Son dakika haberi: Gara'ya giden HDP'li vekil kim? Bakan Soylu açıkladı

Video: Son dakika haberi: Gara'ya giden HDP'li vekil kim? Bakan Soylu açıkladı

Son dakika haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Soylu Gara'ya giden HDP'li vekilin HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir olduğunu belirtti.

A Haber'de "Gündem Özel" programında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Soylu, 21. yüzyılın başında Türkiye'nin kendine bir yol çizdiğini ve umut dolu bir yürüyüş yaptığını, buna karşın dünyanın bir "yönsüzlükle" karşı karşıya olduğunu anlattı.

Türkiye'nin aynı zamanda  etrafındaki coğrafyaya da bir model koyarak bu yürüyüşünü sürdürdüğünü, dünyanın ise umutsuzluk ve karmaşıklık içinde olduğunu kaydeden Soylu, Berlin Duvarı yıkılana kadar soğuş savaş döneminin devam ettiğini dile getirdi.

"Küreselleşme başladığında zannettik ki dünyada umut yeniden kendine bir yol haritası koyacak. AB, insan hakları, özgürlük, sınırların kalkması gibi birçok konu gündeme geldi." diyen Soylu, şu anda dünyanın umutsuzluk girdabı içinde olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 21. yüzyılın başında bunu gördüğünü dile getiren Soylu, "Bunu iyi okuyan Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan, millet ve siyaset Türkiye'ye yeni bir harita ve yön çizdi, alt yapısını geliştirdi. Bu da Suriye'deki iç savaşa umut oldu. Libya ve Azerbaycan'a umut oldu. Batı Türkiye'yi de içinde bulunduğu umutsuzluk girdabının içine almaya çalışıyor. Türkiye'de bu umutsuzluğu pompalamaya çalışanlar da Batı'nın esiri olarak bunu yapmaya çalışıyorlar. Ancak Türkiye buna müsaade etmiyor." diye konuştu. 

Soylu, Gezi sürecinden itibaren umutsuzluk girdabı içine Türkiye'yi almaya çalışan Batı'nın bunu hala devam ettirmek istediğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bunu ekonomik saldırılarla devam ettirmek istiyorlar. Bunu terör ile ve terör örgütlerini destekleyerek yapmak istiyorlar. Bunu kendi kültürümüze ait olmayan birtakım akımları Türkiye'nin içerisine sokarak yapıyorlar. Değerlerimizi, kültür yapımızı iğdiş etmek, bozmak için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koymaya çalışıyorlar. Batı ve dünya ile aramızdaki fark şudur; bizim dinimiz, anlayışımız, umutsuzluğu reddeder. Türkiye'nin rolü ve misyonu ile 100 yıl önce sömürgeciliğe nasıl ayak diremişse bu gün de umutsuzluğa karşı bir ayak diriyor. Türkiye'nin alt yapısı tam da buna uygun bugün. Gezi'de, 15 Temmuz'da, 17/25'te ve yaşadığımız salgın sürecinde bunu gösterdi. Niçin Türkiye'nin arabası olmasın, uzaya çıkmasın, savaş gemileri olmasın? Bunlar İstanbul Havalimanımızın da olmasını istemediler. Oysa Türkiye, kendi adına Amerika ile Rusya'yı dengeleyebilen, Çin'i bir tarafta Avrupa'yı bir tarafta tutabilen, kendi etrafındaki coğrafyayı da anlayabilen bir yürüyüşü gerçekleştiriyor." 

"Her darbe 27 Mayıs darbesinin ortaya koyduğu sistemi ayakta tutmak için gerçekleşmiştir"

Bakan Soylu, Türkiye'nin öz güvenini yok etmek için birtakım unsurların dışarıdan pompalandığını söyleyerek, "Recep Tayyip Erdoğan, yakın tarihi iyi okudu ve buna dair politikalar oluşturdu. Şimdi tek dertleri Türkiye'nin nasıl bu seviyeye geldiğidir. Biz sadece somut değil, soyut da birçok saldırı ile karşı karşıyayız. Türkiye'nin uzun zamandan beri elitleri, aydınları ve akademisyenleri de eski Türkiye anlayışıyla bazen bu kayığa biniyorlar. Her biri biniyor diyemem, haksızlık yapmam. Kimisi o vesayet sistemin zayıflamasıyla çaresiz bir şekilde marjinalleşiyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Soylu, Türkiye'nin hukuk, siyasal, eğitim, kardeşlik yapısını 27 Mayıs darbesinin bozduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin medya yapısını bu darbe yeni bir şekilde oluşturdu. Yargıyı hala 27 Mayıs zihniyeti ile yönetiyoruz. Türkiye tam uluslararası konjonktürün kendisine sunduğu büyüme adımlarını atmak için çaba sarf ediyor, darbe dinamiğini devreye sokuyorlar. 28 Şubat'ta aynı şeyi yaptı. Ardından 27 Nisan'da aynı şeyi yapmaya çalıştı. Bence bunun dinamiğini 27 Nisan döndürdü. Ne zaman AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan bunu kabul etmedi, -amiyane tabirle- bunu yemedi, meseleyi  tersine çevirmiş oldu. Her darbe 27 Mayıs darbesinin ortaya koyduğu sistemi ayakta tutmak için gerçekleşmiştir. Bu darbe dinamikleri bizim işimize yaramadığına göre kime yarıyor? Türkiye 21. asrın başından beri bir devrim gerçekleştirmektedir ve bu devrim devam etmektedir. Bizden sonraki nesil 21. yüzyıl devriminin hakkını teslim edecek çünkü, hiçbir algı gerçeği örtemez."

Bakan Soylu, terörle mücadeleye ilişkin bir soruya şu yanıt verdi:

"Türkiye bugün terörle mücadele ediyorsa, dönüp savunma sanayinin yüzde 20'lerden yüzde 70'lere nasıl geldiğine ve bu aklın ne zaman üretildiğine, nasıl gerçekleştirildiğine bakmak gerekir. Bugün İHA ve yerli mühimmatlarımız olmasaydı ne olurdu? Biz bu kabiliyete nasıl geldik.? Biz bu hale 1990'larda gelebilir miydik? Gelemediğiniz zaman yapabilecekleriniz daralıyor. Jandarmada ATAK helikopterlerimiz var. Bütün bunları görmeden terörle mücadeleyi göremeyiz. Terörle mücadelenin bir başka unsuru olarak halk var, sizin samimiyetinizi görecek. Ülkenizin batısını geliştirdiğiniz gibi doğusunu da geliştirmelisiniz. Bunları yaparsanız terörle mücadelenizi bir noktaya taşıyabilme kabiliyetine sahip olursunuz. Bugün Diyarbakır'ın caddeleri Paris ve Londra'dan farklı değil. Doğu ve Güneydoğu'nun geri kalmışlık sendromunu ortadan kaldırıyorsunuz. Böylece terörün arkasında istismar edilecek alanı kapatıyorsunuz. En iyi hastaneleri yapıyorsunuz, doğal gaz götürüyorsunuz. Oradaki insanların umudunu ayağa kaldırmak zorundasınız. Tayyip Erdoğan felsefesi, 'Size umutsuzluk hakkı vermiyoruz, size geniş bir gelecek vaat ediyoruz. Kim sizin Kürtlüğünüzü istismar ediyorsa onların da istismar alanını kapatıyoruz' diyor."

Süreçte, teslim olan kişinin ailesinin de katkısının olduğunu belirten Soylu, "Bunlar geldikleri zaman terör örgütünün en büyük korkusu, bizim bunlarla yapmış olduğumuz mülakatlardır. Bu mülakatların içerisinde ve bizim de daha önceden tespit ettiğimiz ve tekrar bununla beraber teyit ettiğimiz bir süreç oluşageldi." dedi.

Teslim olan kişinin 2017 yılında önce Nusaybin ve Kızıltepe'ye geldiğini belirten Soylu, sosyal medyadan tanıştığı birisinin kendisini ikna ettiğini anlattı.

Kendisine verilen telefon numarasının eski HDP Siirt Milletvekili Hatice Kocaman'a ait olduğunu kaydeden Bakan Soylu, şöyle konuştu:

"Onu arıyor diyor ki 'Ben terör örgütüne katılmak istiyorum, sizin telefonunuzu bana verdiler. Söylediği cümle şu 'Benim başımı belaya mı koyacaksın, telefonda böyle şeyleri konuşma, şuraya gel.' Onun evinde biraz kalıyor ve ardından onun yol göstermesiyle terör örgütüne katılıyor. Zaten birçoğunun böyle olduğunu bu yöntemlerle ya ilçe başkanları ya il başkanları il yöneticileri ya belediye başkanları ya belediye meclis üyeleri, bunlarla beraber, açık alan yapılanmalarıyla bunu gerçekleştiriyorlar. Ardından Gara'da eğitimlerini alıyor. Bazen Mahmur'a gidiyor bazen geliyor. En nihayetinde Gara'dan Mahmur'a gidileceği söyleniyor. Sivil kıyafetli olan ve birkaç zamandır da orada kaldığını gördüğü birisiyle beraber arabaya biniyorlar Gara'da. İşte ne kadar kaldığını söyledikten sonra yanındaki 'Bunu tanıdın mı?' diyor. 'Hayır tanımadım.' diyor. 'Bu Dilan Dirayet Taşdemir.' diyor. HDP Ağrı Milletvekili. Gara'ya geliyor. Gara'da kaldıktan sonra Mahmur'a geçiyor. Mahmur'a da bu arabayla beraber gidiyorlar.'

Bu olayın yeni gerçekleştiğini de vurgulayan Soylu, şunları kaydetti:

"Tarihini de biliyoruz da orada yaptığımız birtakım işler var onları da devam ettiriyoruz. 2019 sonrası. Daha yeni. Buradaki muradım şu. Ben orada 'Gara'yı siz iyi bilirsiniz' dediğimde aslında orada bildiğimiz farklı başka milletvekilleri de var, oralara giden, oralarla iş tutan, karşıya geçen, mesaj alan, mesaj götüren, mesaj veren, politika belirleyen, politika taşıyan var. Terör örgütünün yukarıdakileri Kandil'e Kandil demezler. 'Avrupa' derler. 'Avrupa size şunu söyledi mi, Avrupa bunu size söyledi mi?' gibi kendi aralarında son yıllarda geliştirdikleri kod adı."

Bakan Soylu, 15 Temmuz'un miat olmasının sebebini, "artık ecinnilerin işin içine karışmaması", istihbaratı yönlendirmeye çalışanların, aşağıdan doğru bilgiyi yanlış şekilde aktarmaya çalışanların sistemin içerisinde olmaması, sistemin içerisinde tamamen bu meselenin çözümünü ortaya koymaya çalışanların olması şeklinde aktardı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın terörü kaynağında yok etme konsepti olduğunu aktaran Soylu, "Bu kaynak nedir? 1978 PKK'nın kuruluşu. İlk öldürülen siyasi, Edip Bucak. PKK'nın aslında kendini ilan ettiği bir eylemdir. 1979'da PKK 150 kadro elemanıyla beraber Suriye'ye geçti. Suriye'ye neden geçti? Orada kendisini eğitmek, felsefesini tam anlamıyla oturtmak ve ondan sonraki hedeflerini gerçekleştirebilmek için. Ardından, Haftanin, Metina, Zap, Avaşin, Basyan, Hakurk." dedi. 

Harita üzerinde bu bölgeleri ve Gara'yı gösteren Soylu, Türkiye'nin hem Hakkari, Beytüşşebap, Şırnak, Yüksekova bütün bu hattın içerisinde ve yukarı doğru olan hattın içerisinde var olduğunu hem de şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) operasyon gerçekleştirdiğini ifade etti. 

Gara'nın öneminden bahseden Soylu, şöyle konuştu:  

"Kandil koridoru, Suriye koridoru, Sincar koridoru. Bu koridorun giriş alanı Gara'dır. Peki, Gara'nın ikinci önemli özelliği ne? Biz burayı sıkıştırdıkça bunların sözde Apollo akademisi buradadır. Tüm eğitim merkezlerini ve onun kendi mütemmim cüzleri olan bütün akademileri buradadır. Sağlık, eğitim, havacılık, hepsi buradaki alandadır. Diğerlerinden daha öte bu alanın bir özelliği var. Bu alan savunulması çok kolay bir alandır, tepeleri olan bir alandır."

Soylu, Türkiye'nin içerisinde 300 terörist olduğunu belirterek, "'312' diyor arkadaşlar da bana göre 300'ün altında. Çünkü savcıya vermeden, sarı torbaya koymadan sayıyı düşmüyoruz. Bazı bölgelerde kayıp olduğunu bildiğimiz, değerlendirdiğimiz 30 civarında diyebileceğim terörist daha var." dedi. 

Türkiye'deki terörist sayısı son 4 yılda yüzde 88 azaldı 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 2016'dan itibaren Türkiye'deki terörist sayısında yaşanan değişimi grafik üzerinde göstererek, ülkedeki terörist sayısının son 4 yılda yüzde 88 azaldığına dikkati çekti. 

Bunun nasıl sağlandığına ilişkin Soylu, şöyle konuştu: 

"Bir, içeride basmadık yer bırakmadık. İki; sadece teröristle uğraşmadık, finansmanıyla da uğraştık. Üç; oradaki belediyeler dediğimiz tamamen terör örgütünü finanse eden, onların insan kaynaklarını tesis etmeye çalışan, onlara moral veren, bir takım eğitim sempozyumları hazırlayan, lojistik desteklerini sağlayan anlayışın ta kendisidir. Uluslararası alanda irtibatını da sağlıyor. Sözde sivil toplum örgütleri. Sözde bir takım yapılar. Bütün bunları gerçekleştiriyor. Bir taraftan siz üs bölgelerini oluşturuyorsunuz. Hakkari'de, Kato'da üs bölgesi oluşturuyorsunuz. Körkandil'de üs bölgesi oluşturuyorsunuz. Cehennem deresinde üs bölgesi oluşturuyorsunuz. Seyit'e üs bölgesi oluşturuyorsunuz. Bütün bunların hepsi esas itibarıyla örgütün kendi adına eğitim olarak düzenlediği, kendi mağaralarında kaldığı, kendi alanlarında kaldığı, dönem dönem karşılaşırsanız çatışma çıktığı alanlardı. Şimdi bu alanların hepsinde biz varız. Bunun aynısını şimdi Metina'da Zap'ta Avaşin Basyan'da ve Gara'da yapmakla yükümlüyüz."

Gara'daki operasyon

Hedeflerinin Gara'daki terör örgütlerinin yuvalarını tarumar etmek, yaşam ve aktarma alanlarını, lojistik ve eğitim alanlarını ortadan kaldırabilmek olduğunu aktaran Soylu, şunları kaydetti: 

"Gara'da bunu yaptığınız andan itibaren kalbe girmiş gibisinizdir. Bugün TSK'nın yapmış olduğu Gara operasyonunun anlamı da budur. Yani içeride Yıldırım, Eren, Kapan operasyonlarını yapıp aynı zamanda orda da kalmadık. Iğdır'dan başlayan, Ağrı'nın sonuna kadar hiçbir sınır ihtilafı çıkmadan sınır duvarlarını gerçekleştirdik. Sadece sınır duvarı yapmıyoruz. Bir entegre sınır yönetimi yapıyoruz. Bir taraftan optik kameraları olan kaleler, bir taraftan gece görüş dürbünleri olan, bir taraftan aydınlatmalar. Eğer bir kaçak söz konusu olursa fotoğrafını dönüyor, çekiyor, anında karakola atıyor, kırmızı lamba yanmaya başlıyor. Olağanüstü ve muhteşem bir sistem kurduk, kurmaya devam ediyoruz. Bu yıl 54-55 kilometre Van'ı bitireceğiz. Yüksekova'da başladık, 11 kilometre gittik. Güvenlik duvarlarının öteki tarafında hendekler de kazdık."

Soylu, Gara'nın esas itibarıyla oranın merkezi olduğuna işaret ederek, "O koridoru kapatmamız, eğitim alanlarını bertaraf etmemiz, bütün buradaki aktarım merkezlerinin ortasına, kalbine girmemiz ve düze inmemiz terör örgütünün en önemli sıkıntısıdır. Terör örgütünün bugünkü feryadının anlamı da budur." dedi. 

"Orada olduğumuz için bugün Türkiye'nin içerisinde huzur var"

Bakan Soylu, Gara operasyonuna diğer ülkelerin bakışı ve Türkiye'nin terör mücadelesine sivil toplumlardan ve siyasi partilerden destek verilip verilmediğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"İran'da 525 terörist olduğunu değerlendiriyoruz. Irak bölgesinde 2 bin 750. Bunlar kadrolu teröristtir. PKK'nın uzun yıllardan beri asli kadrolarıdır. Bir kısım da 15 bin 500'ün içinde var. Suriye'de 15 bin 500'ün önemli bölümü korkutularak, ürkütülerek ailelerinden alınarak katılanlar. Esas itibarıyla 5 bin civarında bir kadro var. 20 binin 15 bini de Suriye'de daha çok gördüğümüz, çocukların alınıp, her aileden bir kişinin alınıp, onlara bazen belli ücretlerin de verildiği bir yekün oluşturuyorlar. Bu bizim çok rahat bir şekilde baş edebileceğimiz ve yok edebileceğimiz bir örgüt." 

Türkiye'nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları yaptığını hatırlatan Soylu, "Toplam 8 bin 134 kilometrelik bir alan. Peki derdi nedir Türkiye'nin? Tam da Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bir konsepti hayata geçirmek, Sinat, Haftanin, Metina, Harkuk, Avaşin, Basyan, Zap, ardından Afrin, Cerablus, Azez, Mare ardından Resulayn, Tel Abyad. Terör hangi alandaysa Türkiye yukarıdan aşağıya Avrupa ve Amerika'yı rahatsız eden tam da bu. Bu alanlara Türkiye'nin girmesini istemediler. Türkiye'yi bir sıkışmışlık içerisine koyacaklar ve Türkiye'yi teslim alacaklar. Oysa biz bugün öndeyiz. Amerika, Avrupa teorisyenleri de duysunlar. Orada olduğumuz için bugün Türkiye'nin içerisinde huzur var." ifadelerini kullandı. 

"Bu alanın hepsini temizlemek milletimizin bize talimatıdır"

"Gara'da işiniz bitti mi?" sorusu üzerine Soylu, henüz bitmediğini, Metina'da, Hakurk'ta, Haftanin'de ne yapıyorlarsa Gara'da da aynısını yapacaklarının altını çizdi. 

Soylu, terör örgütünün kendisini idare ettiğini düşündüğü yerin Kandil olduğunu aktararak, şunları kaydetti: 

"Terör örgütü ahlaksız bir yapıdadır. 'Namussuz elebaşı' olarak nitelendirdiklerimizin 17-18 yaşındaki çocuklara tecavüz ettiği ve oradan olan çocukları alıp Mahmur'a götürüyorlar, büyütüp orada terörist yapmak için. Mantıkları talimatları anlayışları tamamen bu. Biz Irak'ın toprak bütünlüğüne sonuna kadar saygılıyız. Suriye'nin bütünlüğüne saygılıyız. Ama bizi, ülkemizi istikrarsızlaştırmak, bölmek, parçalamak ve bizi kaybettirmek için, birliğimizi parçalamak için ellerinden geleni yapanlara da müsamaha göstermeyiz. Onun için bu alanın (Gara) hepsini temizlemek milletimizin bize talimatıdır."

"Murat Karayılan'la ve diğerleriyle ilgili verdiğimiz sözü yerine getireceğiz"

Saldırıdan sonra Murat Karayılan'ı "bin parçaya bölme" sözü verdiği hatırlatılan, yakın zamanda buna dair müjde alınıp alınmayacağı sorulan Soylu, şöyle konuştu: 

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunları yapanların yanına bırakmayacaktır. Benim bir ahdım vardı onu gerçekleştiremedim. Eren'i öldürenleri Eren'in mezarının başındaki ağaca asmak ahdımdır. Ama 'olmaz' dedik geçtik, yakaladık bitirdik. İnönü Stadyumu'nu, oradaki evlatlarımızı katledenlerin peşinde gezdik, onları bitirdik. Bundan 15-20 yıl önce şehit olan evlatlarımızın en büyük onurumuz ailelerine açıp 'Katilleri bizim tarafımızdan cehennemi boyladı.' demektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yönettiği Türkiye'de imkansız yoktur. Murat Karayılan'la ve diğerleriyle ilgili verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın."

Türkiye'de terör riskinin sıfır olmadığını belirten Soylu, "Geçen yıl 248 terör eylemini engelledik. Bunların içerisinde canlı bomba, patlamaya hazır düzenekler var. Daha geçen günlerde Şanlıurfa'dan beline sarılmış bombalarla, Mardin'den beline sarılmış bombalarla geçenleri olduğu gibi çekti aldı. Bizimkiler yakaladılar. İstihbarat ve terör birimlerimiz şu anda Türkiye'de bu eylemlerin yapılmaması için 24 saat teyakkuz halindeler. Dışarı, içerisi... Türkiye'de MİT'in, Genel Kurmay'ın, Milli Savunma Bakanlığının, İçişleri Bakanlığının entegrasyonunun ve birlikte çalışmasının en yüksek olduğu dönemdeyiz. En ufak bir su sızdırmamak için. Yılbaşından bugüne kadar da 21 terör eylemini engelledik." diye konuştu.

Teröristlerin iknayla teslim olmaları için 12 bin aileyle görüştüklerini, bunların içerisinde hem jandarma hem polisin görüştüğü mükerrer olanların da bulunduğunu aktaran Soylu, 15 Temmuz 2016'dan sonra iknayla 893 terörist getirdiklerini, bunun Türkiye'nin başarısı olduğunu söyledi.

HDP'nin, Irak'ın kuzeyindeki Gara bölgesinde 13 Türk vatandaşının şehit edilmesine ilişkin PKK'ya karşı tavrı sorulan Soylu, "HDP, terör örgütünün partisidir. Hiç kimse bunu sağa sola çekiştirmeye çalışmasın. Bunlar Kandil 'A' demeden 'B' diyebilecek bir kabiliyete sahip değildir. Siyasal kişilikleri ve inisiyatifleri yoktur. Esas esir olan onlardır. Hepsi PKK'nın rehinesidir, esiridir, zihinleri, bedenleri, duyguları, kişilikleri ve kimlikleri esirdir. Zihnen kirletilmişlerdir, düzeltilmeleri de mümkün değildir." yanıtını verdi.  

Sivillerin şehit edilmesiyle ilgili birçok yalan, dezenformasyon ve tahrikin devreye girdiğini ifade eden Soylu, 5-6 yıldır sürdürülen istismarın devam ettirilmeye ve acının artırılmaya çalışıldığını söyledi. 

"İHD, terör örgütü savunucuları derneğidir"

Bakan Soylu, Gara'da yapılan operasyona ilişkin şunları anlattı:

"Operasyon ayın 10'unda 05.30'da oldu. 06.00-06.30 gibi de evlatlarımızı orada katlettiler. Biz bunu nerden biliyoruz. Orada teslim olan, daha sonra bizim ele geçirdiğimiz 2 teröristin ifadesinden. Onlar da mağaranın içerisindeler. Oradaki olayı olduğu gibi yaşıyorlar ve görüyorlar. Orada bulunanların diğerlerini katlettiğini görüyorlar. Hemen tezvirat başlıyor. Ne zaman, 11'inde. Nerden, Belçika'dan. Kim arıyor, oradaki onların Türkiye'de yayın yapan bir radyosunun temsilcileri arıyorlar. Orayı da tespit ettik. Ne diyorlar, 'Türk Silahlı Kuvvetleri bombalamayı devam ettiriyor.' Kimi arıyorlar, çocukları orada olan aileleri arıyorlar. Nerden biliyorlar telefonları, çünkü irtibat kanalları... İHD diye bir dernek var ya bir insan hakları değil, bir terör örgütü savunucuları derneğidir."

Gara'daki katliam sonrası siyasi partilerin ve STK'ların yaptığı bildirilere değinen Soylu, "4 tane bildiri oldu. HDP'nin Merkez Karar Yönetim Kurulunun bir bildirisi oldu. İnsan Hakları Derneğinin bir bildirisi oldu. PKK'nın bir bildirisi oldu. Bir de Türk Tabipler Birliğinin bir tweeti oldu. Bunların dördünün de mantığı aynı. Buna bir eklem daha yapıldı, CHP'nin grup toplantısında Sayın Kılıçdaroğlu. 'Burada devlet sorumludur.' dediler. Beşinin de mantığı aynı. PKK ağza alınmadı."

"Devlet, yalanlara ve yanlış bilgilendirmelere karşı tedbirini aldı"

Bakan Soylu, bu süreçte kaçırılan sivillerin nerede olduğunu istihbari olarak takip etmeye çalıştıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu işin önüne geçmek isteyen insanların önünü kesmedik. Öznur hanım, olayın bir şahidi de Sadiye hanım, Gürsel bey ve kızları, Cumhurbaşkanımıza geldiler. 2015'in sonu gibiydi. Dediler ki, 'İnsan Hakları Derneği, bu çocukların oradan getirilmesini sağlamak istiyor ama bir korkuları var.' Nedir bu korkuları? 'Acaba biz onları oradan getirirsek bize bir hukuki işlem uygularlar mı, oraya gittiğimizde dönerken bir bombalamayla karşı karşıya kalır mıyız gibi bir endişeleri var.' dedi. Cumhurbaşkanımız beni çağırdı, 'Bunu derhal tesis etmelisiniz. Ailelere burada söz veriyoruz. Böyle bir şey size geldiği andan itibaren bizim güvencemiz içerisinde olmalı.' dedi. Son 1 yılda 5 defa Bakan Yardımcım Mehmet Ersoy beyi görevlendirdim. İnsan Hakları Derneğinin PKK'ya müzahir bir dernek olduğunu biliyorum. DHKP/C ve MLKP'yle ölüm oruçlarıyla ilişkili bir dernek olduğunu biliyorum. Adalet Ağaoğlu 2007 yılında, 'Bu derneği ben kurdum, PKK derneği oldu.' diyor. Ben değil, derneği kuran söylüyor. Bu dernek ilk kurulduğu zaman böyle bir dernek değildi. İnsan haklarıyla ilgili bu meseleleri takip eden daha sonra PKK ve marjinal sol örgütler bu derneği ele geçirdiler. Bakan Yardımcım bizatihi diyor ki 'Bu çocuklarla ilgili bir söz vermiştiniz, ne oldu?' 'O iş daha olgunlaşmadı, olgunlaştırmaya, yumuşatmaya çalışıyoruz.’ Biz onları yumuşatacağız, bu milletimiz de şahit olsun. Sonra dönüp diyeceksiniz ki devletten muhatap bulamadık. Dil aynı dil. Terazinin iki kefesi, 'Devlet de sorumlu PKK da sorumlu.' Hem sivili kaçıracaksınız hem katledeceksiniz hem öldürdükten sonra anne-babalarını arayacaksınız. Biz buna gelmemek için Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Adalet Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve ben... Malatya'ya geldi cenazelerimiz. Hemen orda valimiz, başsavcımız, 2. Ordu Komutanımız, emniyet müdürümüz, jandarma komutanımız bir araya geldiler. Hemen koordinasyon kuruldu. Bakan Yardımcılarımıza 'Ailelerini arayın.' dedik. Çünkü şunu anladım. Yaydıkları şu, bu bombalamayla oldu. Aileleri çağıralım, vücut bütünlüklerini gösterelim. Bütün fotoğrafları çekelim. Otopsilerini ayrıntılı bir şekilde gerçekleştirelim. Bütün bunları yaptık. Devlet burada bütün bu yalanlara, yanlış bilgilendirmelere, dezenformasyonlara karşı kendi tedbirini aldı."

"Ne payınız var Türkiye'de terörün bitmesinde?"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la birlikte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ziyaret ederek, Gara operasyonuna ilişkin bilgi verdiklerini ve konuyla ilgili sorularını yanıtladıklarını anlattı.

Bu sorumluluktan kaçmadıklarını ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Tüm bunları anlattıktan yarım saat sonra anlaşılan bir metin hazırlanmış bir cümlesini değiştirmemiş. Hayal kırıklığı… Karşılıklı konuştuğumuzdan herhangi bir tatmin olmama hissinizi ifade etmediniz. Ben bunu kabul etmem. Siz tutun, deyin ki 'Cumhurbaşkanı bunun sorumlusudur.' Ağzınıza sığdırın da bir de PKK deyin. Niye söylemediniz? 'Bu cinayetten vazgeçmediler.' deyin. 'Sayın Genel Başkan, 1984'ten itibaren 6 bin 21 sivil katliam var.' dedim.  Daha yeni Hakkari'de ikisi de Çukurca'da, aldılar, evinden götürdüler, katlettiler insanları. Ne söyleyeceğiz biz o insanlara? Bir kere İnsan Hakları Derneği gelmiş de '6 bin 21 katliam için lanet olsun PKK'ya.' demiş mi? Bir kere senin milletvekilin benim yaptığım işi didiklediği kadar bu insanlara 'Sizinle beraberiz. Türkiye Cumhuriyeti devleti sizinle beraber.' demiş mi? Dememiş. Sorumlu bulduğunuz Cumhurbaşkanı, devlet, vali, jandarma komutanı, polis, tugay komutanı demiş. Ne payınız var Türkiye'de terörün bitmesinde, ne ortaya koymuşsunuz? Siz Pervin Buldan'la oturup Türkiye'nin geleceğini tartışıyorsunuz, omuz omuza veriyorsunuz, Selahattin Demirtaş için ağıtlar yakıyorsunuz. Bizi hain olarak ilan ediyorsunuz. Selahattin Demirtaş'ı kahraman olarak ilan ediyorsunuz. Onun talimat verdiği, öldürdüğü insanlar için ne diyeceğiz?"

Buldan'ın "PKK'yla ilişkimiz yok" sözlerine tepki

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın "PKK’yla ilişkimiz yok." sözlerini hatırlatan Soylu, Buldan'ın bir terör örgütü üyesinin anmasında çekilen fotoğrafını göstererek tepki verdi.

Buldan'ın terör örgütü PKK elebaşı Murat Karayılan'la fotoğrafını da gösteren Soylu, "Yanındaki kim? Yanındaki herhalde Nobel ödülü sahibi. İnsan hakları savunucusu. 'Bir Kandil fotosu da benden olsun.' diyor. Bu tavır ne? Kimleri kandıracaklar böyle? Yanındaki adam 16 yaşındaki kıza defalarca tecavüz eden bir adam. Hem yapacaksınız hem de işin üstünü örtmeye çalışacaksınız. Bu kabul edilebilir bir şey midir?" ifadelerini kullandı.

Terör örgütü PKK elebaşlarından Cemil Bayık'ın "PKK üzerine düşeni yapıyor HDP yapmıyor." dediğini de aktaran Soylu, PKK'nın siyasi yapısı olduğunu vurguladığı HDP'nin, demokrasiyi, siyaseti ve oy verenleri istismar ettiğini dile getirdi.

Murat Karayılan'ın parti binalarında fotoğraflarının sadece gençlerin odalarında olması yönünde bir talimat verdiğini de anlatan Soylu, şöyle konuştu:

"Adayını tanzim eder, odasını tanzim eder, politikasını tanzim eder, süreci tanzim eder, cezaevlerini elinden geldiğince söz söylemeye, mesaj vermeye, onları bir takım eylemliliğe sürüklemeye tanzim eder ama sizi kim aday yaptı? Sizin listeyi kim yaptı? Kendileri söylüyorlar 'Kandil yaptı' diye. Ben söylemiyorum ki kendileri söylüyorlar. Bu kadar kirlenmiş. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisinin oradaki grubunun yanında gerçekleşiyor. Bunların hepsini benden daha iyi biliyorlar ses çıkarmıyorlar. Buna şeytan dengesi derler. Allah için söylüyorum şeytan dengesi derler. Bunun siyasetle vallahi ilgisi yok. Buna şeytan dengesi derler. Sadece üç oy için, beş oy için buna ses çıkarmayacaksınız, bir şey söylemeyeceksiniz, laf etmeyeceksiniz, ondan sonra döneceksiniz, 'Cumhurbaşkanı bunun sorumlusudur.' diyeceksiniz. Sizin elinizde olsa bir bardak su da vermeyeceksiniz bunu biliyorum. Ama ne millet müsaade eder ne Allah buna müsaade eder."

İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığının bu konuda ciddi akademik analizler yaptığını aktaran Soylu, "18 aydır, 20 milyon veriyi işleyerek 4 akademisyen hocamız 10 araştırmacıyla birlikte İç Güvenlik Stratejileri'nde araştırmalar yapıldı. Türkiye'de terörizmin makro düzeyde etkileri, mikro düzeyde etkileri, iç göç üzerindeki etkileri, Türkiye'ye terörün maliyeti olmak üzere 4 yaklaşım üzerinde çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar devam edecek ve yakında paylaşılacak. Çok önemli verilere ulaşıldı." diye konuştu.

Terör örgütü PKK/PYD mensuplarının önceki yıllarda BM temsilcisiyle bir araya gelerek anlaşma imzalamasına da değinen Soylu, "Şu dünyanın en ilkel, en iğrenç ve en ahlaki olmayan fotoğrafıdır. Bir terör örgütünün temsilcisiyle bir BM temsilcisi çocuk savaşçı olmamasını temin edecek ki geçen yılki dünyanın birçok uluslararası örgütünün raporunda da hala PKK/PYD'nin çocuk terörist barındırdığı ve eğittiğiyle ilgili veriler var. Bu anlaşmadan sonra eğittiklerine bir kaplama yapıyorlar." ifadelerini kullandı.

Süleyman Soylu PKK'nın örgüt üyeleri üzerindeki temel hedeflerine de değinerek, şunları kaydetti:

"PKK ne yapıyor? Türkiye'nin medreselerini, İslam'a olan bağlılığı açısından Doğu ve Güneydoğu'yu hedef aldı. İnsanları İslam'dan uzaklaştırmak için. PKK, aile bağlarına, kadın-erkek ilişkilerine yönelik bir anlayış ortaya koydu. Avrupa ile bir noktada özdeşleşmek için adımlar attı. PKK bir kadın örgütüdür. Ailenin yapısı oradaki kadındır. Burada bu etkiyi ortaya koyabilmek için, kadını başka bir noktaya taşıyabilmek için bunu istismar etmiştir. PKK sadece bir silahlı terör örgütü değildir, aynı zamanda kültürel terörizm örgütüdür. İnanç, kültür, ahlak, bağlılık, sadakat, yapı bütün bunları perişan etti."

"31 ülkeden toplam 137 kişi getirildi"

Yurt dışından getirilen FETÖ üyelerine ilişkin soru üzerine Soylu, bu konuda hassas ve ciddi çalışmalar yapıldığının altını çizdi.

Soylu, "31 ülkeden toplam 137 kişi getirildi. Bunlar hep önemli pozisyonda kişiler. Mahrem imamlar, bir ülkeden başka bir ülkeye geçmeye çalışırken sahte pasaportla yakalananlar var. Sadece içeride değil dışarıda da FETÖ ile kararlılıkla mücadele ediyoruz. Ne kadar Avrupa bunlar sahip çıkıyor olsa da mali kaynak açısında ciddi bir eksilmesiyle karşı karşıyalar ve kendi aralarında ciddi bir kavgayla karşı karşıyalar. 4'e 5'e bölündüler." bilgisini verdi.

FETÖ'nün devletteki önemli bir kurumsal yapılanmasına gerçekleştirilen operasyonun devam ettiğini belirten Soylu, bir kuruma düzenlenen operasyonda çok sayıda dijital belgeye ulaşıldığını ve burada binlerce insanla ilgili bilginin yer aldığını kaydetti.

Soylu, ele geçirilen dosyalarda evlendirilecek kişi isimleri, kişisel zaaflar, istekler, kime soruların verileceği gibi çok önemli bilgilerin yer aldığını ve operasyona ilişkin hala ByLock'tan deşifreleri çözmeye devam ettiklerini anlattı.  

FETÖ'yle ilgili hukuki süreçlere değinen Soylu, "Adalet Bakanlığı verilerine göre, 622 bin 646 kişiye FETÖ'den işlem yapıldı. 301 bin 932 kişi bu işlemden gözaltına alındı. 25 bin 467 kişi içeride hala tutuklu. 96 bin 782 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Hala operasyonlar devam ediyor. İfadelerden, ankesör aramaları gibi analizler devam ediyor. Onları Türkiye'den kazıyana kadar devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Devletin merkezindeki mekanizma sayesinde Türk milletinin yıkılan her devletin yerine yenisini kurduğunu vurgulayan Soylu, şöyle devam etti:

"Bugün bizim var olmamızın yegane sebebi o devlet mekanizmasını kaybetmemizdir. FETÖ bu devletin bütün unsurlarını ele geçirmeye çalıştı. Devletin kabiliyetini dışarıya taşıdılar. Hala FETÖ birçok yerde aktif, 'Bunları bize verin.' diyoruz, verilmiyor. Bu bir koruma mekanizması değildir de nedir? Onun için milletimize söyleyeceğimiz şudur; çok güçlü bir mekanizma ile bunların üzerine gidiliyor. Biz cesaretli oldukça dünya bu konuda pes etmeye mecburdur. Zayıfladıklarını ve köşeye sıkıştıklarını görüyoruz. Ama bir zafiyet yaşarsak dışarıdan üzerimize çöreklenirler."

Boğaziçi Üniversitesindeki olaylar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Boğaziçi Üniversitesinde ders veren bir akademisyenin yazdığı makaleden alıntı yaparak, şöyle konuştu:

"Biz üniversitelerin bir özgürlük alanı olduğunu kabul etmek zorundayız. Hür düşünce üretir ama şiddetin merkezi üniversiteler olamaz. Devlet şiddetle alaşağı edilecek bir alan değildir. Bunlar bizim çocuklarımız, terör örgütlerinin oluşturduğu alana sıkışan bir üniversite yapısı elbette ki kabul edilebilir değildir. Şu anda Türkiye'yi Gezi'ye taşıyan Kavala, sistemi kurmuş, her türlü örgüt finans yapısı vesaire. Eşi de Boğaziçinde konuşlanmış. Bir kişiyi daha söylemek istiyorum, Üstün Ergüder bu işlerin göbeğindedir. Eski rektör. Hala bu işi kaşımak için yazılar yazıyor, tahrik ediyor. Hadi reddetsin de göreyim. Bu ahlaksızlığın dibidir ve biz buna prim vermedik, vermeyeceğiz. Öyle Gezi mezi bekleyenler avuçlarını yalarlar. Türkiye'nin bugün elde ettiği güç, Gezi olaylarıyla kıyaslanamayacak bir noktadır. Biz buna müsaade etmeyiz. Rektöre sırtını dönenlerin büyük bir bölümü emekli öğretim üyeleri. Size yakışıyor mu bu? Sizin ilminizi kim engelledi? Buna müsaade edilebilir mi? Ne yapmış Melih Bulu hoca da üniversiteyi işgal etmeye kalkacaksınız?"

Eylemlerde yakalanan ve terör örgütü bağlantısı olduğu tespit edilen 189 kişinin örgütsel dağılımına da değinen Soylu, "42'sinin MLKP, 38'inin PKK/KCK, 18'inin DHKP/C, 21'inin DKP/BÖG, 15’inin TKP/ML, 27'sinin THKP/C - DEV-YOL, 9’unun THKP/C, 9’unun TKEP/L, 4'ünün TKİP, 1’inin FETÖ/PDY, 1'inin MKP, 2'sinin DSİH, 2'sinin TDKP terör örgütü üyesi olmaktan kaydının olduğu görülmüştür." bilgisini verdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Boğaziçi Üniversitesindeki olaylara karışan 150 öğrencinin ailesine bilgilendirme yaptıklarını, kendilerine terör örgütlerinin bu işe girdiği ve bu işi tahrik etmeye çalıştığını ileterek, onlardan yardımcı olmalarını istediklerini, bazı ailelerin, "Haklısınız, teşekkür ediyoruz. Biz üzerimize düşeni yapacağız." dediklerini, bazı ideolojik ailelerin ise "Siz bu işe karışmayın." diye yanıt verdiklerini anlattı.

Devlet olarak görevlerinin bu bağı kurabilmek, alttan almak olduğunu aktaran Soylu, şöyle devam etti:

"Çünkü o çocuklar bizim çocuklarımız. Bir süreç var. Kanunlarla belirlenmiş bu sürecin içerisinde sadece işi karıştırmak için, 'Seçimle gelsin, biz demokrasi istiyoruz.' Affedersin, biz üniversiteden ilim, bilim istiyoruz. Herkes işini yapsın. Çocuklarımızın orada çok daha iyi okumalarını istiyoruz. Boğaziçi'nin dünyada Türk bayrağını dalgalandırmasını istiyoruz. Türkiye'de çekici güç olmasını istiyoruz."

Rektör seçiminden kurtulmak için çaba sarf ettiklerini, bizatihi kendisinin bu işten şikayetçi olduğunu ifade eden Soylu, şunları kaydetti:

"1,5 yıl rektör seçmek için rektörler kendi aralarında seçim kampanyası yapıyorlar. Kendisini seçen insanlarla birlikte başka türlü süreçler yaşanıyor. Sonra üniversite bir seçim mekanizmasına dönüyor. Doğru bir yöntem değil. Burayı yönetecek, süreci ortaya koyabilecek bir kanun belirlenmiş. Kanun çerçevesinde bu adım devam ediyor. Bunu sağlayabilecek bir yapı meydana geliyor. Onun için bizi böyle kanatarak yapıyorlar. İşgal, LGBT… Kimin aklına gelir yani Kabe-i Muazzama ile LGBT'yi orada bir araya getirebilmek hangi aklın ürünüdür? Türkiye'de neyi tırmandırmaya çalışıyorlar? Bu bir cereyan. Şu anda Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, BM ülkeleri, AB delegasyonu, Amerika Büyükelçiliği, bütün büyükelçilikler Türkiye’de gariptir ki LGBT’nin bu dernekler üzerinden ki 16-17 dernek var. Bunların bizatihi işi LGBT meselesi. LGBT meselesinde Batı cereyanı bizim toplumsal yapımızı, aile yapımızı dejenere etmeye çalışıyorlar."

Soylu, Türkiye'nin bunların üstesinden gelebilecek, aile ve toplum yapısı ile gelenek ve göreneğine bağlı bir ülke olduğunu vurguladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aydın'da Adnan Menderes ile ilgili yapılan müzeyle ilgili de bilgi verdi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS