Hakim gazetecilere hapis gerekçesinde Sivas Katliamını hatırlattı

Hakim gazetecilere hapis gerekçesinde Sivas Katliamını hatırlattı

Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo'nun kapağını köşelerinden yayınladıkları için 2 yıl hapis cezasına çarptırılan Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya ile ilgili gerekçeli karar yayımlandı. Kararının gerekçesinde hakim, "Ateist olduğunu gizlemeyen yazar Aziz Nesin" gibi ifadeler kullanarak, 33 aydının yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamına değindi. Dahası faillerin katliamı "din adına iyi niyetli olarak yaptıklarına inandıklarını" kaleme alan hakim, İslam inancının peygamberin resmedilmesini yasakladığına da gerekçede yer verdi.

Cumhuriyet yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya’ya, Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun özel sayısının kapağına köşelerinde yer verdikleri için verilen 2 yıl hapis cezasının gerekçesinde "tahrik" ve "galeyan" tehlikesine dikkat çekildi.

2’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Çetinkaya ve Karan, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 2 yıl hapis cezası alırken, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan beraat etmişti. Mahkeme, iki gazetecinin "pişmanlık göstermeyen davranışları" nedeniyle de cezada indirim yapmamıştı.

"Bize yabancı değil"

Cumhuriyet’te yer alan habere göre mahkeme yargıcı gerekçeli kararında, 33 aydının öldürüldüğü katliamın faillerinin "tahrik" ve "galeyan"a geldiğini savunarak, “Ateist olduğunu gizlemeyen yazar Aziz Nesin’in İslam dinine yönelik bazı hakaret içerikli sözler söylediğinden bahisle Sivas’ta toplu halde harekete geçen insanlar, Aziz Nesin’in kaldığı bildirilen oteli galeyana gelerek ateşe vermiştir. Bu olaylar, din adına yapanlar tarafından, iyi niyetli olarak yapıldığına inanıldığı şekliyle yaşanan olaylardır. Bunlar bile, dinsel anlamdaki tahriklerin nereye gideceğinin bilinmezliğini ortaya koymaktadır” yorumunda bulundu.

Yargıç, “Dinsel kökenli (mezhepsel yaklaşımlar da bu çerçevede değerlendirilebilir) ani toplumsal reaksiyonlar bize çok yabancı değildir” deyip buna da Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamını, Rahip Santoro cinayetini, 1930’daki Kubilay olayını ve Maraş katliamını örnek gösterdi.

"Ateist olduğunu gizlemeyen Nesin"

Benzer bir biçimde, Madımak katliamına katılanların da "sonunu düşünmeden harekete geçtikleri"ni savunan yargıç şöyle devam etti: “Yakın geçmişte ateist olduğunu gizlemeyen yazar Aziz Nesin’in İslam dinine yönelik bazı hakaret içerikli sözler söylediğinden bahisle Sivas’ta toplu halde harekete geçen insanlar, Aziz Nesin’in kaldığı bildirilen oteli galeyana gelerek ateşe vermiştir. Olayda çok sayıda yazar, ozan ölmüştür. Nesin bu olaydan kurtulmuştur. Üstelik bu sözleri tam olarak nasıl söylediği bile belli değildir. Oysa anında bir reaksiyonla, insanlar, kendi kutsallarına yönelik hakaret yönünden toplu halde ve sonunu düşünmeden harekete geçmişlerdir.”

Yargıcın olağan kabulü

Çetinkaya ve Karan’ın "ifade özgürlüğü" bağlamında Charlie Hebdo kapağını yayınlamalarının gereksiz olduğunu, zaten mesajlarını yazıyla da verebileceklerini savunan yargıç, “Bu davada somut olarak tahrik edilen husus dindir. Dergi kapağı resimsiz olarak yayınlansaydı, dava açılmayabilirdi. Yazıyla verilmek istenen mesajı zaten vermişlerdir. Bu yazının fikirsel olarak ayrıca Charlie Hebdo kapağıyla pekiştirilmesine gerek var mıdır? Olağan bir kabulle aslında yoktur. Sanıkların yazılarında yer alan bu ifade biçimi zaman olarak uygunsuz ve başlı başına zaten bizatihi kışkırtıcıdır” dedi.

Kararda, Charlie Hebdo’nun Muhammed peygambere yönelik "saygısız yaklaşım" nedeniyle saldırıya uğradığı da savunuldu.

Karar gerekçesinde, İslam dinine dair şu yorumlar yer aldı: “Sadece peygamberimiz değil, müşrik ileri gelenlerinin de resmi yoktur. Çünkü İslami inanışa göre iman bir gayb ve kalb meselesidir. Gözünüzle görmediğinize inanmak vardır. İnanışa göre, Müslüman olmak Yaradan’a, meleklere, ahirete inanmakla vücut bulmaktadır. İslami inanışa göre Hz. Muhammed’i resmetmek mümkün değildir.”

"Realitede yeterlilik"

Gazetecilerin yaşadığı toplumdan farklı hareket etme hakkı ve lüksü olmadığını savunan yargıç, “Mahkememiz, içinde yaşanılan toplumda büyük kesimi oluşturan İslami dinsel topluluğunun inançlarına, doğrularına saygı duymakla yükümlü olup, bu realiteyi de görebilecek yeterliliktedir” dedi.

Yargıcın "bu realiteyi görebilecek yeterlilik"e vurgu yaptığı davada, iki gazeteciye hapis cezası verilmesinin akabinde mahkeme salonundan tekbir sesleri yükselmiş, iki gazetecinin cezalandırılması sosyal medyada bir kesimi de sevince boğmuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS