Ege'de depremi 15 gün önceden bildirecek sistem kuruyorlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremi önceden haber veren bir önkestirim istasyonu kurmak için çalışmalara başladıklarını duyurarak, "Yakında kamuoyu ile paylaşacağız" dedi. Sözbilir, Japonya'da depremi alansal olarak 15 gün önceden bildiren aletlerin üretildiğini söyledi.



Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremi önceden bildiren bir proje üzerinde çalıştıklarını, deprem önkestirim sistemi istasyonu kurmayı amaçladıklarını belirterek, "Yakın bir gelecekte bunu kamuoyu ile paylaşacağız" dedi.



'15 gün önceden bildiriyor'
Deprem tahmin çalışmalarının dünyada çok uzun yıllardır yapıldığını dile getiren Sözbilir, şunları söyledi: "Mesela kaya sıkıştığında elektromanyetik alan oluşturuyor ve onlar yüzeye doğru gürültü şeklinde geliyor. Şu anda Japonya’da o gürültüyü ölçen alet üretimi gerçekleşmiş durumda. Depremi 15 gün önceden alansal olarak bildiriyor. Biz de üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Jeotermal Enerji Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü olarak bu konuda belli projeler üretme çalışmaları içerisindeyiz. Amacımız bütünleşik bir deprem önkestirim sistemi istasyonu kurmak. Hem kayanın, hem suyun, hem de havanın içinde gelişen değişimleri ölçen bir sensör sistemi oluşturulması planı var. Yakın bir gelecekte bunu kamuoyu ile paylaşacağız."
Ege bölgesinde gerçekleşen depremlere ilişkin bilgi veren, Sığacık-Gümüldür tarafından Balıkesir’e kadar uzanan zon içerisindeki çok sayıda fayların bir kısmının 7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebileceğini ifade etti. Sözbilir, şu bilgileri paylaştı: "Bu faylarda gerilim birikimi gerçekleşiyor. Çünkü her iki tarafında da kırılmalar gerçekleşti. Bu bölge, kırılmaların transferini gerçekleştiren bir bölge olduğu için bu fayların gelecekte çalışması gerekiyor. Midilli tarafında kırılma gerçekleştiği için Manisa’da kırılma gerçekleşmek zorunda. Çünkü arada gerilim farkı oluşuyor. Bu gerilim farkını gidermek için İzmir’deki fayların bir kısmının o deformasyona cevap vermesi gerekiyor. Kırılmanın zamanı ve büyüklüğü konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz ancak İzmir ve Manisa çevresindeki faylar 7.2 büyüklüğüne varan deprem üretecek uzunlukta faylar içeriyor."



Diri fayların bir an önce çalışılması gerektiğini belirten Sözbilir, yakın bir gelecekte bu fayların hangisinin kırılacağını paleosismoloji bilimi sayesinde öğrenebileceğimizi söyledi. Sözbilir, "Bu tür çalışmalar İzmir’de henüz yapılmıyor fakat bu konuda TUBİTAK’a bir proje sunduk. Bu projenin uygulanması durumunda İzmir çevresinde fayların hangisinin ne zaman ve ne kadar büyüklükte deprem üretebileceği konusunda önemli bilgilere ulaşılabilecek ve buna göre resmi kurum ve kuruluşlar da gerekli önlemleri alabilecek" açıklamasında bulundu.
Son aylarda bazı kişi ve derneklerin, NASA ile birlikte İzmir ve çevresinde deprem önkestirim sistemi istasyonu kurma ve bazı belediyelerle işbirliği protokolü oluşturma çabası içinde olduğunu dile getiren Sözbilir, "Deprem önkesitirm çalışmaları ciddi bir bilimsel bilgi birikimi gerektirir ve bu sadece Türkiye özelindeki üniversitelerde gerçekleşebilir. Bu konularda NASA’nın yardımına ihtiyacımız yok. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniversitelerinde depremlerle ilgili çalışmaları yapacak yeterlikte bilim insanı bulunuyor. Bu tür derneklerin halkın vergileriyle ayakta duran belediyeler tarafından desteklenmemesi gerekir" dedi.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS