerinin insanları katlettikleri yerlerde savunmalar yaptıklarını ileri süren Kozağaçlı, Mehmet Ağar'ın Susurluk davasında kısa bir süre ceza aldığını, cezanın tamamını çekmediğini ve Ağar'ı 15 ayda 3 bin kişinin ziyaret ettiğini iddia etti.



Yakınlarını, dostlarını kaybettiklerini anlatan Kozağaçlı, "Bu ülkenin halkları katledildi. Asla bu hatıraya layık olmayacağız. Asla fon paralarıyla çalışmayacağız. Asla hizaya girmeyeceğiz. Eğer yargılanmamızın sebebi bunlarsa. Bunları yapmayacağız" diye konuştu.



Kur'an-ı Kerim'den ayetle savundu



Selçuk Kozağaçlı, savunmasında Kur'an-ı Kerim'den ayetlere de yer verdi.


"Asla sizin istediğiniz gibi solcular olmayacağız" diyen Kozağaçlı, cezaevinde 3 bin kişinin ziyaret ettiği Mehmet Ağar'ın asla kendileri için muteber bir kişi olmayacağını söyledi.



Kafirun Suresi'nde geçen "Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim" bölümünü hatırlatan Kozağaçlı, "Asla sizin taptıklarınıza tapmayacağız" dedi.



Mehmet Ağar'ın 1995 yılında katıldığı bir panelde Halkın Hukuk Bürosu'nu suçlayan ifadeler kullandığını aktaran Kozağaçlı, benzer cümlelerin, operasyonla ilgili açıklama yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı'nın açıklamasında da yer aldığını savundu.



Kendilerinin cezaevini "Medrese-i Yusuf" olarak gören ve kendilerini "özgür tutsak" olarak nitelendiren bir kuşağın temsilcileri olduklarını dile getiren Kozağaçlı, Yusuf Suresi'nin meailinden bir bölümü okudu.



Müvekkillerinin işledikleri suçlar nedeniyle kendilerinin cezalandırılmak istendiğini ifade eden Kozağaçlı, iddianamede kendilerinin Erdal Dalgıç, İbrahim Çuhadar ve Hasan Selim Gönen'in avukatı olduklarının yazıldığını belirtti.



Kozağaçlı, "Biz bunları tanır mıydık? Evet. Müvekkilden daha yakın bir ilişkimiz var mıydı? Vardı. Büromuza gelip kahve içmişlikleri var mı? Var. Memleket meselesini konuşmuş muyduk? Evet, konuşmuşluğumuz da var. 'Biz şu karakolu bombalayalım mı?' diye bize sormadılar. Ya da bombaladıktan sonra 'İyi, güzel yaptık' demediler" diye konuştu.


"Klan hukuku" uygulanıyor



Kendilerine "klan hukuku" uygulanarak cezalandırılmak istendiklerini öne süren Kozağaçlı, modern hukukta suçun şahsi olduğunu ve ancak şahsa verilmesi gerektiğini ifade etti.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın operasyon hakkında beyanda bulunduğunu ileri sürerek, bu durumu eleştiren Kozağaçlı, "Daha 1. tutukluluk müzekkeremizde, iddianameyi hazırlamış, yargılamış, hükmü vermiş, onamış, iade-i muhakemeyi de reddetmiş. Ben yargıç olsam böyle bir konuşma karşısında kıpırdayamam bile" dedi. Mahkeme başkanı araya girerek, "Öyleyse iyi ki olmamışsınız" şeklinde karşılık verdi.


Kozağaçlı ise "Onun için genç yaşta avukat olmayı seçtim" diyerek espri yaptı.



İddianamede, Güler Zere için yürüttükleri mücadelenin yer almasını eleştiren Kozağaçlı, "Ne kadar ayıp. Cumhurbaşkanının 'Bir belge olsa da imzalasam' dediği, Dışişleri Bakanının 'Bizim kızımız' dediği kişi için yürütülen mücadele, burada suçmuş gibi yer alıyor. Hapisten çıktıktan 6 ay sonra ölmüş bir insandan bahsediyoruz. Belki zamanında çıksa tedavi olabilecek bir insandan" ifadelerini kullandı.



Kozağaçlı, kendilerinin tarihe geçmek istemediğini, "sıra neferi" olduklarını anlatarak, Nazım Hikmet'in "Sıradakinin ölümü" şiirini okudu.


Kozağaçlı'nın okuduğu şiiri salondakiler alkışladı.


Sanık Selçuk Kozağaçlı'nın savunmasının bir kısmını tamamlanmasından sonra duruşma yarına ertelendi.


CHP'li vekiller de izleyici olarak katıldı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP milletvekilleri  İlhan Cihaner, Süleyman Çelebi, Kadir Gökmen Öğüt, Musa Çam, Candan Yüceer, Veli  Ağababa, HDP  Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk  Eminağaoğlu, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve sanıkların yakınları duruşmayı izledi.

İddianame

Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adem Özcan tarafından hazırlanan 622 sayfalık iddianamede, ÇHD Genel Başkanı Kozağaçlı ile derneğin İstanbul Şube Başkanı Tanay'ın "DHKP-C terör örgütü yöneticisi olmak", diğer avukatların ise "örgüt üyeliği" suçundan yargılanması talep edildi.

İddianamede, avukatlardan Ebru Timtik hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış mübbet hapis cezası istendi. İddianamede, Selçuk Kozağaçlı'nın, "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan 15 ile 22,5 yıl, "terör örgütü propagandası yapmak"tan da 1,5 ile 7,5 yıl olmak üzere toplam 16,5 ile 30 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması talep edildi.

Tutuklu sanıklardan Taylan Tanay'ın "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan 15 ile 22,5 yıl, 5 kez "terör örgütü propagandası yapmak"tan 7,5 ile 37,5 yıl ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçundan da 1 yıl 2 ay ile 6 yıl olmak üzere toplam 23 yıl 8 ay ile 66 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklardan Ebru Timtik'in de "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, diğer suçlardan ise toplam 35 yıl 8 aydan 88 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

İddianamede, diğer sanıklardan Barkın Timtik'in 17 yıl 8 ay ile 66 yıl, Oya Aslan'ın 16,5 ile 60 yıl, Günay Dağ'ın 17 yıl 8 ay ile 66 yıl, Naciye Demir'in 15 ile 52,5 yıl, Şükriye Erden'in 13,5 ile 45 yıl, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı'nın 10,5 ile 30 yıl, Özgür Yılmaz, Avni Güçlü Sevimli ve Gülvin Aydın'ın 9 ile 22,5'ar yıl, Güray Dağ, Efkan Bolaç, Serkan Arıkanoğlu, Zeki Rüzgar, Mümin Özgür Gider, Metin Narin, Sevgi Sönmez, Alper Tunga Saral, Rahim Yılmaz ve Selda Yılmaz'ın da "terör örgütü üyeliği" suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS