Kılıçdaroğlu: "Helal süt emmişlerin siyaseti olacak"

Kılıçdaroğlu: "Helal süt emmişlerin siyaseti olacak"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye'yi haramilerden kurtaracağız. Temiz siyaset olacak, helal süt emmişlerin siyaseti olacak" dedi.

Partisinin belediye başkan adaylarını tanıtmak üzere karayoluyla Samsun'a gelen Kılıçdaroğlu, Havza ilçesinde partililerce karşılandı. Burada parti otobüsünden vatandaşlara hitap eden Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iyi yönetilmediğini söyledi. Devleti yönetenlerin kendine çalıştığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:


"Şimdi sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle, il il gezip sabahtan akşama kadar konuşuyor. Niye konuşuyor biliyor musunuz? 'Savcı ve polis niye hırsızın peşine düştü' diyor. O da savcı ve polisin peşine düşmüş. Devlette böyle bir yönetim olur mu, olmaz. Dersini vermek bana düşüyor, dersini vermek size düşüyor. Allah büyüktür derler, gerçekten öyle. Bütün hataları meydana çıktı, yanlışları meydana çıktı. Kusurları meydana çıktı, yalanları meydana çıktı."


"Öbür dünyaya siz para mı götüreceksiniz Allah aşkına, gözünüz doymadı mı sizin hala" diyen Kılıçdaroğlu, "1 milyar, 2 milyar, 3 milyar... Yeter, düşün milletin yakasından. Düşüreceksiniz, söz mü? Hep beraber söz vereceğiz. Türkiye'yi haramilerden kurtaracağız. Temiz siyaset olacak, helal süt emmişlerin siyaseti olacak" ifadelerini kullandı.


Kılıçdaroğlu, Ankara'dan karayolu ile Samsun'a giderken Çorum'da partililer tarafından karşılandı. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kolluk kuvvetleri yönetmeliği değişikliğinin Danıştay tarafından iptal edilmesi ve yaşanan süreçle ilgili açıklama yaptı.


Danıştay kararı değerlendirmesi


Kılıçdaroğlu, "Yönetmeliği iptal edilmesi hukuk devletinin gereğidir. Herkes yargı kararlarına saygı duymak zorundadır. Eleştirilebilir ama gereği yerine getirilmek zorundadır. Önceden hırsıza haber verecekseniz diye demokratik bir ülkede düzenleme yapılmaz. Danıştay da böyle söylüyor zaten. İktidar ne diyor; efendim bana haber ver, ben hırsıza haber vereceğim. Ondan sonra polisler gidip arama yapsınlar. Böyle bir düşünce olmaz. Bu insanın aklıyla alay etmek demektir. Zaten bu iktidar insanlarla alay etmeye başladı. Doğru bir uygulama olmaz" dedi.


Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bereket versin, Danıştay dedi ki; bunu yapamazsınız. Şimdi gereğini yapmak zorundalar. Nereye gider? Ülke iyi yönetilmiyor, tutarlı yönetilmiyor. Sayın başbakan bağırdığı sürece gerginlikler artar, niye bağırıyor başbakan ? Hırsızları korumak için bu kadar bağırmaya gerek yok. Emin olun susarsanız ülke rahat edecek. Her 10 dakikada bir bir bakıyorsunuz bağırıyor. Niye bağırıyorsun sayın başbakan ? Polis, savcı neyin peşinde, hırsızın peşinde. Sen neyin peşindesin, savcının ve polisin peşindesin. Böyle devlet yönetimi olmaz. Yazık günahtır, bu ülkeye. 90 yıllık birikimi var bu ülkenin. Parlamento konusunda, devlet yönetimi konusunda, güçler ayrılığı konusunda zaman zaman sorunlar yaşandı. Ama her seferinde demokrasi biraz daha güçlenerek yoluna devam etti."


"Yargının görev yapmasını kimse engellememeli"


İlk kez Türkiye'de demokrasi alanında ciddi kırılmalar olduğunu dile getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Güçler ayrılığı ilkesi ayaklar altına alındı, hukuk ayaklar altına alındı. Başbakan aklını başına alsın. 'Her şeyi ben yaparım' diye demokraside bir kural yoktur. Güçler ayrılığı vardır. Güçler dengesi vardır, kimse yargıya müdahale etmesin. Dediğim gibi yargı eleştirilebilir, kararlar eleştirilebilir, o ayrı bir şey. Ama yargının görev yapmasını kimse engellememeli. 'Ben yürütme organın başıyım, ben bunu engellerim', onlar yürütme organının başını başka bir anlamda anladılar. Ben yürütme organıyım, ben de yürütme organını başıyım, doğru sen yürütme organı başısın ama o yürütme senin anladığın anlamda yürütme değil. O devleti yönetmedir. Cebi doldurma değil. Onlar cebi doldurma olarak düşündüler ve öyle karar verdiler. Umarım önümüzdeki günlerde ayrıntılar daha net ortaya çıkar, dosyalar daha net ortaya çıkar. Yeter ki engel çıkarmayalım, bakalım bu rüşvetin ve yolsuzluğun boyutu nereye ve kime kadar gidiyor" diye konuştu.


Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'dan "Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonun sonu kime ve nereye kadar giderse gitsin bunun takipçisi olacağız" sözünü beklediğini belirterek, "Böyle bir cümle bekliyorum. Eğer yüreği varsa" dedi.


Aday tanıtım toplantısında konuştu



Kılıçdaroğlu, daha sonra Yaşar Doğu Spor Salonunda düzenlenen CHP Samsun Belediye Başkan Adayları Tanıtım Programında yaptığı konuşmada, bir ülkenin büyümesinin, kalkınmasının ön koşulunun demokrasi olduğunu, demokrasinin ön koşulunun da saydam yönetim olduğunu vurguladı.


Saydam yönetimin ön koşulunun ise siyasetin halka hesap vermesi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Belediye başkan adaylarımızın bir kısmı burada, buradan söz veriyorum, Samsun'u yerelde CHP'ye verin, o belediye başkanlarım size hesap vermeyi namuslu bir görev kabul edecek" diye konuştu.



Herkesin, her siyasetçinin halka hesap vermesinin demokrasinin temel kuralı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Eğer bir siyaset halka hesap vermiyorsa bilin ki o cebini düşünüyordur. Siyaset zenginleşme aracı değil, halka hizmet etme aracıdır. Halka hizmet, Hak'a hizmettir. Son bir haftada yaşananları gördük. Hep beraber tanık olduk, hala tanık olmaya devam ediyoruz. Bu ülkenin polisi, savcısı, yani Cumhuriyetin savcısı, yani halkın polisi hırsızları yakalamaya çalışıyor. Soyguncuları yakalamaya çalışıyor. Rüşvet verenleri yakalamaya çalışıyor. Siyasi iktidar ne yapıyor? Siyasi iktidar bırakmış hırsızları, savcının ve polisin peşinde. Aman diyor hırsızları yakalama. Bunlar ne diye iktidara geldiler? Yolsuzlukla mücadele edeceğiz diye, kul hakkı yiyene yedirtmeyeceğiz diye iktidara geldiler. Şu anda kul hakkı yiyorlar ve haksızları koruyorlar. Herkes bunu böyle bilsin."


"Onu alkışlayanlar kul hakkı yemenin ne büyük günah olduğunun farkındalar mı" diye sözlerini sürdüren Kılıçdaroğlu, "Temiz siyaset istiyorsanız, düzgün siyaset, namuslu siyaset, halka hesap vermeyi namuslu görebilen bir siyaset istiyorsanız adresiniz, yeriniz, yurdunuz belli. Adı belli, adı halk partisi, Cumhuriyet Halk Partisi" ifadelerini kullandı.


"Halkın polisi olun"



Eskiden devletin polisinin bir yerde hırsızlık, yolsuzluk olması halinde üstüne gittiğini anlatan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Buradan bütün polis kardeşlerime sesleniyorum. Sakın ola ki iktidarın, zalimin, zulmedenin polisi olmayın. Sizin aylıklarınızı bu ülkenin 76 milyon yurttaşı ödüyor. Halkın polisi olun. Polisin şerefi onun görevidir. Halk yararına görev yapıyorsa, halk için çalışıyorsa o polislerin bizim başımızın
üstünde yeri vardır ama iktidarın yalakalığına soyunmuşsa, iktidar, 'hırsızı bırak savcının peşine düş' diyorsa, o polise hesap sormak da bizim görevimizdir. Hesabını soracağım."



"Savcılar Cumhuriyetin bekçisidir"



Cumhuriyet savcılarına seslenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Bakınız hiçbir kamu görevlisinin unvanının önünde 'Cumhuriyet' yoktur. Sadece savcılarda vardır. Onlar Cumhuriyetin bekçisidir. Onlar yolsuzluk yapanlara göz açtırmazlar, onlar milletin aşına, işine göz koyanlara hesap sorarlar. O nedenle onlara Cumhuriyet savcısı denmiştir. Cumhuriyet savcılığını bir kenara bırakıp iktidarın savcısı olursanız sana hesap sormak da benim görevim olacak. Sanmasınlar bu devran böyle gidecek, bu devranı yıkacak olan bu ülkenin
halkıdır."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS