Özen göstermemiz gerekiyor

Özen göstermemiz gerekiyor
COVID-19 Virüsü tüm dünyada etkisini sürdürüyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, tamamen atlatabilmemiz için uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Alınan korunma tedbirlerine özenle uyalım. Hürriyet Bursa olarak, ‘Yeni Normal’ süreci hakkında iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle bir yazı dizisi hazırladık. Bu süreçten nasıl çıkacağımız çok önemli. Birlikte başarmak dileğiyle.

 

HACER AKBABA: BURSA KÜLTÜR SANAT VE TURİZM VAKFI MÜDÜRÜ


Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1978 yılında Bursa’da doğdum. 3 kız çocuk annesiyim. 1998 yılında başladığım Bursa Kültür Sanat Vakfı’ndaki görevime vakıf müdürü olarak devam ediyorum. Mali müşavirim ancak mesleğimi yapmıyorum. Kişinin keyif aldığı, mutlu olduğu işi yapması gerektiğini düşünenlerdenim. Sanatın içinde yer almak ve organizasyon işlerini yönetmekten ayrı bir keyif alıyorum. Aynı zamanda Yeni Tiyatro Dergisi’nde de jüri üyesi olarak aktif yer alıyorum.

‘Yeni Normal’ sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Birey olarak gerekli özeni gösteriyor muyuz?

Ben ve ailem, maske, hijyen ve fiziksel mesafe kurallarına uyuyor ve gerekli özeni gösteriyoruz. Zorunlu olmadıkça AVM veya kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçınıyoruz. Maalesef sevdiklerimiz ile aramıza mesafe koymak zorunda kaldığımız bir dönem yaşıyoruz. Aile büyüklerimizle, onların sağlığını düşünerek ziyaretlerimizi ya kısa tutuyor ya da telefonla iletişim sağlıyoruz. Bu dönemde toplu taşıma araçlarını kullanmıyoruz. Eylül ayında okulların da açılması ile birlikte çocuklarımızı, okulda uyulması gereken kurallar konusunda bilgilendirdik.

İNSANLIK GÖREVİ

Görüyorum ki çocuklar, yetişkinlerden daha fazla bu konuya hassasiyet gösteriyorlar. Ancak tırmanışta olan vaka sayısına baktığımızda bir yerlerde sorun olduğunu görüyoruz. Toplu katılım olan; toplantı, cenaze, kına, düğün… gibi faaliyetler neticesinde bu sayının da arttığı aşikar. Toplumun sağlığı için bireysel özgürlüklerimizden bu süreç içerisinde feragat etmeliyiz.

Pandemi süreci, sizi özelinizde nasıl etkiledi? Hayatınızda neler değişti?

Yoğun bir iş temposunun ardından mart ayından itibaren evde olmak açıkçası beni çok zorladı. İş yaşamım dışında sosyal hayatımı da oldukça aktif yaşıyordum. Şehir dışı seyahatlerim ve sosyal yaşamım bir anda sonlandı ve halen işe başlayamadım. 8 aydır çalışamamak, iş yaşamım boyunca çalışmadan geçirdiğim en uzun zaman dilimi oldu.

SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM

Pandeminin ilk aylarında aileme vakit ayırmak, kendime zaman ayırmak, yoğun iş temposu nedeniyle yapmak isteyip de zaman bulamadığım keyif aldığım faaliyetlerde bu dönemde bulunmak ruhuma iyi geldi. Bu süreç bize aile bağlarının, dostlukların önemini bir kez daha gösterdi. Ancak pandeminin uzaması ile sürekli evde vakit geçirmek şüphesiz can sıkıcı bir durum. Biran önce iş hayatıma dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Koronavirüsten sonra teknolojik ve ekonomik gelişmelerle yeni bir dünyaya adım atacağımız çokça konuşuluyor. Sizin düşünceleriniz?

Değişim kaçınılmazdır, değişim sürecinde olan dünyamıza uyum sağlamaya çalışıyoruz. İnsanın doğasında; yaşayabilmek, üreyebilmek ve nesillerini devam ettirmek ve değişime ayak uydurmak var. Bu nedenle de insanlık tarihine baktığımız zaman bu değişimin olması kaçınılmaz. Maalesef her alanda kayıplar yaşadığımız bir süreç içerisindeyiz. Salgından sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünüyorum. Bu süreç ile birlikte yeni bir dönem başladı. ‘Yeni normal’ süreç olarak tanımlanması da bunun bir sonucu. COVID-19 salgını yüzünden küresel ekonomi de derinden sarsıldı, ekonominin durma noktasına gelmesine ramak kaldı. Bu süreçte; toplum sağlığını iyi yöneten aynı zamanda da virüsle mücadele konusunda farklılıklar yaratacak ülkelerin, ülke ekonomisini başarılı bir şekilde yöneterek fark yaratacaklarını düşünüyorum.

Bazı teknolojik yenilikleri daha işlevsel kullanabilmek salgın sayesinde oldu diyebiliriz. Daha önce de var olan ancak uzak mesafeler söz konusu olunca kullanılan telefon ve video konferanslar iş hayatımızın bir parçası oldu. Özellikle de özel eğitim kurumlarının uzaktan eğitim konusunda hızlı çözüm üretmeleri beni şaşırttı. Aynı zamanda bazı sağlık hizmetlerinin ve eğitimlerin, kursların da uzaktan verilmesi sağlandı. Salgın ile teknolojik yenilikler de hayatımızın bir parçası olmaya başladı.

Sizce kadınların iş hayatındaki yerini arttırmak amacıyla neler yapılabilir?

COVID-19 sürecindeki verilere baktığımız zaman; salgından en çok etkilenen sektörlerdeki artan işsizliğin çoğunluğunu kadın iş gücü oluşturuyor. Bu artış, iş hayatındaki kadınların mevcutta yaşanan sıkıntılarının daha da artmasına neden oldu. Yatırım yapabilecek kapasitedeki kadınlar bu dezavantajı, pandemi sürecinde ortaya çıkan yeni iş kollarında değerlendirerek fırsata çevirebilirler. Ancak emekçi kadınlar için sıkıntı devam edecek gibi görünüyor. İşten çıkartılan kadınlar için çözümler bir an önce bulunmalı. Bu konuda sivil toplum kuruluşları ve hükümet yeni normal süreçte kadın iş gücünü desteklemeli.

‘BURSA FESTİVALİ TARİHİNDE İLK KEZ GERÇEKLEŞTİRİLEMEDİ’


Biraz da iş yaşamınızdan söz edelim. BKSTV olarak COVID-19 sonrası iş sürecini nasıl yönettiniz?

Pandeminin başlaması ile birlikte çalışanlarımızın sağlığını düşünerek ofiste çalışmaya ara verdik. Bu sürecin en çok etkilendiği sektörlerden birisi de kültür- sanat oldu. Bu yaz 59’uncusunu
yapmayı planladığımız Türkiye’nin en eski ve kesintisiz devam eden tek festivali olan Bursa Festivali, tarihinde bir ilki yaşayarak gerçekleştirilemedi. Bunun yanında Altın Karagöz Halk
Dansları Yarışması ve Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ni de bu yıl yapamadık. Normalleşme sürecinin başlaması ile birlikte, Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’ndaki festivaller haricindeki özel faaliyetler ise maksimum % 60 kapasite kullanmak şartı ile az da olsa gerçekleşmeye başladı. Umarım önümüzdeki yıl kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Peki virüsün kültür-sanat sektörüne yansımaları nasıl oldu?
Dünya genelinde salgınla birlikte yüzlerce festival iptal edildi. Avrupa‘da ise en önemli kültür ve müzik festivallerinin yarısı salgın sürecine denk geldi. Bu festivaller uluslararası nitelikte olduğundan, etkinliklerin iptal edilmesi ülkelerin turizmini olumsuz etkiledi. Ülkemizde de salgın nedeniyle 2020 yılının ilk yarısında tüm festivaller iptal edildi. İptal edilen organizasyonlar festivallerle sınırlı kalmayıp açık ve kapalı mekânlarda izleyicilerin bir araya geldiği tüm etkinlikleri etkiledi. Etkinlikler için ilk etapta iptalden ziyade tarih ertelenmesine gidilirken, artan vaka sayılarına bağlı olarak 2020 yılı için birçoğu iptal edilmek zorunda kalındı. Haziran ayıyla birlikte normalleşme sürecinin başlamasıyla bazı sektörlerin toparlanmasına hükümet destek olma kararı aldı. Fakat kültür ve sanat organizasyonları izleyicilerle gerçekleştirildiği için normalleşme sürecinin ilk aşamalarından kültür ve sanat sektörü bundan yararlanamadı.

YENİ YÖNTEMLER GEREKİYOR

Pandemi sürecinin uzamasıyla kültür ve sanat etkinliklerinin teknolojik gelişmelere uygun şekilde yapılması için çalışmalara başlandı. Çünkü organizasyonların iptaliyle uğranan zararın yerine etkinlikler sanal ortama taşınarak, az da olsa gelir elde etmek gerekliydi. Kültür ve sanat sektörünün toparlanabilmesi için acil çözümler bulunması gerekiyor. Örneğin tiyatro grupları bu süreçte yaşadıkları sıkıntılarını duyurmak için organize oldular. Çabaları sonucunda da Kültür Bakanlığı’nın özel tiyatrolar ile toplantılar gerçekleştirdiğini görüyoruz. Salgınının ne zaman biteceğine dair dünyada net bir bilgi olmadığı gibi yaşanan krizin boyutu da bilinmiyor. Bunun sonucu olarak kültür-sanat organizasyonlarında da salgınla mücadelede yeni yöntemlerin bulunması gerekmekte.

İnternet üzerinden yapılan canlı yayınlarla ilgili neler söylemek istersiniz?

Salgın nedeniyle evlerimize kapanmak zorunda kaldık. Bilgi almak ve sosyalleşmek için sosyal medyayı daha da yoğun kullanmaya başladık. Canlı yayınlar sayesinde ilgi alanlarımıza göre, alanında uzman olan kişilere kolayca ulaşabilir olduk. Sosyalleşme sorunumuzu bir anlamda bu yolla gidermiş olduk. En çok etkilenen sektörlerden biri olan kültür sanatta, gerçekleştirdikleri canlı yayınlar ile bu süreci çok iyi yönetenler de oldu. Yerli ve yabancı sanatçılar bir araya getirilerek canlı yayınlar ile konserler gerçekleştirildi. Aynı zamanda devlet tiyatrolarının yaptığı gibi birçok şehir tiyatrosu ve özel tiyatro arşivini sanatseverlerin izlemine sundu.

BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ GÖRDÜK

Tiyatroya gidemesek de, tiyatrosuz kalmadık. Artık yavaş yavaş da festivaller online izleyici katılımı ile ve sahnelerde ise seyirci kısıtlaması ile gerçekleşmeye başladı. Bu dönemde sanatçılar kaybolan gelirlerinin yerine alternatif bir gelir kaynağı yaratmak için yaratıcı yollar bulmak için hızlı çözümler üretmek durumunda kaldı. Örneğin; bağış toplayarak, sanal bilet veya bundan sonra bulunacak yeni yöntemlerle yapılacak online konserler önümüzdeki dönemde sanatçılar için en önemli gelir kaynaklardan biri haline gelebilir. Pandemi sürecinde kültür sanatın birleştirici gücünü bir kez daha görmüş olduk.

HAYALİM, MUTLU VE SAĞLIKLI BİR HAYAT

Biraz hayallerinizden bahsedelim. Kendinizle ilgili hayalleriniz nelerdir?

COVID-19 süreci hayallerimizi de etkiledi. Dostoyevski’nin çok sevdiğim bir söz vardır; “Kendi planlarımızı yapıyorduk; ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk.” Tek isteğim mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir hayat yaşamak ve doğru işler yapmak. Sağlığım elverdiği ölçüde üretmek ve çalışmak

Herkesin yakındığı ‘zamanım yok kavramı’ hakkında düşünceleriniz?

Herkes, her şey için zaman bulabilir. Yeter ki istesin. Zamanı değil aslında, niyeti yoktur insanın. Çoğu insan benim üç çocukla nasıl böyle bir yoğun tempoda çalıştığıma şaşırıyor. Önemli olan dengeyi kurabilmek. Kendine zaman ayırmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hayat felsefem şudur: “Her şey önce senle başlar, sen değerlisin”. Aynı zamanda değer verdiklerimize de zaman ayırmalıyız. Fakat şunu unutmamalıyız: kime, neye ne kadar zaman ayırıyoruz? Zaman bizim için verilen bir hediye, sınırlı. Süreyi ne kadar verimli ve doğru kullandığımız önemli.

Son olarak yaz tatili planlarınızda virüs nedeniyle değişiklik yaptınız mı?

Virüs salgını nedeni ile bu yıl yaz aylarında tatile gitmemeyi tercih ettik. Sonrasında da vaka sayılarındaki artışı görünce; iyi ki gitmemişiz dedik. Fırsat bulduğumuzda da birkaç günlük kalabalığın olmadığı, temiz hava alabileceğimiz hafta sonu tatilleri yapabildik. Deniz tatili planımıza bir süreliğine ara verdik. Umarım güvende olduğumuz, endişe duymadan yaşayabileceğimiz güzel günler yakındır.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS