YÖK Başkanı Özvar, CNN TÜRK'te

YÖK Başkanı Özvar, CNN TÜRK'te

YÖK Başkanı Özvar, CNN TÜRK'te

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Hakan Çelik ile Hafta Sonu'nda eğitim gündemine dair soruları yanıtladı.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Hakan Çelik, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar'ı ağırlıyor, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren çok önemli başlıklar Hafta Sonu'nda ekrana geliyor. 18-19 Haziran'da yapılacak YKS sınavı nasıl olacak? Barajın kaldırılmasının avantajı ne? Sınava girecek öğrencilere ve ailelere tavsiyeler neler? Gençler kariyer planlamalarında hangi zorlukları yaşıyor? Geleceğin meslekleri ne olacak? Türkiye uluslararası düzeyde tercih edilen bir eğitim ülkesi olabilir mi? Hakan Çelik sordu; Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar yanıtladı. 

YÖK Başkanı Özvar'ın açıklamasından satırbaşları şu şekilde; 

İnanıyorum ki öğrencilerimiz bu sınavı güzelce başaracaklardır. Bu sene TYT ve AYT'de topla 3 milyon 250 bin öğrencimiz var. Bunların önemli bir kısmı TYT'ye giriyor. AYT'ye de ayrıca giren öğrencilerimiz var. Yabancı dil sınavına giren öğrencilerimiz var. Şimdiden kendilerini tebrik ediyorum. İnşallah bu sınavı en güzel şekilde halledecekler.

BARAJ KALKTI, SINAV SÜRESİ UZADI. YANSIMALARI NASIL OLDU?

Bence çok olumlu oluyor. Öğrencilerimizden aldığımız ailelerinden aldığımız izlenimler aslında barajın büyük ölçüde psikolojik bariyeri de kaldırdığını gösteriyor. Öğrenciler barajı aynı zamanda psikolojik bariyer olarak görüyor. Baraj niçin kalktı? Barajın aslında kalkmasının çok basit mantığı var. Biz daha fazla sayıda tercih tabanını artırmak, genişletmek istiyoruz. Kalite üniversite kapılarında başlar. Üniversiteye girdikten sonra biz yükseköğretime katılan öğrencilerin kaliteli eğitiminden söz edebiliriz. 

Gerek TYT, gerek AYT... Bu sınavlarda barajların kalkması olumsuz psikolojinin dağılmasına öncelikle yardımcı olacak. İkincisi şu... Çok sayıda öğrencinin kendi içinde rekabet etmesini sağlayacağız. Rekabet artacak. Üçüncü olarak; geçen seneler ve ondan önceki seneler öğrenciler nasıl sınavda başarılı olmuşlarsa bu sene de aynı başarı kriterleri geçerlidir. Bizim yapmaya çalıştığımız şey aslında sınavı daha dinamik hale getirmek. Yani sınavı başarı sıralamasına göre tanzim etmek olmuştur. Ama sınavın içeriğiyle ilgili her hangi bir değişiklik yok. Ne soru kalitesinde, ne soru sayısında, ne soruların niteliğinde... Her hangi bir değişiklik yok.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Önemli bir değişiklik daha yaptık. O da sınav süresini 30 dakika kadar uzattık. Biraz daha fazla vakit, daha fazla düşünme, daha hızlı düşünürken hata yapmama ihtimaline karşı aslında herkese tanınan bir hak bu. Çok başarılı öğrencilere değil, daha az başarılı öğrencilere de tanınan bir hak. Bu açıdan 30 dakika psikolojik olarak da öğrencilerin motivasyonunu artırdığını gözlemliyoruz.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Öğrencileri sınava sokacağız diye onları hataya itmememiz lazım. Doğal akışı içerisinde becerileri, yetenekleri, sınav vaktini kullanmak yetkinlikleriyle biz öğrencilerimizi ölçmek istiyoruz. 

SINAV SÜRESİ UZADI, SORULAR ZORLAŞTI MI?

Bir de şunun altını çizmek isterim. Şöyle bir algı var. Sınav süresi uzadı, sorular zorlaştı mı? Başta çok kıymetli ailelerimizi, çok kıymetli meslektaşlarımı... Sınavların zorluğu Yükseköğretim Kurulu'nu veya ÖSYM'nin elinde olan husus değil bu konuda uzman yıllardır soru hazırlayan bir ekip bu soruların zorluk, kolaylık derecelerini belirliyor. Sınav sorularını onlar hazırlıyorlar. Dolayısıyla ne Yükseköğretim Kurulu olarak bizlerin müdahale etme ne de ÖSYM'nin sorulara müdahale etme yetkisi asla yok. Ben de merakla bekliyorum doğrusu.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Şunu vurgulamamız lazım. Üniversitelere olan bu talep Türkiye'ye mahsus değil. Üniversitelerde okuma talebi bütün dünyada görmüş olduğunuz genel bir trend. Sebep; demografi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekten son 15 yıl içerisinde yükseköğretime yönelik olarak ortaya koyduğu vizyon, çaba ve yatırımlar Türkiye'de bilhassa bakın içinde kadın nüfusunun çok daha son 10 yılda, 15 yılda yılda yükseköğretime ulaşmasına vesile oldu, yardımcı oldu. Eğer bu yatırım 2000'li yılların başında yapılmasıydı biz bugün ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilirdik. O açıdan Türkiye'de yükseköğretim yatırımları ve yükseköğretime ulaşma gayreti bütün dünya ile paralel gittiğini söyleyebilirim.

Üniversiteye girme bakımında gençler arasında rekabetin en başında Türkiye geliyor. Rekabetin olduğu yerde kalite de artacaktır. Türkiye'de ben size 10 tane üniversite sayabilirim. Bunlar lisans eğitiminde dünyanın her hangi bir yerinde alabileceğiniz eğitimi veren üniversitelerimiz.