Geçmişten günümüze Lübnan... Ortadoğu'nun gözdesi nasıl bu hale geldi? | Video

Video: Geçmişten günümüze Lübnan... Ortadoğu'nun gözdesi nasıl bu hale geldi? | Video

Geçtiğimiz yıldan bu yana yaşanan ekonomik kriz ve protestolar Lübnan'ı zor bir durumun eşiğine getirdi. Koronavirüs salgını ülkedeki mevcut ekonomik krizi daha da derinleştirdi. Tüm bunların üstüne ülke ekonomisinin can damarı Beyrut Limanı'nda yaşanan patlama geldi. Peki Ortadoğu'nun parlayan yıldızı olan hatta başkent için Ortadoğu'nun Paris'i denilen Lübnan nasıl bu hale geldi?

Farklı din, mezhep ve etnik yapılara dayalı siyasi bölünmeler açısından kırılgan bir yapıya sahip olan Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizini yaşıyor. Peki başkent Beyrut için bir zamanlar Ortadoğu'nun Paris'i benzetmelerinin yapıldığı, bölgenin parlayan yıldızı Lübnan nasıl bu hale geldi?

Beyrut 70’lerde Ortadoğu’nun Paris’i sayılıyordu. Haftada bir şampuanla yıkandığı anlatılan caddeleri, lüks otelleri, eğlence mekanlarıyla Ortadoğu’nun yıldızıydı. Beyrut dünyaca ünlü Casinoları nedeniyle, zamanında Duke Ellington, Jacques Brel, Julio Iglesias gibi isimlerin konser verdiği, İran Şahı, Monaco Prensi, Ürdün Kralı Hüseyin gibi ünlü ve siyasi isimlerin uğrak yeriydi.

Bankacılık ve finans alanında faaliyet gösteren zenginler, kendi ülkelerinde bulamadıkları özgürlüğü Lübnan’da buluyor, ülke Arap milyarderler için eğlence ve sefanın başkentiydi. Ancak bu peri masalı 1975'te başlayan iç savaş ile son buldu.

Lübnan, karışık dini yapıya sahip bir devlet olmasına rağmen sosyal yapının gerektirdiği politik dengenin kurulmasıyla, Ortadoğu'nun en düzenli ve yaşam koşulları son derece uygun olan ülkelerinden biriydi.

İç savaş sona ermiş olsa da Lübnan'da tansiyon hiç zaman düşmedi. İç savaş sonrası da, ülkenin bir çok farklı mezhep ve etnik yapıya sahip olması, siyasi çatışmaları,, iç şavaşa dönüştürmedi ancak en üst perdede yaşanmasını ortaya çıkardı. Öyle ki, iç savaştan bu yana ülkede 2 cumhurbaşkanı ve 3 başbakanın yanı sıra üst düzey çok sayıda siyasetçi, din adamı ve gazeteci suikastlerle hayatını kaybetti.

Yakın geçmişte, özellikle 2005 yılı Lübnan'da suikastlerin zirve yaptığı yıl olarak kayıtlara geçti.

Aralarında dönemin başbakanı Refik Hariri'nin de bulunduğu 5 siyasi isim 2005 yılının farklı zamanlarında suikastler sonunda hayatını kaybetti.

Öldürülen siyasi isimlerin ortak noktası ise, Lübnan iç savaşına müdahil olan Suriye'ye olan karşıtlıklarıydı.

2005 yılına kadar Lübnan'da asker bulunduran Suriye, askerlerini Lübnan'dan çekme kararı almıştı.

2006 yılına gelindiğiyse iç savaşın yaralarını saramayan, siyasi mücadele ve suikastlerle boğulan Lübnan'da bu kez Hizbullah ile İsrail arasında savaş çıktı. 34 gün süren savaşta binden fazla Lübnanlı hayatını kaybetti.

Savaş, İsrail'in Hizbulah'a açık üstünlük kurumadığı savaş olarak kayıtlara geçecekti.

2014 yılında ülkede bu kez Cumhurbaşkanlığı krizi patlak verdi. Lübnan Meclisi tam 2 yıl boyunca Cumhurbaşkanı seçemedi. Son olarak 31 Ekim 2016'da Mişel Avn, 2 yıldan uzun süren siyasi boşluğun ardından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

Ancak 2017'nin sonlarına doğru bir kez daha siyasi kriz yaşandı. Başbakan Saad El Hariri, Suudi Arabistan'da 4 Kasım 2017'deki açıklamasıyla herkesi şoke etti.

Lübnan'daki siyasi iklimi, babası Refik El Hariri'nin öldürüldüğü 2005'teki döneme benzetti, "Beni de öldürmek istiyorlar" dedi ve kurduğu hükümetin güvenoyu almasının üzerinden bir yıl geçmeden istifa ettiğini açıkladı.

Hariri, hem Hizbullah'ı hem de ona destek veren İran'ı suçladı.

Bu şok açıklamanın Hariri'nin gerçek görüşlerini ne kadar yansıttığı sorgulandı. Hariri'nin bölgede İran ile büyük bir nüfuz mücadelesinde olan Suudi Arabistan tarafından alıkonduğu ve zorla istifa ettirildiği iddia edildi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn "Hariri'nin şu an bulunduğu şartlardan dolayı endişeliyiz. Kendisi Lübnan'a dönmeli ve istifa gerekçelerini açıklamalıdır. Bunu yapmadığı sürece istifası geçerli değildir." dedi.

Hariri 22 Kasım'da ülkesine döndü ve Cumhurbaşkanı Avn'ın isteği üzerine istifasını geri aldığını söyledi.

Ancak bu da Lübnan'a istikrar ve huzur getirmedi. Ekim 2019'da cep telefonu mesajlaşma uygulaması WhatsApp’a getirilen vergilere karşı gösteriler başladı.

Lübnan tarihi boyunca yaşanan tüm bu siyasi çalkantılar ve belirsizlikler, iç savaş nedeniyle harabeye dönen ülke ekonomisi daha da kötü hale getirmişti. Büyük bir geçim sıkıntısı yaşayan halk artık isyandaydı.

Başbakan Saad Hariri gösterilere 13 gün direnebildi, 29 Ekim’de istifasını sunmak zorunda kaldı.

22 Ocak 2020'de Şii Hizbullah Örgütü ve siyasi müttefikleri, eski Eğitim Bakanı Hassan Diyab'ın Başbakanlığında 20 üyeli yeni hükümetin kurulmasını sağlandı.

Ama halk geçen zamana karşı herhangi bir düzelme görmeyince koronavirüs salgınına karşın yeniden sokağa döküldü.

Yolsuzluklar ve kötü yönetime isyan eden halk gerçek bir değişim istiyordu. Tam da bu dönemde ülkenin en büyük nüfusa sahip, ticari ve sosyal metropolü olan Başkent Beyrut korkunç bir patlamayla sarsıldı.

Beyrut Limanı'ndaki bir depoda bulunan 2 bin 750 ton amonyum nitrat patladı. Yaşanan can kayıplarının yanı sıra patlama ülke ekonomisine de yeni bir darbe vurdu.

300 binden fazla kişinin evini kaybetti, Lübnan ekonomisinin can damarı Beyrut Limanı büyük bir harabeye dönüştü. Hasar ise 15 milyar dolardan fazlaydı. Bu Lübnan için çok büyük bir rakamdı.

Lübnan, tamamını beş yılda alacağı 10 Milyar dolarlık kredi için aylardır uluslararası para fonu IMF ile pazarlıktaydı.

Beyrut Limanı da Doğu Akdeniz'in en önemli limanlarından biri ve Lübnan'ın adeta deniz yolu ile dünyaya açılan kapısı konumunda. Dünya genelinde 171 liman arasında 38. sırada.

Liman, jeostratejik konumu itibarıyla Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve diğer körfez ülkelerinin Akdeniz ile bağlantısını sağlayan önemli limanların başında yer alıyor.

Limanın ülkeye getirisi 2005'ten bu yana kademeli bir şekilde her yıl artmış durumda. 2005'teki 89 milyon olan limanın toplam getirisi, 2017'de 313 milyon dolara kadar çıktı.

Liman ayrıca, birçok uluslararası gemi nakliyat firmasının Lübnan'da faaliyet göstermesine vesile olup hem yerli hem de yabancı işçileri bünyesinde istihdam etmesini sağlıyor.

Bunun yanında özellikle Beyrut'a gelen birçok turist gemisi ve diğer deniz araçları da bu limana yanaşarak ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor.

Yerel ile küresel olanın, eski ile yeninin, geleneksel ile modernin, zengin ile fakirin, savaş ile barışın iç içe girdiği Lübnan, Ortadoğu'nun eğlence başkentliğinden, bölgenin siyasi ve ekonomik açıdan en belirsiz ülkelerinden biri haline gelmişti. Son patlama bu kötü tabloyu daha da ağırlaştırdı.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS