Orucu anlamak

Orucu anlamak
Görsel, yazılı ve sosyal medya ramazanda beslenme uyarıları ile dolup taşmış durumda.

Her sene ramazanda program yapanlar yine kanalları parsellemiş durumda. Hepsi, “Ramazan’da beslenme kurallarını” “coronada bağışıklık nasıl desteklenir” anlatıyor. Ramazanda beslenme ve orucun yan etkilerinden kurtulmanın” sihirli formüllerini veriyorlar. İftarda ne yemek gerekir? Sahurda ne tür gıdalar alınmalıdır? Ramazan ile beraber gelen aşırı kilolardan kurtulmak için ne tür egzersizler yapmak gerekir? Evet, bu tür bilgiler faydalı olabilir. Ancak aşırıya kaçan her konuda olduğu gibi bu konuda da bir doz aşımı söz konusu. Bu yayın bombardımanı ile beraber oruç tutmak sanki sağlığı tehdit eden en önemli etken olarak görülmeye, gösterilmeye başlandı.
Tamam, ‘Ramazanda beslenme’ konusunda beslenme uzmanları halkı bilgilendirmeye devam etsin. Ama oruç tutmayı bir korku unsuru haline getirmek de neyin nesi? Hele birde üzerimizde corona baskısı varken.
Bence ramazan ayını bir kilo verme süresi olarak görenler zaten ‘orucun ruhunu’ anlayamamış insanlardır. Siz eğer ramazan ayını sadece mükellef iftar ve sahur sofralarından ibaret sayarsanız, bütün gün gözünüz saatte, ‘doyacağınız’ anın hayaline kurarsanız, günün yarısını uyuyarak geçiriyorsanız yani orucu uykuya tutturuyorsanız söylenecek fazla bir şey yok demektir...
Kuş sütünün eksik olmadığı mükellef sofralarda, bütün günün ‘hıncını’ alırcasına tıkınmanın, ‘nefsi terbiye etmekle’ ne ilgisi var?
Oruç; dünya malının size ait olmadığını, bu alemin gelip geçici olduğunu anlatır ve halinden anlamanızı sağlar. Oruç, mide ile değil, beyin ve ruh ile tutulduğu zaman makbuldür. Ben büyüklerimden bunu gördüm buna inanırım. Şu günlerde aldığımız nefes bile bizim için bir korku kaynağı olmuşken….

EKMEĞİMİZİ PAYLAŞALIM

Ramazan ayını sağlık yönü ile ele alırsak, burada doğru ve dengeli beslenme kurallarını uygulamalıyız.
Hem bedensel hem de duygusal arınma yaptığımız bu ayda doğru beslenme davranışları ile orucumuzu daha rahat tutabiliriz… Neler yapmalıyız derseniz;
* Sahura mutlaka kalkmalıyız, aç bir mide ile değil sağlıklı gıda ile beslenilmiş bir mide ile oruç tutmak metabolizmamıza daha iyi gelecektir…
* Yemeklerimizi çok iyi çiğneyerek yutmalıyız. Sindirimimize çiğnemenin faydası fazladır… Bizlerde ise, yemek adabı zayıf.
Yemek yemeyi adap dışı olarak, mideye gönderilen bir görev gibi algılayıp, çuvalı doldurur gibi midemizi dolduruyoruz. Her şeyin bir estetik yönü olduğu gibi yemeninde estetik ve ruhu besleyen zarafeti olmalıdır.
Çok hızlı yemek yiyen bir toplumuz… Kim bilir? Belki ileride yemek yeme zarafetini kazanmış davranışları bireylerimize benimsetebiliriz…
Ramazan ayı en güzel paylaşıların olduğu bir aydır... Hele hele korona nedeniyle iş yerlerini kapatmak zorunda kalanlar, evine ekmek götürmek de zorlananların daha da arttığı bu günlerde bunun bilincinde hareket etmeliyiz. İhtiyacı olanlarla elimizde olan imkanları paylaşmalıyız. Biz varlık içinde iken, yokluk içinde olanları seyredemeyiz. Destek olabiliriz. Bu maneviyatımıza güç verecek ve besleyecek davranışları sergileyelim. Yaptığımız maddi destekleri de reklam malzemesi yapmamalıyız…
Sosyal alanda huzur, destek, dayanışma ve kaynaşmanın yaşandığı bir ayda manevi değerlerimizi güçlendirerek çıkalım… Bunun içinde çevremizde ihtiyacı olanlar ile ekmeğimizi paylaşalım…
Sağlıcakla kalın, evde kalın.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS