Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "PYD ve YPG'ye verilen her destek doğrudan ya da dolaylı olarak PKK terör örgütüne verilmiş bir destektir. Bu Fırat'ın doğusu için de böyledir, İdlib bölgesi için de böyledir, Afrin bölgesi için de böyledir, Cerablus bölgesi için de Irak bölgesi için de Kandil için de Mahmur için de... Nerede olursa olsun bizim ilkemiz bu konuda son derece nettir." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.

Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdim konuşmasında 100 günlük icraat programının uygulanmasıyla ilgili bilgi paylaştığını belirten Kalın, "Bu ayın ortalarına doğru 100 günlük eylem planının ilk kısmını tamamlamış olacağız, ardından da ikinci 100 günlük icraat programımız yine bu ayın ortalarına doğru kamuoyuyla paylaşılacak. Yapılan değerlendirmeler çerçevesinde belirlenen hedefler şu anda büyük oranda yakalanmış durumda." diye konuştu.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuya verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Toplantıda terörle mücadele konusunun etraflıca ele alındığına işaret eden Kalın, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları tarafından iç ve dış güvenlikle ilgili sunum yapıldığını ifade etti.

Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan tarafından da iç ve dış güvenlik, Suriye, Irak, PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadele konularında kapsamlı bir sunumun yapıldığını bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nde dün tamamlanan Kongre seçimleri ile ilgili de toplantıda kısa bir değerlendirme yapıldığını aktaran Kalın, Fırat'ın doğusu konusunun da etraflı bir şekilde ele alındığını kaydetti.

İdlib mutabakatı konusunda 27 Ekim'de yapılan 4'lü zirveden sonra gelinen son nokta ve sahadaki uygulamaların da toplantıda gündeme geldiğini anlatan Kalın, İran'a yönelik ABD yaptırımlarıyla ilgili Dışişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sunumu olduğunu, özellikle Türkiye'nin İran'la yaptığı ticareti ile ikili ticari konuları nasıl etkileyeceği konusunun detaylı bir şekilde ele alındığını belirtti.

Kalın, toplantıda ekonomideki iyileşme ile ilgili genel değerlendirmenin yapıldığını vurguladı.

Terör örgütleriyle mücadele

Terörle mücadele konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, şu görüşlerini paylaştı:

"Şunun altını çizmek istiyorum, içeriden veya dışarıdan, nereden gelirse gelsin terör tehdidine karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün kurumlarıyla tam bir kararlılık içerisinde mücadeleye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir. Bizim için terör örgütleri arasında 'iyi terör örgütü, kötü terör örgütü' diye bir ayrım söz konusu değildir. Dolayısıyla PKK, onun Suriye kolu olan PYD/YPG, FETÖ, DHKPC, DEAŞ, EL Kaide ve benzeri bütün terör örgütlerine karşı ilgili birimlerimiz tam bir eşgüdüm içerisinde bu mücadeleyi bundan sonra da kararlı bir şekilde sürdürecekler."

Suriye'de son dönemde yaşanan gelişmelere değinen Kalın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suruç ve Ayn el Arap bölgesinde top atışları gerçekleştirdiğini anımsattı.

Konunun geçen hafta gündemde olduğunu aktaran Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şöyle bir algının yaratılmaya çalışıldığını görüyoruz; Güneyde Deyruzzor bölgesinde Hacin civarında DEAŞ ile mücadele edilirken Türkiye'nin PYD/YPG yani PKK hedeflerine yönelik saldırıları bu mücadeleyi zayıflatmaktadır gibi bir argümanın tedavüle sokulduğunu görüyoruz. Şunun altını özellikle çizmek isteriz, bizim kendi ulusal güvenliğimize dönük aldığımız bu tedbirlerle DEAŞ'a karşı verilen mücadelenin sürekliliğiyle ilgili herhangi bir illiyet ilişkisi kurmak öncelikle gündemi saptırmak olur. Kastettiğim şu, orada devam eden mücadele Türkiye'nin de DEAŞ'a karşı mücadele bağlamında desteklediği bir mücadeledir. Problem bu mücadeleyi uluslararası koalisyonun yanlış ortaklarla, yani PYD/YPG unsurlarıyla yapıyor olmasıdır."

Türkiye'nin sınırlarında aldığı güvenlik tedbirlerinin kendi sınırını korumaya dönük olduğuna vurgu yapan Kalın, "Deyruzzor bölgesi ise birkaç yüz kilometre aşağıda, güneyde gerçekleşen bir operasyonla ilgilidir. Dolayısıyla Türkiye'nin PYD/YPG, yani PKK hedeflerine dönük aldığı tedbirler DEAŞ'la mücadeleyi zayıflatıyor argümanını kabul etmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir. Tam tersine bu örgüte destek veren bu örgütle iş birliği yapan ülkelerin kendilerini terörle mücadele noktasında nerede oldukları konusunda bir muhasebeye çekmeleri gerekiyor. Çünkü PYD ve YPG'ye verilen her destek doğrudan ya da dolaylı olarak PKK terör örgütüne verilmiş bir destektir. Bu Fırat'ın doğusu için de böyledir, İdlib bölgesi için de böyledir, Afrin bölgesi için de böyledir, Cerablus bölgesi için de Irak bölgesi için de Kandil için de Mahmur için de... Nerede olursa olsun bizim ilkemiz bu konuda son derece nettir." değerlendirmesinde bulundu.

Birkaç yıl önce Türkiye'nin DEAŞ'la mücadelede yer almadığı, katkı sunmadığı ve dolaylı olarak DEAŞ'a destek verdiği gibi aslı olmayan, tamamen algı operasyonlarına dayalı birtakım propagandaların yapıldığına şahit olduklarını kaydeden Kalın, bunların hiçbirinin maddi delillerle temellendirilmediğini ancak algı operasyonu olarak tedavüle sokulduğunu ifade etti.

Kalın, "Şimdi bu daha küçük çaplı, daha düşük yoğunluklu denenmeye çalışılan şey de aslında bundan çok farklı değil. Türkiye DEAŞ'la mücadelede en ön saflarda yer almış bir ülkedir. Uluslararası koalisyonun bir ortağı olarak da yer almıştır aynı zamanda kendisinin Cerablus, El Bab bölgesinde yaptığı operasyonlarla da DEAŞ'la mücadelede en ön saflarda yer almış bir ülkedir. Bununla ilgili kamuoyunun zihninde bir şüphe, şaibe uyandırmaya dönük faaliyetleri şiddetle reddettiğimizi burada bir kez daha ifade etmek istiyorum." dedi.

Türkiye'nin DEAŞ'a dönük sınır içinde ve dışında geçtiğimiz günlerde güvenlik birimlerince bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini anımsatan Kalın, "Bu konuda taviz vermemiz zaten söz konusu değil. Aynı şekilde FETÖ terör örgütüne karşı da yürüttüğümüz kapsamlı mücadele bütün dünya sathında devam etmektedir. Bu konuda da en ufak bir taviz vermemiz söz konusu değildir. Buradan özellikle FETÖ'ye şöyle veya böyle, şu veya bu gerekçeyle kol kanat geren, onlara alan açan, faaliyetlerini görmezlikten gelen ülkelere çağrımız da bu terör örgütüne karşı net bir tavır almalarıdır." diye konuştu.

"FETÖ okullarının kapatıldığı ülke sayısı 21'e ulaştı"

FETÖ ile mücadele noktasında uluslararası arenada önemli mesafe aldıklarını vurgulayan Kalın, "15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra FETÖ okullarının kapatıldığı ülke sayısı 21'e ulaştı. Bu Türk diplomasisi açısından da son derece büyük bir başarıdır. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın son derece kararlı tutumunun belirleyici aktör olduğunu da ifade etmek isterim." dedi.

Bu çerçevede Türkiye Maarif Vakfı'nın onlarca FETÖ iltisaklı ya da FETÖ'nün doğrudan yönettiği okulları devralarak eğitim faaliyetlerine başladığına vurgu yapan Kalın, ilgili ülkelerle yaptıkları görüşmelerde FETÖ okullarında okuyan öğrencilerin mağdur edilmemesi, ailelerin herhangi bir sıkıntı yaşamamaları için de gerekli adımı atacaklarını ifade ettiklerini anımsattı.

Bu çalışmaların da başarılı bir şekilde yürümekte olduğunu belirten Kalın, "Bundan sonra da FETÖ terör örgütüne karşı dünyanın her yerinde Avrupasından Balkanlarına, Amerikasından Afrikasına, Asyasına, Latin Amerikasına kadar bu mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bundan hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın." dedi.

İdlib mutabakatı

İdlib mutabakatına ilişkin 27 Ekim'de İstanbul'da yapılan 4'lü zirvenin sonuçlarının da memnuniyet verici olduğunu anlatan Kalın, "Sahada tabii ki dinamik, akışkan bir süreç var ama Türkiye burada üzerine düşen uluslararası sorumluluğu yerine başarılı bir şekilde getirmeye devam etmektedir." ifadesini kullandı.

Zirvenin diğer maddelerinin yanında iki önemli sonucu bulunduğuna işaret eden Kalın, "Birincisi İdlib mutabakatının kalıcı bir ateşkes haline getirilmesi, ikincisi de anayasa komisyonunun bir an önce kurulması. Bununla ilgili de Birleşmiş Milletler özel temsilcisine verilen bir yetki var o çerçevede bunun hayata geçirilmesi. Özellikle İdlib mutabakatıyla ilgili sahada ilgili bütün birimlerimiz, Milli İstihbarat Teşkilatımız, Silahlı Kuvvetlerimiz, Dışişlerimiz yoğun bir çalışma sürdürüyorlar ve böylece 3,5 milyon insanın orada herhangi bir tahrike, taarruza, saldıraya maruz kalmadan güven içinde yaşamalarını sağlayacak ortamı temin etmiş bulunuyorlar." diye konuştu.

Fırat'ın doğusu konusunda da açıklamalarda bulunan Kalın, "Burada Türkiye'ye dönük herhangi bir terör yapılanmasına hiçbir zaman müsade etmeyeceğiz. Buradaki terör unsurlarına kimin destek verdiği, kimin iş birliği yaptığı, hangi gerekçeyle onlarla birlikte hareket ettiği konusu bizi bağlamaz. Burada öncelikli konu bizim milli çıkarlarımız çerçevesinde ulusal güvenliğimizi sağlamaktır. Burada da Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi eğer ortaklarımız bu konuda bir adım atmazsa biz gerekli adımları her zaman da atmaya hazırız." dedi.

Bu çerçevede Münbiç yol haritasının gecikmeli de olsa hayata geçirilmiş olmasının memnuniyet verici olduğuna değinen Kalın, şöyle devam etti:

"İş birliği istediğimiz düzeyde midir? Henüz değil. Henüz atılması gereken adımlar var. Bizim tabii ki temel beklentimiz NATO'da müttefik olduğumuz, stratejik ortak olarak tavsif ettiğimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin bir terör örgütünün Suriye kolu olan PYD ve YPG ile angajmanını tamamen sonlandırmasıdır. PYD/YPG alternatifsiz değildir. Geçtiğimiz 3-4 yıl içerisinde bunu defalarca gördük. Başka meşru unsurlarla, Suriyeli unsurlarla DEAŞ'a karşı terörün diğer unsurlarına karşı mücadele verilebilir. Bunu yaparken de Türkiye gibi bir komşu ülkenin, müttefik ülkenin ulusal çıkarlarını tehlikeye atmadan, riske atmadan bunu gerçekleştirmek elbette mümkündür. Biz bunu Fırat Kalkanı Harekatıyla, Zeytin Dalı Harekatıyla aslında birçok defa ispat ettik. Dolayısıyla bu vetireden hareketle bundan sonraki terörle mücadeleyi Suriye sahasında Türkiye kararlı bir şekilde yürütmeye de devam edecektir."

İran'a yaptırımları konusuna ilişkin de toplantıda Dışişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sunumlar yaptığını aktaran Kalın, konunun yeni olduğunu ve Türkiye'nin istisna edilen 8 ülkeden biri olduğunu anımsattı.

Müzakerelerin 6 aylık bir süre içerisinde devam edeceğini ve ilgili birimlerin muhataplarıyla bu konuyu görüşmeye devam ettiklerini vurgulayan Kalın, İran'ın Türkiye'nin önemli bir komşusu ve önemli bir ticaret ortağı olduğunu kaydetti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar doların üzerinde olduğunu ve bunun önemli bir kısmını enerji kaleminin oluşturduğuna işaret eden Kalın, "Dolayısıyla Türkiye'nin enerji ihtiyaçları çerçevesinde biz yine ulusal çıkarlarımızı esas alan bir yaklaşım içerisinde bu müzakereleri sürdüreceğiz ve Türk ekonomisinin, enerji sektörünün etkilenmemesi için gerekli bütün adımları da atacağız. Dediğim gibi bu 6 aylık süre içerisinde muafiyet verilen ülkelerin İran'la petrol ticareti ve diğer alanlardaki ticari faaliyetleri tam olarak nasıl tanımlanacak, şekillenecek bununla ilgili müzakereler de devam ediyor. Detaylar netleştikçe de bunları sizinle de paylaşacağız." diye konuştu.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS