Erdoğan'dan HDP'li bakanlarla ilgili sert açıklamalar

Erdoğan'dan HDP'li bakanlarla ilgili sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HDP'li bakanların istifasına ilişkin, "Bugün bu aldığımız haber manidardır. İstifa ettiler, kendi takdirleridir, edebilirler. Kalmaya mecbur da değiller. Fakat burada Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik yakıştırmaları, suçlamaları, bunlar tabii çok çok gerçekten ağır ithamlar ve çirkin ithamlar" dedi.

Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınıyla ekrana gelen "İskele Sancak Özel" programında, gazeteci Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Acet'in "Sıcak bir gelişme oldu bugün. HDP'li iki bakan istifa ettiler ve hızlı şekilde de atamalar yapıldı. Hem Kalkınma Bakanlığı'na hem AB Bakanlığı'na. HDP'li bakanlar ayrılırken birtakım suçlamalarda da bulundular. Bu suçlamaların bir kısmı da size dönüktü. Ne dersiniz, bu konu nasıl gelişti? Bu istifaların arkasında ne gibi faktörler oldu?" şeklindeki sorusu üzerine, şunları kaydetti:



Tunceli'de lojmanlara roketli saldırı!


Numan Kurtulmuş: 'Şiddetle kınıyoruz, şiddetle reddediyoruz!'


"Öncelikle bu zatların malum bakan olması aslında bir geçici seçim hükümetinin kurulmasına zemin hazırlayan süreç ki malum hükümet kurma görevini en fazla milletvekiline sahip olan AK Parti Genel Başkanı Sayın Davutoğlu'na vermiştim. Gerek ana muhalefet, gerek diğer muhalefet partileriyle ilk turda görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerden sonra, uzun süren görüşmelerden sonra tabii hükümet kurulamayınca malum 45 günlük süre sebebiyle, 5 gün kala bana görevini iade etti.


"Zaman kaybı olacağını düşünerek..."


Bana görevini iade ettikten sonra tabii ben o 5 günlük süre içerisinde de dolayısıyla ikinci bir hükümet kurma görevini vermedim. Zira yaklaşım tarzları zaten belli. Görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerde anlaşamadıklarına göre böyle yeni bir süreci başlatmanın da bize ciddi bir zaman kaybı olacağını düşünerek bu adımı attık."


Daha sonra Meclis Başkanı İsmet Yılmaz ile yaptığı görüşmelerde, parlamentodaki temsile göre, seçim hükümetini kurma görevini Başbakan Davutoğlu'na verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Meclis Başkanı'nın bütün partilerin ne kadar temsile sahip olduğunu belirlemesi neticesinde, o partilerin milletvekillerine de burası yalnız çok önemli, burada kalkıp o partinin genel başkanından veya yöneticilerinden burada izin almak diye bir şey yok. O partili milletvekillerinden parlamentoda olanlara Sayın Başbakan teklif götürür. Bu tekliflere olumlu veya olumsuz cevap verirler. Nitekim CHP'in mensubu olan milletvekilleri buna olumsuz cevap verdi. MHP'den sadece buna Tuğrul Türkeş Bey olumlu cevap verdi. HDP'den ise onların da mensubu olan üç kişi fakat bir tanesi daha sonra çekildi, kabul etmedi. İki tanesi kabul etmiş oldu" diye konuştu.


O muhaliflerle ilgili flaş iddia!


CHP'li Haluk Koç'tan HDP'ye ağır sözler


"O metin önlerine nereden geldi?"


Erdoğan, böylece 11 AK Partili, bunun yanı sıra Tuğrul Türkeş, 2 HDP milletvekili ve diğerleri bağımsız olmak üzere kabinenin oluşturulduğunu söyledi. Bugün bu alınan haberin manidar olduğunu dile getiren Erdoğan, HDP'li milletvekillerinin istifa etmelerinin kendi takdirleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 


"Edebilirler. Kalmaya da mecbur değiller. Fakat burada tabii Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik yakıştırmalar, suçlamaları bunlar tabii çok çok ağır ithamlar ve çirkin ithamlar. Öncelikle bu tür ifadeleri Sayın Başbakan'a kullanmadılar veya Bakanlar Kurulu'nda kullanmadılar. Benim merakıma mucip olan şey şudur; acaba bunların önüne metin nereden geldi? Ve o gelen metin burada okunmak suretiyle kalkıp Saray'ı veya Cumhurbaşkanlığı makamını lekelemeye çalışıyorlar. Son günlerde bunların tabii bu çirkin alışkanlıkları devam edip gidiyor."


"Çözüm Süreci'ni yıkan onlardır"


Açıklamada çok çirkin ifadeler kullanıldığını belirten Erdoğan, "Mesela bunlardan bir tanesi, 'Saray ve talimatlandırdığı AK Parti'nin tüm kamuoyunun gözleri önünde bir savaş ve darbe konsepti yürürlüğe konmuştur. Saray tarafından tekmelenen çözüm masası seçim sonrası tamamen devrilmiş, olağanüstü sıkı yönetim günlerini bile aratan savaş konsepti ortaya konmuştur'. Şimdi burada şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar" dedi. Erdoğan,


Çözüm Süreci'ni başlatanın kendisi olduğunu aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Çözüm sürecini başlatan mensubu oldukları parti değil. Tam aksine Çözüm Süreci'ni yıkan onlardır. Burada çok açık ve net bir şeyi ifade etmek isterim. Şu anda arkasına aldıkları terör örgütüyle birlikte ayakta kalmaya çalışanlar da bunlar. Arkalarında zaten bu terör örgütü olmamış olsa bunlar buraya kadar gelemezler. Ama terör örgütünden aldıkları destekle, gördüğümüz, gördüğünüz gibi ayakta durmaya çalışıyorlar. Şimdi ülkemizin özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde bunca olaylar yaşanıyor. Tüm bu yaşanan olaylarda mayınlamalar kimler tarafından yapılıyor? Bölücü terör örgütü tarafından yapılıyor. Bunu artık herkes biliyor. İki, bütün bu hendekler kazılıyor. Cizre'de, Silopi'de, şurada burada. Dikkat edin bunlar HDP'li belediyeler tarafından kazılıyor. İş makineleri onlara ait. Kendi iş makinesi yoksa bakıyorsunuz hizmet alımı suretiyle işmakineleri kiralıyorlar, bunlarla yapıyorlar." 


"Güneydoğu'da esnaf ve halk tehdit ediliyor" 


Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer taraftan Güneydoğu'da şu anda özellikle esnafın ve halkın tehdit edildiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerdebulundu:


"Özellikle esnafa yapılan tehditte belli haraçlar toplanıyor. 'Şu kadar para göndereceksin. Gönderemiyorum dersen o zaman yargılanacaksın. Mahkemeye geleceksin' diyor. Kendilerine göre mahkemeler oluşturmuşlar. Bütün bunlar şu anda yaşanıyor. Ve daha da ötesi diyelim ki AK Parti'den milletvekili olacak birisi. Arıyorlar kendisini 'Olduğun anda bilesin ki sen öldürüleceksin'. Yeni, bu seçimde de, bu seçimden önce de bunlar yaşandı. Benim genel başkanlığım dönemimde de bu tür tehditler oldu. Bunca insanlar kaçırılıyor. Bunları kim kaçırıyor? Bölücü terör örgütü kaçırıyor. Benim aziz milletimin bir defa çok iyi bilmesi lazım ve bunlara da gereken dersi en yakın zamanda vermesi lazım. Bakın burada çok ilginç bir şey var, 'savaş konsepti' diyor. Savaş konseptinin faili bunlardır. Ellerinde silahla dolaşan bunlardır. Evlerinde silah yakalananlarbunlardır. Bunca mühimmat yakalananlar bunlardır. Herhangi bir AK Partili'nin evinden çıkmıyor bunlar. Veya bir başka partilinin evinden çıkmıyor, sadece bunların evinden çıkıyor. Bunların koordine oldukları yerden bunlar çıkıyor. Bunlar, kendi partilerini dahi zaman zaman bu işler için koordinasyon merkezi olarak kullanıyorlar."


"Zaten bu işin baş aktörü sizsiniz"


Bakanlık görevlerinden istifa eden HDP'li milletvekillerinin açıklamalarında kullandıkları "Savaşın daha çok boyutlandırılacağı, büyütüleceği mesajı Saray tarafından ve AK Parti tarafından belirtilmektedir" ifadelerini Erdoğan, "Kim söyledi bunu? Hangi AK Partili söyledi? Böyle bir şeyi bizden duydunuz mu? Tüm halkım bunun şahididir. Böyle bir şey var mı?" şeklinde değerlendirdi. Erdoğan, açıklamadaki "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fiili olarak rejimi değiştirdiğini ifade etmesi, anayasal düzenleme istemesi bile darbe konseptini açık bir şekilde ele vermiştir" görüşlerine yönelik olarak da şunları kaydetti: 
"Bunlar ne zavallı insan. Çok enteresan. Fiili olarak bizim buradaki ifademizin kastı nedir? İlk defa halk tarafından bu ülkede cumhurbaşkanı seçiliyor. Yani bununla halkın kendi başkanını, cumhurun başkanını seçmesi olayıdır. Şimdi buradan anayasal bir düzenlemeyle Başkanlık sistemine geçilmesinin, ifade edilmesinin anormal ne yanı var? Ben bunları zaten çok açık ve net olarak söyledim. Bunu bile bir darbe konsepti olarak görüyor. Mesela bir başka tespitten daha bahsediyor yine. 'Devrilen çözüm ve koalisyon masalarının sorumluluğu tüm halklarımız tarafından bilinmesine rağmen HDP ve diğer muhalefet partilerine fatura edilmiştir'. Bundan daha kabul görecek bir tespit olmaz ki. Zaten bu işin baş aktörü sizsiniz ve sizler kendinize gelen tekliflere sıcak bakmadınız, olumlu bakmadınız."


"Sizi kimse zorlamadı"


CHP ile MHP'nin buna olumlu bakmadıklarını belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 


"Zaten MHP, böyle bir şeye hiç yaklaşmadı. Olumlu hiç bakmadı. Dedi ki 'Bana milletim ana muhalefet partisi olma görevini verdi. Dolayısıyla ben o görevdeyim', kabul etmedi. CHP'nin, ana muhalefetin yaklaşımına bakıyorsunuz, o yaklaşımda da yine çok garip şeyler istendi. Bundan dolayı tabii şu andaki hükümet, özellikle Sayın Başbakan buna da olumlu bakmadı. HDP ile zaten yaptıkları görüşme o süreci bir tamamlama noktasındaydı. Bakın seçim hükümetine neden dahil olduğunuzu defalarca ifade ettim. Neden oraya katıldınız? Sizi kimse zorlamadı. Diğer iki parti katılmayacağını bildirdi ama buna rağmen bir tanesinin içinden Sayın Türkeş çıktı, 'Bana milletim bir görev verdi. Ben milletimin vekiliyim ve ben bu ülkede hükümet krizine neden olmam. Bana böyle bir teklif geldi, ben babamdan da bunun yaşayarak tavsiyesini aldım ve bu tavsiyenin gereğini şimdi de evladı olarak yerine getiriyorum' dedi. Sağ olsun o hükümete katıldı. Düşünün anında partisinin onun hakkında aldığı kararlar da belli vegenel başkanının söylediği ne? 'Recep Tayyip Erdoğan'a hayırlı olsun'. Böyle bir ifade şık düşer mi? Bir defa burada 'Bu ülkeye hayırlı olsun' der siyasetçi ama bunu diyememiştir."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS