Normal olacağımız günleriz hasretle bekliyorum

Normal olacağımız günleriz hasretle bekliyorum
COVID-19 Virüsü tüm dünyada etkisini sürdürüyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, tamamen atlatabilmemiz için uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Alınan korunma tedbirlerine özenle uyalım. Hürriyet Bursa olarak, ‘Yeni Normal’ süreci hakkında iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle bir yazı dizisi hazırladık. Bu süreçten nasıl çıkacağımız çok önemli. Birlikte başarmak dileğiyle.

 

ŞEHZAN SEÇEN: 99 EĞİTİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKET KURUCUSU

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1973 yılında Aydın’da doğdum. Önce mühendislik ardından tiyatro eğitimi aldıktan sonra iletişim alanında yaptığım yüksek lisans ile şimdilik akademik eğitimimi tamamladım. Şimdilik diyorum çünkü yeni yeni konular gözüme çarpıyor. Ve elbette Zeynep ve Mehmet Deniz’in annesi olmanın ayrıcalığını yaşayan mutlu bir anneyim.

‘BEN BİR İLETİŞİMCİYİM’

2010 yılında kurduğum 99 Eğitim ve Danışmanlık şirketimle kişiler arası iletişim konusunu meslek edindim. Ben bir iletişimciyim. Maalesef dijital iletişimin en hızlı geliştiği çağımızda en önemli sorun kişiler arası iletişim problemleri. Ve ne büyük ironi ki yaşadığımız bu yüzyıl tarihte iletişim çağı olarak yer alacak.

Niçin böyle düşünüyorsunuz?

Ben iş hayatımın ilk yarısında özel sektörde yöneticilik ve kurum içi eğitmenlik yaptim. İkinci yarısında ise 99 Eğitim ve Danışmanlık Şirketi’ni kurarak çalışmalarımı bu platformda devam ettiriyorum. İşim insan. Tam 23 yıldır insanlarla insan içn çalışıyorum. Ve tüm bu süre zarfında tespit ettiğim en büyük sorun insanların önce kendileriyle sonra da çevreleri ile kurdukları iletişimin ne kadar hatalarla dolu olduğu.
Ve daha da acısı bu hataların kimse tarafından üstlenilmediği. Bir atasözü vardir, ‘akıllar pazara çıkmış gitmiş herkes kendi aklını satın almış’ işte bu nedenle iletişim telaffuz edildiği kadar kolay bir eylem olmaktan çıkıyor. Emek, değişime inanç ve samimiyet gerektiriyor. Tüm bunlar da biraz zaman alıyor.

‘Yeni Normal’ sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Birey olarak gerekli özeni gösteriyor muyuz?

Açıkçası normal kelimesine ‘’yeni normal ‘’dendiği andan itibaren normal normları dahi anlamını yitiriyor benim için. Bu nedenle yeniden sadece normal olacağımız günleri hasretle bekliyorum. Yaşadığımız bu pandemiyi kaza gibi algılıyor beynim. Beklenmedik, hızlı ve sonu ölüm getiren bir kaza silsilesi adeta. Bu nedenle bireysel olarak gerekli tüm önlemlerimi almaya gayret ediyorum. Ancak korkarım ki bunu tek başıma başaramam. Toplum olarak hep beraber ortak eylem içinde olmamızı ve bu pandemiyi en az hasarla ulusça atlatabilmemizi diliyorum. Yani yeni normal sürecinde aslında normal olan hiçbir şey yok… Ortada bir pandemi var ve hepimiz birbirimizin sağlığından sorumluyuz..

Pandemi süreci, sizi özelinizde nasıl etkiledi? Hayatınızda neler değişti?

Aslına bakarsanız yaşamımızda değişen hiç bir şey yaşamını bu virüs nedeniyle kaybedenler kadar önemli ve değerli değil. 3 basit kural hayat kurtarıyor. Maske, mesafe, hijyen.
Hepsi bu. Sadece bu üç kural hayat kurtarırken nasil oluyor da insanlar hala bu kadar tedbirsiz olabiliyor anlamak mümkün değil. Bence bu virüs bize insan olmayı yeniden hatırlatmaya çalışıyor. Sadece kendimizi değil temas ettiğimiz tüm insanların da sağlığını korumamız gerektiğini öğretmeye çalışıyor.

‘HEPİMİZİN CANI ÖNEMLİ’

Sadece benim canım değil hepimizin canı önemli. Ve biz bunu öğrenene kadar da bu illetten kurtulmamız pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle bireysel önlemlerin öneminin farkındayım. Bireysel olarak kendi sağlığım kadar toplum sağlığını da dikkate alarak maske takıyor, yaşamımın her alanında sosyal mesafeye dikkat ediyorum ve zaten kültür olarak öncesinden benimsediğimiz hijyen kurallarına daha da fazla riayet ediyorum.

COVID-19 sonra teknolojik ve ekonomik gelişmelerle yeni bir dünyaya adım atacağımız çokça konuşuluyor. Sizin düşünceleriniz?

Sadece yeni değil ayrıca cesur bir dünyaya da adım atıyoruz. Çünkü gördük ki pandemi küçük olan dünyayı iyice küçülttü. Dünya adeta global bir köy oldu. Bu süreç hem teknolojik hem de ekonomik pek çok fırsatı ve tehdidi berberinde getiriyor. Bana kalırsa büyük resmi en hızlı ve en iyi okuyan fark yaratacak. Yeni dünya hiç olmadığı kadar hızlı. Hızlı düşünüp karar vermek önemli bir yeti olacak. Bilgiye ulaşmak yetmeyecek bilgiyi işlemek de gerekecek. İşte burası kritik. Şimdiye kadar mesele bilgiye ulaşmaktı oysa yeni dünyada bilgiyi işleme becerisi çok daha kıymet bulacak. Dijitalleşmenin liberal ekonomiye katkı sağlayacağına inanıyorum.

‘HAK ALMAK İÇİN HAK ETMEK GEREKİR’

Sizce kadınların iş hayatındaki yerini arttırmak amacıyla neler yapılabilir?

Neredeyse çeyrek asırdır iş hayatının içinde var olan bir iş insanıyım. Cinsiyet eşitsizliğini görecek ve deneyimleyecek kadar da tecrübem var. Ancak bununla beraber hemcinslerimin daima mağdur varlıklar olarak lanse edilmesinden de son derece rahatsızım. Şundan eminim, hak verilmez, hak alınır. Hak almak için de hak etmek gerekir. Bu nedenle kadınların zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesi ve vazgeçmemesi gerektiğine inanıyorum. İş hayatı çetin bir arena. Ama biliyorum ki kadın isterse yapar. Kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını sağlamak bir sosyal sorumluluk projesi değil, gelişim ve ilerleme göstergesidir. Gelişmekte olan her ülkede olduğu gibi güzel ülkemde de bu konuda atılacak adımlar vardır. Yeter ki kadınlar kendi gelecekleri için önce kendileri adım atsın. Gerisi mutlaka gelecektir.

İşinizi biraz daha detaylandırır mısınız? Sizi biraz daha yakından tanımış oluruz?

Ben üç farklı alanda iletişim çalısmaları sürdürüyorum. 99 Eğitim ve Danışmanlık olarak kurumsal firmaların ihtiyaç ve isteklerine yönelik kuruma özel tasarlanan gelişim ve değişim eğitimleri veriyorum ayrıca yönetim danışmanlığı hizmetleri veriyoruz. İkinci işim iş insanlarına yönelik hazırlanan ve bireysel yararlanılan ‘Liderlik Atölyesi’ çalışmalarımı proje partnerim Ebru Koçanalı ile beraber yürütüyoruz. Ve üçüncü çalışma alanım ise proje partnerim Burak Uçar ile çalıştığım futbolcu gelişim ve değişim programı. İşin özü her 3 alanın da temelinde insan var. Ve insana değer katmak var.

Siz ayrıca BALKANTÜRKSİAD’da da oldukça aktifsiniz değil mi?

Evet orasi benim için ikinci bir aile adeta. BALKANTÜRKSİAD’da yönetim kurulu üyesi ve BALKANTÜRK Akademi Başkanlığı görevlerini üstleniyorum. Benim hem annem hem de babam Arnavut Göçmeni. Dolayısı ile Balkan kültürü ile Türk kültürünün harika bir mozaiği olan BALKANTÜRKSİAD’ın bir parçasi olmak benim için çok kıymetli.

Herkesin yakındığı ‘zamanım yok kavramı’ hakkında düşünceleriniz?

Bu dünyada zaman kadar adil dağıtılan hiçbir hak yok. Herkesin bir günde tam 24 saati var. Dolayısıyla bana göre mesele zamanda değil zamanı yönetme becerisinde gizli. Zaman yönetiminin bireysel bir tutum olduğuna inananlardanım. Bu nedenle hiç zamanım yok diyen birine sadece üzülürüm. Biliyorum ki zamanı yönetemeyen kendini yönetemez. Kendini yönetemeyen ise hiçbir şeyi yönetemez. Zaman son derece kıymetli, bir an dahi geri dönüşü yok. Akıyor ve yok oluyor. Bu nedenle zamanı ya değerli kılıp anı yaşayacağız yada çöp yapıp ardından ağıt yakacağız. Ben anı yaşamayı seçiyorum. Dolayısıyla ben var olduğum sürece zamanım da hep var olacak.

Biraz hayallerinizden bahsedelim. Kendinizle ilgili hayalleriniz nelerdir?

Öncelikli olarak daima, hayal kuracak kadar hayata bağlı kalabilmeyi diliyorum. Çünkü bugün yaşadığımız her şeyin geçmişimizde kurduğumuz hayallerin bir yansıması olduğuna inanıyorum aslında. Geleceğe dair ise öncelikle hepimiz için sağlıklı ve şanslı bir yaşam hayal ediyorum. Kendimle ilgili hayallere gelecek olursam elbette önce evlatlarımın ve ailemin güvenli ve mutlu bir geleceğe sahip olabilmesini. Danışman olarak yaşamlarına dokunduğum tüm güzel insanların hayatlarında kilometre taşı olabilmeyi, hedeflediğim sonuçlara ulaşırken yanılmamış olmayı, İnsana iyi gelen bir insan olabilmeyi ve dünyaya gelme amacımın farkındalığına erişmiş olarak yaşam şansımı kullanabilmeyi diliyorum…

İnternet üzerinden yapılan canlı yayınlarla ilgili neler söylemek istersiniz?

İnternet adeta yaşamlarımızı evriltti. Televizyon, kitap, sinema, telefon, sağlık ve hatta soy ağacımız bile bir cep telefonuna sığdı. Tüm bunların yanı sıra cep telefonlarımız adeta canlı yayın araçlarına, her birimizde potansiyel bir program sunucusuna dönüştük. Açıkçası ben bu gelişmeyi eğlenceli buluyorum. Ayrıca internet platformunu adil bulduğumu da belirtmeliyim. İyi ve farklı bir şeyler yapıyorsanız izleniyorsunuz yapamıyorsanız izlenmiyor sunuz. Bu yönüyle son derece inovatif ve geliştirici. Bu işin benim açımdan şaşırtıcı olan kısmı ise hepimizin bu kadar radikal bir değişime bu kadar hızlı adapte olmamız. Her zaman diyorum insan gerçekten olağan üstü bir varlık.

Son olarak yaz tatili planlarınızda virüs nedeniyle değişiklik yaptınız mı?

Ailecek bu sene diğer senelerden çok daha farklı bir yaz geçirdik. Çocuklarımızın mart ayından beri evde olmaları. Anne ve baba olarak çocuklarımız ile çok daha fazla zaman geçirmemiz ve en önemlisi sosyal izolasyon gerekliliği nedeniyle çekirdek aile olarak tüm süreci beraber yönetmemiz hepimize tatile çıkmaktan çok daha keyifli ve mutlu bir zaman yaşattı. İhmal ettiğimiz veya ötelediğimiz her şeyi beraber yapma fırsatı hepimizin kişisel gelişimine katkı sağladı. Ve kazanımlarımız bir tatilden çok daha fazlası. Bu deneyim bize şunu öğretti, tatil bedeni değil ruhu dinlendirmeli. Ve evet, biz bize iyi geldik ve hepimizin ruhu dinlendi.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS