Tarihte bugün: 15 ocak

Tarihte bugün: 15 ocak

Tarihte bugün: 15 ocak

Şair Nazım Hikmet, 1902 yılında Selanik'te doğdu.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Çağdaş Türk şiirinin büyük ustası Nazım Hikmet (Ran), babası Hikmet Nazım tarafından Mehmet Nazım Paşa'nın, annesi Celile Hanım tarafından Leh asıllı Mustafa Celalettin Paşa'nın torunuydu.
 
Göztepe Taşmektep'teki ilk öğreniminden sonra Galatasaray ve Nişantaşı sultanilerinde okudu. Balkan Savaşı yenilgisinden duyulan üzüntüyü dile getirdiği 'Feryad-ı Vatan' ve 'Şehit Dayıma' gibi ilk şiirlerini çocuk denebilecek yaşlarda yazdı.
 
14 aralık 1914 tarihli 'Bir Bahriyelinin Ağzından' başlıklı şiirini aile dostlarından Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya okuyunca, çok duygulanan paşanın isteğiyle Nişantaşı Sultanisi'nden ayrılıp Bahriye Mektebi'ne kaydoldu.
 

 

Buradaki öğretmenlerinden Yahya Kemal'in ilgi ve desteğini gördü. Bahriye Mektebi'ni bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak atandı. 1919 kışında zatülcenbe yakalandı, iyileşemeyince 17 mayıs 1920'de çürüğe çıkarıldı.
 
İstanbul'un işgali üzerine 'Kırk Haramilerin Esiri', 'Yaralı Hayalet', 'Çanakkale Masalı', 'Sarı Zeybek' gibi ulusalcı şiirler yazdı. 'Alemdar' gazetesinin açtığı yarışmada 'Bir Dakika' adlı şiiriyle birinci oldu.
 
1921 baharında Milli Mücadele'ye katılmak amacıyla Vala Nurettin (Va-Nu), Yusuf Ziya (Ortaç) ve Faruk Nafiz (Çamlıbel) ile İnebolu'ya geçti. Ankara'dan 'harcırah ve müsaade' beklerken tanıştığı komünist eğilimli Spartakistlerden Sovyet Devrimi'ni öğrendi.
 
Beklenen izin gelince Va-Nu'yla birlikte İnebolu'dan Ankara'ya yürüyerek gitti. Kendilerinden istenen ilk görev İstanbul gençliğini Milli Mücadele'ye çağıran bir şiir yazmalarıydı. Üç günde yazdıkları şiir çok beğenildi ve 10 bin adet bastırılıp dağıtıldı.
 
Bu arada Mustafa Kemal'e takdim edildiler. Cepheye gitmek için başvurdukları Matbuat Müdürü Muhittin Bey (Birgen) Milli Eğitim'de görev almalarını istedi, öğretmen olarak Bolu'ya atandılar. Gizli polis ve tutucu çevrelerin baskıları nedeniyle burada fazla kalamadılar.
 
Öğrenimlerini ilerletmek ve kendilerini koruyan Bolu Ağır Ceza Mahkemesi Reis Vekili Hilmi Ziya Bey'in Sovyet Devrimi hakkında anlattıklarını yerinde görmek amacıyla Trabzon üzerinden Batum'a gittiler (30 eylül 1921).
 
1922 temmuzunda Moskova'ya geçtiler ve Doğu Ülkeleri Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) kaydoldular. Rus şiirini yakından izleyen, Mayakovski'yle tanışan, konstrüktivist çevrelere giren Nazım'ın gönderdiği bazı şiirler 'Aydınlık' ve 'Yeni Hayat'ta yayımlandı.
 
Aynı dönemde KUTV'da okuyan Nüzhet Hanım'la evlendi. Üniversite bitince 1924 ekiminde sınırı gizlice geçerek Türkiye'ye döndü, 'Aydınlık' dergisinde çalışmaya başladı. Eşinden ayrıldı.
 
1925'te basımevi kurmak için gittiği İzmir'de 'Aydınlık' yazarlarının tutuklandığını, kendisi hakkında da 15 yıl gıyabi mahkumiyet kararı verildiğini öğrendi ve yine gizlice Moskova'ya gitti.
 
1928'de Bakü'de ilk şiir kitabı 'Güneşi İçenlerin Türküsü'nü yayımladı. Aynı yıl, af yasasından yararlanmak amacıyla Türkiye'ye gizlice girerken yakalandı. Rize mahkemesince üç gün hapis cezasına çarptırıldığı halde Ankara'ya gönderildi.
 
Ankara'daki yargılamada eski mahkumiyeti kaldırıldı, ama gıyabında verilen üç aylık mahkumiyeti çekmesine karar verildi. Bu süreyi zaten tutuklu olarak geçirdiği için serbest bırakıldı. Serel'lerin çıkardığı 'Resimli Ay'da düzeltmen olarak çalışmaya başladı.
 
1929'da '835 Satır'ı yayımladı. 'Resimli Ay'da 'Putları Yıkıyoruz' başlıklı ünlü kampanyayı başlatarak dönemin yazarlarını eleştirdi. Aynı yıl çıkan 'Jokond ile Si-Ya-U'yu, 1930'da 'Varan 3' ve '1+1=1', 1932'de 'Benerci Kendini Niçin Öldürdü?' ve 'Gece Gelen Telgraf' izledi.
 
İstanbul'da dağıtılan bildiriler yüzünden 1933'te tutuklanarak Bursa'ya gönderildi. Dört yıllık mahkumiyeti 1934 affı nedeniyle bir yıla düştü. 1.5 yıldır tutuklu olduğu için özgür kaldı. İstanbul'a dönerek Akşam'da Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığına başladı.
 
1935'te Piraye Altınoğlu ile evlendi. 1936'da 'Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nı yayımladı. 1938'de ordu içinde komünizm propagandası yapmak ve askeri isyana teşvik etmekle suçlanıp iki ayrı davadan 28 yıl 4 ay hapse mahkum edildi.
 
İatanbul, Çankırı, Bursa cezaevlerinde 12 yıl 7 ay yattı. Büyük yapıtı 'Memleketimden İnsan Manzaraları'nı hapisteyken yazdı. 1946'da TBMM'ye başvurarak 'adli hata'ya kurban gittiğini belirtti ve affını istedi, ama sonuç alamadı.
 
Şairin yok yere mahkum edildiğini söyleyen Ahmet Emin Yalman'ın 1949'da Vatan'da başlattığı af girişimi, 1950'de Nazım'ın açlık grevine başlamasıyla geniş çaplı bir kampanyaya dönüştü ve Demokrat Parti'nin çıkardığı af yasasının kapsamına alınması sağlandı.
 
15 temmuz 1950'de özgürlüğüne kavuştu ve geçimini senaryo yazarlığıyla sağlamaya başladı. 1951'de Piraye Hanım'dan ayrılıp Münevver Andaç'la evlendi. 'Sağlam' raporu verilerek askere sevk edileceğini öğrenince Romanya üzerinden Moskova'ya kaçtı.
 
Sürgün yıllarında dünyanın birçok ülkesini dolaştı, konferanslar verdi, ama aklı hep Türkiye'deydi. 25 temmuz 1951'de yurttaşlıktan çıkarıldı. Bu karara, "beni Türklükten, halkımın evladı olmaktan hiçbir kuvvet çıkaramaz" diyerek tepki gösterdi.
 

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı
 
Nazım Hikmet için...

1952'de Çin gezisi sırasında geçirdiği enfarktüs krizinden sonra uzun süre doktor kontrolünde yaşadı. 3 haziran 1963'te bir kalp krizi daha geçirerek 'güzelim dünya elveda/ve merhaba/kainat' dedi.
 
Nazım Hikmet, ilk şiirlerinde hece veznini kullanmasına rağmen bireyci anlayıştan uzak durmuş, Tevfik Fikret, Mehmet Emin, Mehmet Akif gibi toplumsal içerikli şiir anlayışını seçmişti.
 
Sovyetler Birliği'nde tanıştığı devrimci ve yenilikçi sanat hareketleri, şiirinin biçim ve biçem açısından hızla değişmesini sağladı. Bir orkestra gibi kullandığı serbest nazımla özü biçimin bağlarından kurtardı.
 
1936'ya kadar yayımladığı şiir kitaplarıyla geleneksel şiirin değerlerini kökünden sarstı. Yeni bir şair kuşağının yetişmesine yol açtı. 'Şeyh Bedreddin Destanı'nda modern şiirin olanakları ile geleneksel biçimleri buluşturarak 'ulusal bireşim' sağlamayı başardı.
 
Düzyazı, senaryo, şiir tekniklerini harmanlayarak benzersiz bir yapı kurduğu 'Memleketimden İnsan Manzaraları'nda İkinci Meşrutiyet'ten İkinci Dünya Savaşı sonrasına uzana geniş bir zaman diliminde, dönüşen Türkiye’nin toplumsal, siyasal ve kültürel sorunlarının yanı sıra dünyanın faşizm ve savaş olgusunda odaklanan sorunlarını da destanlaştırdı.
 
Yüzyılımızın en büyük şairlerinden biri sayılan Nazım Hikmet'in 1930'ların sonlarından bu yana yasak olan şiirleri ana dilinde ancak ölümünden iki yıl sonra yayımlanmaya başladı.
 
Günün diğer önemli olayları
 
1884: İstanbul Lisesi açıldı. Okulun ilk adı Şems-ül Maarif'di. 1896'da resmi okullar arasına dahil edildi.
1932: Samsun'da Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya ayak bastığı yerde dikilen heykel açıldı.
1949: İmam-hatip kursları açıldı.
1952: ABD, Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne girişini onayladı.
 
Tarihte bugün arşivi
 
Ekim ayı arşivi
Kasım ayı arşivi
Aralık ayı arşivi
1 ocak
2 ocak
3 ocak
4 ocak
5 ocak
6 ocak
7 ocak
8 ocak
9 ocak
10 ocak
11 ocak
12 ocak
13 ocak
14 ocak