Meclis'te Suriye bilgilendirme toplantısı

Meclis'te Suriye bilgilendirme toplantısı

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "PYD-YPG'nin faaliyetlerinden Rusya ve rejim istifade etmektedir. PYD-YPG'nin muhalefet bloğu ile alakası yoktur. Rusya'nın bölgedeki maşası haline dönüşmüştür"  dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda Suriye sınırında yaşananları ilişkin açıklamalarda bulundu. İsmet Yılmaz,  Rusların 24 saat içinde 2 okul, 1 hastaneye  saldırdığını ifade ederek, şu bilgileri paylaştı:


"Çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 30'un üzerinde masum sivilin hayatını kaybetti. 100'ün üzerinde de yaralı var. Bu vahim saldırıların savaş suçu olduğunu açıkça belirtmek isterim. Şubat'ın başında Halep'in Kuzeyini Kilis bölgesi sınırlarımıza bağlayan muhaliflerin kontrolündeki koridor kapandı. Halep ve Güneyine giden insani yardım akışları da durdu. Bu saldırılardan ve yoğun çatışmalardan kaçan on binlerce insan sınırımıza doğru hareketlendi. Bunlar için sınırın öbür tarafında her türlü tedbiri aldık. Suriye'de siyasi değil askeri bir çözümün peşinde koşan Rusya'nın yoğun hava desteği ile rejimin ilerleyen dönemde Halep şehir merkezini tamamen kuşatması ile yeni ve çok büyük bir kitlesel göç dalgası ile karşılaşabiliriz. Rus tarafının ve rejimin bu insani trajediyi ülkemizi ve Avrupa'yı zor durumda bırakmak için bir silah olarak kullandığını düşünüyoruz. Rusya askeri harekatına başladığı 30 Eylül 2015'ten bugüne kadar 7 bin 200'ün üzerinde hava saldırısı gerçekleştirmiştir. Bunun yüzde 88'i muhalifleri ve sivilleri hedef almıştır, geriye kalan yüzde 12'lik kısmı ise DEAŞ'a karşı gerçekleştirilmiştir. DEAŞ'a karşı yapılan saldırıların sahada somut bir etkisi de görülmemektedir. Aksine, DEAŞ'ın işini kolaylaştırmıştır, ona ilave alan açmıştır. Rusya, muhalifleri ve sivilleri aralıksız her gün Halep'te, Lazkiye'de, Şam'da, İdlip'te, Hama'da, Humus'ta ve Dera'da hedef almaya devam etmektedir. Bugün yaklaşık 5 bin askeri ile Suriye'de sahada olan Rusya sadece havadan değil, Hazar Denizi ve Akdeniz'deki savaş gemilerinden attığı füzelerle Suriye'deki ateşi körüklemekte, iç savaşı daha da derinleştirmekte, bölgede tehlikeli bir tırmanmaya yol açmaktadır. Nitekim, biz Cenevre'de müzakerelerin önünü açmaya çalışırken rejim ve Rusya Halep'i kuzeyden çevrelemek amacıyla alanda muhaliflere karşı kapsamlı bir harekƒta girişti. Rejim güçleri Rusya'nın yoğun hava desteği altında Halep'in kuzeyinde Halep-Azez kara yolunu kesti." "PYD-YPG Rusya'nın bölgedeki maşası haline dönüşmüştür"


Erdoğan YPG'nin bombalanmasını değerlendirdi


PYD ve YPG'nin sahada muhaliflerin maruz kaldığı durumu bir fırsat olarak gördüğünü ifade eden Bakan Yılmaz, PYD'nin Afrin-Azez hattında muhaliflerin kontrolündeki bölgeye yönelik saldırılarını Rusya'nın da mühimmat desteği ile artırdığını söyledi. Bakan Yılmaz, "PYD ve YPG'yi pek çok kez uyardık. Son olarak yine Rusya ve rejim ile eşgüdüm halinde Azez yakınlarındaki Minnak hava üssünün kontrolünü ele geçirdiler. Dünde muhaliflerin rejim ile yoğun çatışmasını fırsat bilerek Azez'in Güneyindeki Tel Rıfat ve Kafernaya'ya saldırdılar. Azez sınırımızın hemen yanı başındadır. YPG'nin Azez ve çevresine yönelik saldırıları mülteci akınını daha da artırmaktadır. Bu örgütü terörist olarak kabul etmeyenlere şunu sormak gerek; PYD-YPG, DEAŞ'ın olmadığı Arap ve Türkmenlerin yaşadığı bu bölgede neyin mücadelesini vermektedir, kimin taşeronluğunu yapmaktadır. Muhalefetin davası adına kime sekte vurmaya çalışmaktadır. PYD-YPG'nin faaliyetlerinden Rusya ve rejim istifade etmektedir. PYD-YPG'nin muhalefet bloğu ile alakası yoktur. Rusya'nın bölgedeki maşası haline dönüşmüştür" şeklinde konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Kralı Selman ile görüştü


"Türkiye kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır"


Türkiye'nin topçu birliklerinin angajman kuralları çerçevesinde 13 Şubat'tan bu yana YPG hedeflerini vurduğunu, bunun bölgede yaşayan Kürtlere yönelik bir tutum olmadığını belirten Bakan Yılmaz şöyle devam etti: 


"Onların koruyucusu da hamisi de biziz. Bunu sözle değil eylemlerimizle gösterdiğimizi dünya alem biliyor. Halepçe'ye kimyasal silahla saldırıldığında yaklaşık 500 bin Irak'lı Kürt kardeşimizi kabul eden biziz. 28 Avrupa ülkesi 120 bin mültecinin paylaşımı konusunda mutabakata varamazken, Kobani işgal altındayken 3 gün içinde yaklaşık 200 bin Kürt kardeşimizi ülkemizde misafir eden de biziz. Yarın yine bir ihtiyaç olduğunda aynı desteği bu coğrafyada yaşayan tüm kardeşlerimize hiçbir ayrım yapmadan yine biz vereceğiz. Bizim tutumumuzun son derece meşru bir temeli var, birincisi Türkiye kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. DEAŞ'a karşı da alır, diğer terör unsurlarına karşı da alır. Sınırımıza bitişik Suriye'deki gelişmeler Türkiye için ulusal güvenlik meselesidir. Dolayısıyla ülkemizin, halkımızın güvenliği için gerekli tüm tedbirleri tereddüt etmeden alırız. PYD-YPG'nin sınırımızın Güneyini muhaliflerin erişimine tamamen kapatması, orada sözde bir koridor tesisi için Fırat'ın Batısına geçmesi veya Afrin'den Azez bölgesine yönelik taarruza girişmesi bizim gözümüzde aynıdır. Bu duruma da müsaade edilemez."


Erdoğan YPG'nin bombalanmasını değerlendirdi


HDP'li Hişyar Özsoy: "HDP Grubu olarak bir çıkış yolu önereceğim"


TBMM Genel Kurulu'nda Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Suriye'deki gelişmelerle ilgili bilgi vermesinin ardından HDP Grubu adına Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy konuştu. Özsoy, Orta Doğu'yu ve Suriye'ye ilişkin görüşmede sadece Savunma Bakanı tarafından konuşma yapılmış olmasının düşündürücü olduğuna işaret etti. Özsoy, "Dışişleri Bakanımızdan Suriye'ye yönelik olan dış politikaya dair derli toplu bir açıklama bekliyoruz" dedi. 


BMGK: 'Türkiye'nin PYD'yi bombalamasından endişe duyuyoruz'


Özsoy, daha önce de defalarca ifade ettiklerini hatırlatarak, "Türkiye'nin Suriye politikasındaki en temel yanlış tekrar söylüyoruz, altını çize çize söylüyoruz oradaki Kürt karşıtlığıdır" diye konuştu. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Biz, Irak'ta yaptığımız hatayı Suriye'de yapmayacağız" sözlerini hatırlatan Hişar Özsoy, "Sayın Barzani'yi kendisi daha önce AK Parti kongresine davet etmişti değil mi?" diye sordu.
"Suriye'de yaşayan bütün halkların çok ciddi bir şekilde trajedi içerisinde olduğunu görüyoruz" diyen Özsoy, "Suriye, mültecileri bir kart olarak dünyaya karşı, Avrupa'ya karşı kullanıyor doğrudur ama aynı şekilde Türkiye'nin de mültecileri hiç de salt, insani olmayan bir yerden ele aldıklarını ve bu mültecileri de bir dış politika kartı olarak kullandıklarını üzülerek görüyoruz" dedi. Özsoy, YPG'den şu ana kadar Türkiye'ye yönelik bir saldırı olmadığını söyleyerek, hükümete eleştiriler yöneltti. Özsoy, "Evet, doğrudur şu an Rusya, Türkiye adına Suriye'de vekalet savaşı yürüten bütün gruplara kan kusturuyor ve bunu yaparken açıkçası, sivil ayrımı da yapmıyor, onu da lanetliyoruz yaptığı sivil katliamlar yüzünden, bunu da lanetliyoruz, bunu açık şekilde söylüyoruz" dedi.


Erdoğan: 'YPG de PYD de bir terör örgütüdür'


MHP adına Ümit Özdağ konuştu


TBMM Genel Kurulu'nda Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Suriye'deki gelişmelerle ilgili bilgi vermesinin ardından MHP grubu adına Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, "Son göç dalgası karşısında Cumhurbaşkanı 'Enayi miyiz ki alalım?' anlamında bir ifade kullandı. Sorumuz, 'Enayi sayılabilmek için ölçü olarak aldığınız sayı nedir? Ne kadar mülteciyle enayi durumuna düşeceğiz?'" dedi. 
MHP'li Özdağ, ayrıca birkaç gün içinde Mare'nin düşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu savunarak "Hala Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarının başarıya ulaştığını düşünüyor musunuz?" diye sordu.


"Bize gelecekle ilgili güven vermiyor"


AK Parti'nin Dışişleri Bakanları'na bakıldığı zaman yapmış olduğu açıklamaların gelecekle ilgili güven vermediğini savunan Özdağ, "'Üçüncü dünya savaşı' kavramının, stratejistler, senaryo yazarları veya beyin fırtınası yapan entelektüeller tarafından değil Rusya Başbakanı tarafından gündeme taşındığı günlerden geçiyoruz. Üstelik, Rusya Başbakanı üçüncü dünya savaşını engelleyebilecek ülkeler olarak Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Suudi Arabistan'dan bahsediyor. MillŒ Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz yaptığı değerlendirmelerle Suriye'de gerçekleşecek muhtemel gelişmeleri değerlendirdi. Bu öngörülere dayanarak rahatlamayı çok arzu ederdik gerçekten ama Kabinede kendisinden önce yer alan ve AKP dış politikasını uzun bir süre temsil eden Sayın Yaşar Yakış kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, Suriye'de ortaya çıkacak gelişmelerin Hatay'ı kaybetmemize neden olacağını açıkladı. Öte yandan Sayın Davutoğlu da Dışişleri Bakanıyken, Ağustos 2012'de yaptığı bir açıklamada savaşın birkaç ay içinde biteceğini söylemişti. Özetle, AKP hükümetinin Dışişleri Bakanlarına baktığımız zaman, yapmış olduğu açıklamalar bize gelecekle ilgili güven vermiyor ve bazı sorular sormayı düşünüyoruz" diye konuştu.


"ABD destekli PYD'ye yönelik operasyonlarımızı neden ABD kınıyor?" "Esad devrilince Suriye'de iç savaş sona mı erecek, yoksa Esad'ın devrilmesinden sonra Şam'da iktidarı ele geçirmek için savaşın ikinci evresi mi başlayacak?" diye soran Özdağ, "AKP hükümetine soracağımız ilk soru, AKP hükümetinin Suriye politikasının temel hedefi olan Esad'ın devrilmesiyle ilgili. Sayın Bakan, Esad devrilince Suriye'de iç savaş sona mı erecek, yoksa Esad'ın devrilmesinden sonra Şam'da iktidarı ele geçirmek için savaşın ikinci evresi mi başlayacak? Eğer Esad'ın devrilmesiyle iç savaşın sona ereceğini düşünüyorsanız, hala 'Birkaç ay içinde Suriye'de iç savaş biter, Şam'da Emevi Camii'nde cuma namazı kılarız' noktasında olduğunu anlayacağız hük–metin. Ne yazık ki Şam'da cuma namazı kılamıyoruz, ancak Suriye iç savaşının neden olduğu şehitlerin cenaze namazlarını kılıyoruz. Tabii, PYD terör örgütü konusunda da bazı sorularımız var. Türkiye'nin Suriye'de müttefiki var mı? Eğer ABD ile Türkiye müttefikse, Türkiye ve ABD'nin desteklediği ÖSO'ya saldıran ABD destekli PYD'ye yönelik operasyonlarımızı neden Amerika Birleşik Devletleri kınıyor? Türkiye'nin terör örgütü olarak tanıdığı PYD ve onun silahlı kanadı olan YPG'ye, ABD'nin silah, mühimmat, ilaç ve benzeri lojistik destek sağladığı açık. ABD'li yetkililer de bunu kabul ediyorlar. İncirlik Üssü'nün PYD'ye yapılan destekte oynadığı rol nedir? İktidara yakın bir gazeteci, İbrahim Karagül, 10/2/2016'da Yeni Şafak gazetesinde 'PYD İncirlik'ten mi yönetiliyor?' sorusunu sordu" ifadelerini kullandı.


"Barzani güçlerinin Türkiye'den geçip PKK/PYD terör örgütüne yardım etmesine izin verdiniz?"


Suriye'de yaşanan gelişmelere ve 'PYD'ye yönelik sorular yönelten Özdağ, "ABD'nin İncirlik'ten PYD'ye yapmış olduğu yardımı nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer Türkiye'nin terör örgütü olarak tanıdığı bir yapıya müttefikimiz ABD bizim topraklarımızı kullanarak yardım yapıyorsa, biz de bu terör örgütüne desteğe yataklık yapmıyor muyuz? PKK, KCK yapılanmasına gittiği dönemden itibaren KCK'nın bir parçası olan ve bu nedenle terör örgütü sayılması gereken PYD'yle son beş yılda kaç kez görüştünüz? Eğer PYD bir terör örgütü ise Ekim 2014, Temmuz 2015 ve Ekim 2015'te Türkiye'yi ziyaret eden PYD Eş Başkanı Salih Müslim'le neler görüştünüz? Bu görüşmelerin tutanaklarını Meclisle paylaşabilir misiniz? Süleyman Şah Türbesi'nin nakli konusunda PYD'yle HDP aracılığıyla bir koordinasyon sağlandı mı? PYD'liler Türk tanklarına yol gösterdiler mi? PYD'ye 150 bin dolarlık bir ödeme yapıldı mı? PYD ile IŞİD arasında Ayn El Arap'ta çatışmalar devam ederken neden PYD lehine çatışmalara müdahale ettiniz? Neden PKK ve PYD'lilerin Türkiye'de tedavi olmasını sağladınız? Ayn El Arap'ta çatışmalar devam ederken neden Barzani güçlerinin, Irak Anayasası ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na aykırı olarak ve TBMM'nin çıkardığı tezkerenin ruhuna aykırı olarak Türkiye'den geçip PKK/PYD terör örgütüne yardım etmesine izin verdiniz?" açıklamasında bulundu.


"Teşrin Barajı şu anda kimin kontrolündedir?"


MHP'li Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sayın Erdoğan Obama'ya 'Peşmergelerin Türkiye'den geçerek PYD'ye yardım etmesini ben teklif ettim' açıklamasını yapmıştı. Türkiye terörist olarak tanımladığı PYD'ye neden yardım etti? Başbakan Davutoğlu, AKP'nin Diyarbakır il kongresinde, neden Ayn El Arap'taki PKK ve PYD'lilere 'Kobani'ye buradan selam ediyorum. Kobani'deki her kardeşimin alnından öpüyorum. Kobani bize tarihin emanetidir' diyerek selam yolladı? Sayın Davutoğlu bilmelidir ki PKK haritaları dışında hiçbir haritada 'Kobani' diye bir yer yoktur. Osmanlı haritalarında 'Ayn El Arap', 'Arap Pınarı' vardır yani tarihin bize mirası Kobani değildir. Sorularımızın ikinci boyutunu Sayın Bakana ve Hük–mete yönelttiğimiz, sınır ötesi operasyonla ilgili sorular oluşturuyor. Türkiye'nin sınır ötesi hedeflere yaptığı sınırlı harekƒtın stratejik hedefi nedir? 'YPG'nin Fırat'ın batısına geçmesine izin vermeyeceğiz' diyorsunuz. Teşrin Barajı şu anda kimin kontrolündedir? Teşrin Barajı, AKP, Fırat'ın batısına geçilmesini kırmızı çizgi ilan ettikten sonra PYD tarafından, PYD'nin isim değiştirmiş hƒli olan Suriye Demokratik Güçleri tarafından işgal edilmedi mi? Sayın Bakan, AKP Hük–meti ve siz sadece söz üretip saha gerçeklerini yadsıyorsunuz. Bugün YPG, gerek Kürt Dağı'nda -Fırat'ın batısında yer alır- gerek Teşrin Barajı'nı geçerek Suriye ordusuyla birlikte bütün söylemlerinizi çökertirken söylem üretmenin ötesinde ne yapıyorsunuz?"


"Birkaç gün içinde Mare'nin düşme ihtimali çok yüksek"


Cerablus-Azez arasındaki bölgenin PKK ve PYD tarafından işgal edilmemesi için gösterilen hassasiyeti anladıklarını belirten Özdağ, konuşmasında şunları kaydetti: 


"Türkiye'nin sınır ötesindeki hedeflere yöneldiği atışlarla PYD ve ortaklarını caydırdığınızı düşünüyor musunuz? TSK, Halep'in kuzeyi ve Kürt Dağı'nda PYD'ye ait hedefleri vurmaya başladıktan sonra PYD, Ayn Dagne, Maarnaz, Kfar Naya ve Tel Rıfat'ı ele geçirdi. Birkaç gün içinde Mare'nin düşmesi ihtimali çok yüksek. Hala Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarının başarıya ulaştığını düşünüyor musunuz? YPG'nin, PYD'nin vurulmasının nedenlerinden birisi Türkmen koylarının kurtarılması ise Şubat 2014'te Çobanbey'in IŞİD'in eline geçmesine, Ocak 2015'te Bayır Bucak'ın rejimin eline geçmesine neden izin verdiniz? O zaman neden operasyon yapmadınız? Türkiye, Suriye'de hangi silahlı gruplara yardım ediyor? Bunlara yapılan yardımlar hangi nitelikte? Türkmenlere silah yardımı yaptığınızı söylüyorsunuz. Eğer bu doğru ise Türkmenlerin silah ihtiyacı olmaması lazım. Oysa, benim de içinde bulunduğum üst düzey bir Milliyetçi Hareket Partisi heyetine Türkmenlerin bu konuda silah ihtiyacı olduğu devlet yetkilileri tarafından ifade edildi. Cerablus-Azez arasındaki bölgenin PKK, PYD çeteleri tarafından işgal edilmemesi için gösterilen hassasiyeti anlıyoruz Milliyetçi Hareket Partisi olarak. Aynı hassasiyeti Yunan ordusu tarafından işgal edilen Ege'deki 16 adamız için neden göstermiyorsunuz? Bu adaların işgal altında olduğunu bizzat siz söylediniz buradan. Suriye'ye kara kuvvetlerimizle müdahale edersek, girecek zırhlı birliklere ve piyade birliklerine havadan korumayı Türk hava kuvvetlerinin sağlaması, Rus hava savunma sistemlerinden ötürü, ağır bir bedel ödemeden mümkün olur mu?"


"Enayi sayılabilmek için ölçü olarak aldığınız sayı nedir?"


MHP'li Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sonuç olarak, Milliyetçi Hareket Partisi AKP Hük–metini, şiddetle ve kararlılıkla, Suriye iç savaşına, Türkiye'yi askeri bir müdahaleye sokmaması konusunda uyarmaktadır. Böyle bir müdahale, Suriye iç savaşanı Türkiye'ye daha güçlü bir şekilde taşıyacaktır. AKP Hükümetine ve Sayın Bakana sorularımızın dördüncü boyutunu Suriye'den gelen göçmenlere dair sorular oluşturacak. Davutoğlu, Suriye'den gelen mülteci sayısı 100 bini bulursa Türkiye dışında, Suriye'de karşılanması gerektiğini açıklamıştı. Türkiye'ye gelen mülteci sayısı, Davutoğlu'nun söylediği kırmızı çizgi olan 100 bini 25 kat aştı. Şimdi, son göç dalgası karşısında Cumhurbaşkanı 'Enayi miyiz ki alalım?' anlamında bir ifade kullandı. Sorumuz, 'Enayi sayılabilmek için ölçü olarak aldığınız sayı nedir? Ne kadar mülteciyle enayi durumuna düşeceğiz?'. Milliyetçi Hareket Partisi, bölgedeki gelişmelerin Türkiye içindeki terör dinamiklerini harekete geçireceğini öngörmektedir. Esasen, güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerinden gelen bilgiler de bu öngörüyü doğrulamaktadır. AKP Hükümeti, Türkiye bir iç savaşın kıyısında, bir şehir çatışması içinde yaşarken, duruma hala normal şartlar hakimmiş gibi davranmaktadır. Oysa, Cumhurbaşkanı, öğretmenlere Güneydoğu Anadolu'nun tekrar vatanlaştırılmak zorunda olduğunu açıkladı. MHP size Güneydoğu Anadolu'yu bıraktığında vatandı. Ne zaman kaybettiniz ki şimdi tekrar vatanlaştırmak için çalışıyorsunuz? Cizre'de her ev için ayrı arama izni alındığını biliyor musunuz? Sayın Bakan, Cizre'de her ev için ayrı arama izni alındı. Artık olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilan edilmelidir. Bu adımları atmayan bir Hükümet bir gün kısmi seferberlik ilan ederse şaşırmak lazım. Ayrıca, AKP Hükümeti bir an önce seferberlik tetkik kurullarını da tekrar kurmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti kendisini olağanüstü koşullara hazırlamak zorundadır."


CHP'li Öztürk Yılmaz : "ABD, Türkiye'yi maalesef müttefik ilişkisinin gereği gibi görmüyor"


TBMM Genel Kurulu'nda Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Suriye'deki gelişmelerle ilgili bilgi vermesinin ardından CHP Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz konuştu. CHP'li Öztürk Yılmaz, "Türkiye ABD ile uzun  bir süre müttefik ilişkisine sahip. Ama ABD, Türkiye'yi maalesef müttefik ilişkisinin gereği gibi görmüyor. En son yapılan açıklamalarda düşündürücü. Rusya bombardımana başladığı anda Esad'a büyük bir alan açtı. Türkiye adeta can çekişiyordu. Esad'ı diriltti" dedi.


"Türkiye adım adım neredeyse savaşın içine sürükleniyor"


CHP'li Öztürk Yılmaz,  "Rusya'nın adeta Suriye'yi adeta işgal etmeye çalıştığı doğru… peki bu krizin sebebi ne? Bu krizin yaratıcısı bizleriz. Niye bu kriz bu noktaya geldi? PYD koridor genişletiyor karşı çıkmayalım mı? Çıkalım. Ama sonuçları tartışıyoruz sebepleri değil. Türkiye adım adım neredeyse savaşın içine sürükleniyor. Hükümetin Meclis'e bilgi vermesini istiyorduk. Bugün bu yapıldı teşekkür ederiz. Keşke bu mekanizma biz istemeden olsaydı" diye konuştu.


"Angajman, meşru müdafaa kuralları çerçevesinde buna yekvücutuz"


CHP'li Öztürk Yılmaz, "İktidar, muhalefet diye bir olay yok. Türkiye'nin güvenliği söz konusu. Biz Türkiye'ye herhangi bir saldırı olması halinde angajman, meşru müdafaa kuralları çerçevesinde buna yekvücutuz. Karşıyız. Türkiye'nin adım adım Suriye'deki iç savaşa askeri müdahale ile dahil olmasını tartışıyoruz" dedi.


"Esad mı, IŞİD mi, PYD mi bize yardımcı olacak?"


CHP'li Öztürk Yılmaz,  "Biz böyle bir müdahaleye dahil olursak, bize arazide destek veren bir unsur var mı? Kim var bize destek verecek? Halep'in yarısı da düşerse, Halep düşüyor İdlip kalıyor muhaliflerin elinde. Muhalifler kaçıyor. Esad mı, IŞİD mi, PYD mi bize yardımcı olacak? Türkiye'yi böyle karanlık bir noktaya götürecek adımlardan kesinlikle uzak olmak gerekiyor" diye konuştu.


"Türkiye Suriye tablosundan tamamen dışlanıyor"


CHP'li Öztürk Yılmaz, "Türkiye sıkıştırıldı. Başka bir alan kalmadı. Türkiye Suriye tablosundan tamamen dışlanıyor. Diplomatik ve askeri olarak" dedi.
"Fırat'ın batısına geçerse kırmızı çizgi peki doğusunda kalınca kırmızı çizgi değil mi?"


CHP'li Öztürk Yılmaz, "Özeleştiri yapmak gerekiyor. Fırat'ın batısına geçilirse bu kırmızı çizgi. Niye Azez bu kadar önemli çünkü koridor var, insani yardımlar gidiyor. Tamam doğru anlıyoruz.  Sadece teorik bir yanlışı tespit etmek istiyorum. Fırat'ın batısına geçerse kırmızı çizgi peki doğusunda kalınca kırmızı çizgi değil mi? Bu bir çelişki. İlla Azez mi çok kritik. Burada da bir çelişki var.  Bizim gördüğümüz kadarıyla Rusya, muhalifleri önce aradan silip süpürmek istiyor. İkinci aşama, Esad'dan mı IŞİD'ten mi  yanasınız. Böyle bir olasılık çıkıyor ortaya. Türkiye tezlerini burada da tamamen kaybediyor" dedi.


"Ne oldu da Esad'ın gitmesi öncelikken IŞİD öncelik oldu?" 


CHP'li Öztürk Yılmaz, Suriye politikası gerçekten çökmüştür. Bu bir eleştiri değil gerçek. Ne oldu da Esad'ın gitmesi öncelikken IŞİD öncelik oldu?" diye konuştu.


"Suudi Arabistan'ın gücü olsaydı yemen'de kullanırdı" 


CHP'li Öztürk Yılmaz, "ABD bizim müttefikimiz ama arkamızda durmuyor. Bunun tespit edilmesi lazım. Rusya'nın arkamızda durmadığı gibi karşımızda durduğunu, İran'ın arazide Türkiye ile en azından psikolojik olarak çatıştığını bilmemiz lazım. Böyle bir durumda Suudi Arabistan ve Katar ile hareket ediyoruz. Suudi Arabistan'ın gücü olsaydı Yemen'de kullanırdı. Bir sonuç alırdı. Kullandı da ne oldu Yemen param parça oldu.  Katar'ın peşine takılıp veya onunla birlikte hareket edip bölgede bir şeye şekil vereceğimizi zannediyorsak, yanılıyoruz. Diplomatik çözümü savunuyoruz. Ateşkes olmalı. Böyle giderse sürekli iç savaş, toprak değişikliği…Suriye'nin geleceğine Suriye halkı karar vermeli" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS