hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrow up-arrow
    Duygu Merzifonluoğlu Duygu Merzifonluoğlu

    Bugün Günlerden Cumhuriyet

    30.10.2023 Pazartesi | 13:07Son Güncelleme:

    Bundan 23 yıl evvel 2000 yılında ömrümün en gururlu yürüyüşünü yapmıştım. Samsun 19 Mayıs Stadyumu, ellerinde Türk bayrakları ile binlerce insanla doluydu. 81 ilden 81 gençtik ve herkesin üzerindeki beyaz t-shirt’te geldiği il yazıyordu. Ben Başkent Ankara'nın temsilcisiydim ve de iki elimle dev bir Türk bayrağını tutuyordum.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Bizim geçişimiz başladığında, en önde tek başıma o dev Türk bayrağı ile yürürken yer yerinden oynuyor zannettim. Büyük bir kalabalık vardı. Bir adım arkamda sırasıyla 80 il yürüyordu. O gün stadyumu bir asker taburu gibi adım adım böyle yürüdük. Çalınan marşlar, stadyumda sallanan irili ufaklı bayraklar, o gün yapılan konuşmalar hiçbir zaman çıkmadı aklımdan. Şimdi üzerinden epey bir zaman geçtikten sonra, ne büyük bir gururmuş diyorum. O yürüyüşü o gün Ankara adına o sıranın en önünde yaptım. Beni il birincisi yapan ilk kompozisyonum Atatürk ve Türkiye hakkında yazdığım bir kompozisyon oldu. Atatürk'ün bu vatanı birlik ve bütünlük ile nasıl kurtarmaya çalıştığını kendi kelimelerim ile o yaşta anlatmaya çalıştım. Bu sayede de 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla başlayan milli mücadele, 81. yılında bana Türk bayrağını aynı yerde Samsun'da göğüsleme fırsatı sunabildi.

    İşte bu nedenle belki her 29 Ekim’de, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta bir tuhaf olur içim. Belki bugünlerde Atatürk her zamankinden daha bir farklı görünür olur diye Türklere.. Marşlar söylenir, şiirler okunur, herkes kıyafet olarak üzerine Türk bayrağının renklerini giyer, beceriler Atatürk için seferber olur diye..

    Dün Cumhuriyetin 100'üncü yaş gününde bu nedenle daha da çok çarptı kalbim. Hangisi diğerinden daha iyidir demeden dinledim 100. yıl için bestelenmiş tüm marşları. Aynı şekilde izledim yüzüncü yıl için çekilmiş kısa tanıtım filmlerini. İzleyebildiklerim arasından ise en çok Türk Hava Yolları ve Teknosa'nın, yeni medya ile sanatı birleştirerek yarattıkları filmlerini sevdim. THY, 73 müzisyen, 81 enstrüman ve de havadaki 190 uçağını kullanarak İstiklal Marşı’nın hiç duyulmamış farklı versiyonlarını yaratmış. Müzik kutusu düzeneğinden ilham alarak yaratılan bu eser, Türk Hava Yolları’nın farklı bölgelerde havada olan uçaklarını merkeze alarak, cumhuriyetin 100. Yılının dünya üzerinde kutlanmasını sağlamış. Teknosa ise Atatürk’ün çok iyi bildiğimiz ancak kendi sesinden hiç duymadığımız sözlerini yapay zeka teknolojisi ile yeniden seslendirmiş ve de bu sözleri Atatürk’ün sesi ile yeniden dinleme şansını yaratmış. Bu videolarda ise öne çıkan temalar umut, vefa, hayal gücü, bilim, gençlik, cesaret ve kadına saygı gibi önemli temalar olmuş. Yalnızca var olanı aktarmamış, varolanın üzerine bir tuğla daha koymuş, yaratıcılıklarını göstermiş, geçmişi şimdiye, sanatı ve bilimi kullanarak en anlamlı şekilde adapte etmişler.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Marşlar konusunda ise; içten gelen bu güdü, 100. Yıl için marş yazma, bir eser yaratma isteği zaten her şeyin üzerinde. Ama dinlediklerin arasından en çok hangisi farklı bir iz bıraktı, hangisini kolay ve hızlı aldın ezberine derseniz;

    Norm Ender'in Parla adlı marşında açıkçası gözyaşlarımı tutamadım, tüylerim diken diken oldu dinlediğim her seferinde. Birkaç kez baştan sona dinledikten sonra da kendi kendime evin içinde bütün gün ‘Parla !’ diye dolaştım ‘Çünkü 100 yaşındasın’ diye, marşı hemen ezberlediğim yerlerinden söylemeye başladım. Açıkçası bu marş bana Norm Ender'i tanıtan, kim olduğunu merak etmemi sağlayan eser oldu. Kendisini biraz araştırırken, bu marşa dair bir söylemini okuyunca da ‘işte bu yüzden..’ dedim ‘çünkü bu marş küçüklük hayaliymiş Ender’in’. Müzikle uğraşan küçük bir çocuğun hayalinin gerçekleşmesi yarattı belki bendeki bu etkiyi. Dikkatlice baktığınızda, yüzünde o küçük çocuğu görebiliyorsunuz marşı söylerken. İnanmış, güvenmiş ve de bütünüyle kalbini ortaya koymuştu. Bunu hissedebiliyordunuz. O nedenle bu marşın hem bestesini hem sözünü yazmış oluşuna saygı duymanın yanısıra genç yaşlı demeden herkesi kalbinden ruhundan yakalamış olmasına hiç şaşırmadım. Çünkü eğer hikayenin içinde çocukluktan gelen bir hayal varsa ve o çocuk ömrü boyunca o hayale hep inanmışsa, o hayal bir gün gerçek olduğunda işte aynı böyle milyonlar tarafından kutsanır. Bu nedenle tebrik ediyorum Norm Ender’i. Hayalin gücünü marşında bize yeniden hatırlattığı için. Bence Atatürk'ün bugünlerde bize hatırlatmak istediği bir şey varsa o da budur, özellikle de bugünlerde..

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ‘o imkansız gibi görünen hayali kurun, ortak hayaliniz olsun ve ona inanın, hem de öyle bir inanın ki o hayalin gerçek olmama gibi bir şansı olmasın..’ diyordur belki Atatürk bize gökyüzünde bir yerlerden..

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Çünkü bunca yılın ardından, ikinci yüzyıl başlarken biliyoruz ki artık aynı Atatürk gibi en iyi yapabildiğimiz şeyi yapmalıyız, en güçlü olduğumuz yerde durmalıyız ve insanları bir kitap gibi okumalıyız ki anlayabilelim bu kainatın, bu dünyanın içinde gizli olan şifreyi. Kendimizi özgürleştirebilmemizin, geçmişin kelepçesini çıkarabilmemizin, karanlığı üzerimizden atabilmemizin başka bir yolu yok. İşte bu nedenle, şimdi ikinci yüzyılda yapacağımız şey bu olmalı. Önce hayal kurmak ancak bu hayali aynı Atatürk gibi imkansızlıklara rağmen kurmak ve sonra da kendimize o hayalin orta yerinde birbirimizle buluşma sözü vermek. Aynı o günlerdeki gibi. Yalnızca fiziksel olarak değil, ruhsal ve zihinsel olarak da birlik ve bütünlüğün seferber edilmesi için kalpten inanarak çabalamak. Atatürk’ün artık zihinlerimizde altın harflerle yazılmış o sözü zaten bize çok iyi bir hatırlatıcı; ‘ihtiyacımız olan kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut.’ O kudreti uyandırabilebilelim yeter. Çünkü Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarma vazifesi, Atatürk’ün bize verdiği en önemli vazife.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    2. yüzyılımız bugün başlıyor, kutlu olsun..