Pandemi ile yeni yaşama dönüşüm

Pandemi ile yeni yaşama dönüşüm
Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

İCLAL AYDIN MARGARITI: ÇEVİRMEN-YABANCI DİL ÖĞRETMENİ

“İtalya’da durum, gerçekten de haberlerde gördüğümüz gibi mi?” Roma’da yaşayan bir Bursalı olarak hemşehrilerimi en kısa zamanda normale dönmek dileğimle selamlıyorum. Salgının yangın yeri İtalya, bu işin şakası olmadığına ayar aymaz, birkaç saat içinde dükkân ve işyerlerini kapattı. Sonra, virüsten ölenlerle günde biner biner azalan ülke nüfusu, tüm vatandaşları kapsayan süresiz ev hapsi başladı. Bir distopya filmi sahnesini andıran boşalmış caddelerde saatlerce, günlerce kendi kendine yanıp sönen trafik lambaları. Venedik kanallarına giren yunuslar, Roma’daki Aşk Çeşmesi’nin kartpostallarda bile görülemeyen insansız hali.

‘MESAJ YAĞMURUNA TUTULDUM’

İtalyanlar, ilk etapta bunu kısa süreli bir fedakârlık olarak algıladı. Gelgelelim, bütün dünyaya görüntüleri ulaşan şu meşhur, balkondan balkona tüm mahalle hep bir ağızdan şarkı söylemeler, ikinci haftadan itibaren düşüşe geçen moralleri toplamaya yetmez oldu. Yıllardır sesini duymadığım, dünyanın farklı köşelerinden arkadaşlar, telefon ve mesaj yağmuruna tuttu: “İtalya’da durum, gerçekten de haberlerde gördüğümüz gibi mi? Evet.“

‘YARDIMA GELEN KÜBALI DOKTORLAR’

Doktorlar her zaman, her yerde kahraman. Küba’nın İtalya’ya gönderdiği doktorların uçaktan indiği sahne tüm ulusu duygulandırdı. Doktorun elinde tuttuğu, ambargolar üstü bir güç. Küba’da tıbbın ulaştığı nokta göz kamaştırıyor. Yeri gelmişken mutlaka belirtmeliyim ki, Türk hekimlerinin kalitesi de dünya standartlarının oldukça üzerinde. Onların kıymetini bilelim. Her yerde olduğu gibi, İtalya’da da doktorlar, görev sırasında virüsten mütevellit hayatını kaybetti. Böyle bir dönemde evinde oturma hassasiyetini göstermeyen kişiler yüzünden sağlık çalışanlarının ölmesi, hiçbir yemini de anlamlı kılmıyor. Hipokrat yemini, içeriğinde doktorun canını feda etmesi gerektiğine dair herhangi bir söylem taşımadığı gibi, eğer toplumun tüm fertleri istisnasız şekilde işbirliği yaparak hassas davranırsa ve yasaklara riayet ederse bir anlama sahip olabilir. Yetişmesi bu kadar meşakkatli olan, bu saygın mesleğin üyeleri, neden şuursuz insanlar yüzünden yok olsun, üstelik ‘kutsallık, Hipokrat yemini’ gibi kisveler altında.

‘KÜRESELLEŞMENİN GELDİĞİ NOKTA’

Koronavirüs hikayesine dair, uzun yıllar sonra küçüklere anlatmak üzere benim aklımda kalacak olan en belirgin husus ise; hayatımız, seçimlerimiz, ortamlarımız, ülkelerimiz ile ilgili gerçeklerin altının birer birer çizilmiş olduğu. İki ay boyunca aynı evin içinde, hiç dışarı çıkmadan yirmi dört saat aralıksız yaşama geçen evli çiftler, eş seçiminde verdikleri kararın sağlamasını yapmış oldu. Bugüne dek okullara yüklenmiş olan “çocuklarla ilgilenme” mesaisine maruz kalan anne babalar, kifayet ve sabır sınavına girdi. Vatandaşa güvence hususunda ülkeler de imtihandan geçti, tabii. Almanya gibi ülkeler sosyal devlet dokusunu bozmadığı için krizi mükemmele yakın bir şekilde yönetti. Avrupa Birliği, savaş çıkmışcasına can kayıpları veren, ne yapacağını şaşıran İtalya’ya sırtını döndü. Başta AB olmak üzere, dünya siyasetinde birlik, beraberlik gibi kavramların aslında hiç var olmadığı tezinin sağlaması yapıldı. Ülkelerin “önce can” refleksiyle sınırlarını kapatıp milliyetçiliğe sarılması, yabancı ülkelere maske gönderimini yasaklaması ama dışarıdan maske yardımını kabul etmesi gibi orman kanunları, aslında küreselleşmenin hiç özümsenmemiş olduğunun altını çizdi.
‘ELEKTEN GEÇEBİLEN DEVAM EDECEK’
Bireysel açıdan bakınca da bir sınav vardı, elbet. Aklını dağıtan günlük yaşam gailesinden bir anda kopan insan, aklıyla ve ruhuyla yalnız kalınca, bununla başa çıkabildi mi? Herkes oturup kendisini seyretti. Kendisinden nasıl bir eser yaratmış olduğunu. Sıkıntıdan patlayanlar, neden sıkıldığını algılayamadı. Bu dönemi üretmek, okumak, ruhunu süslemek için fırsata dönüştürenler, iç sesleriyle iyi vakit geçirdi.
Toplu karantinanın üçüncü haftasından itibaren, aralarında benim mesleğimin de bulunduğu birçok iş kolundan insan, hiç direnmeden smart working formatına uyum sağlayacak şekilde evrildi. Bunu ürkütücü ve acımasız buluyorum. Ama çaresiz, oturup sanal sınıf ortamında nasıl ders anlatılacağını, konferanslara bizzat gitmeden uzaktan nasıl tercüme yapılacağını öğrendim. Zira evrim eleğinde takılmadan bir sonraki aşamaya uyum sağlayabilenler ayakta kalacak.

EDA DİKEÇ SERTDEMİR: EL YAPIMI KEÇE ÜRÜN TASARIMCISI

Öncelikle herkese rahat nefes alabileceği sağlıklı günler diliyorum. Yaklaşık 8 ay önce özel sektörden ayrılıp hobimi işe çevirirken, atölyem evde olduğu için, artık her sabah evden çıkmayacağımı bilerek bu kararı vermiştim. Fakat bu kararı alırken koronavirüs günleri için bir alıştırma yaptığımın farkında değildim. Bugün diyorum ki; iyi ki bu kararı almışım. Çünkü kaygılarımızın arttığı bu dönemde, evden çalışabilmek büyük bir şans niteliğinde, bir nebze olsun rahat nefes aldırıyor insana, ev güven veriyor. Bunu söylerken, dışarıda çalışmak zorunda olan ve minnet borcu duyduğumuz, öncelikle sağlık çalışanlarından, sonra diğer tüm çalışanlardan özür diliyorum. Çünkü bu dönemde yaptıkları işin yorgunluğundan çok, yaşadıkları tedirginlikler onları yorar oldu. Benim de çalışan yakınlarım için elimden gelen tek şey, maske dikip kendilerine ulaştırmamdı.

‘KEÇELERİMİ DEFALARCA ÜTÜLEDİM’

İlk etapta siparişlerin bu dönemde azalabileceğini düşünüp herkes gibi kaygılanmış, fakat uzun zamandır aklımda olan fikirleri ortaya koyarım, bu durumu fırsata çevirebilirim, sipariş üzerine üretim yaptığım için belki biraz stok bile yapabilirim diye düşünmüştüm. Ancak pek de öyle olmadı. Okulların kapanmasıyla ebeveynler çocukları için harekete geçti. Bu durum sosyal medyanın olmadığı bir döneme denk gelseydi eğer, bu pek de mümkün olmazdı. Mevcut dönemde talep edilen ürünler genellikle çocuklara yönelik olduğu için de, korona virüs aklıma geldikçe keçelerimi defalarca ama defalarca ütülemekten kendimi alamaz oldum.

‘EVDEKİ BİREY SAYISI ATTI’

İşler aynı hızla devam ederken, evdeki birey sayısının artması dengeleri biraz değiştirdi. Oğlumla sabah servise yetişme telaşı kalmadı ancak, herhalde home ofis çalışan olmanın iç disipliniyle güne hiç geç başlamadım. Normalde gündüz öğünlerini yalnız yerken, şimdi tüm öğünlerde ailece birlikte olmak bu günlerin en güzel yanı oldu benim için. Aslında her anı birbirimize doya doya yaşamaya başladık. Evde vakit geçirmeyi seven bir aile olarak, yaşadığımız bu günler bizi zorlamadı diyebilirim. Oğlumun yaşı gereği sürekli ona arkadaşlık yapmamı istemesi, ev içinde yeni çalışma mekanları yaratmama sebep oldu. Zaman zaman atölyemi salona taşımam gerekti. Oğlum için sürekli evde olmanın sıkıcılığını yeni mekanlar yaratarak keyifli hale getirmek kaçınılmazdı.

‘ONLINE ETKİNLİKLERE KATILDIK’

Bizler karantina günlerinin zorluğunu kabullenip, sebeplerini daha rahat anlayabiliyoruz ancak bu durumdan en çok çocukların etkilendiği kesin. Yetişkinlerin sürekli hastalıktan, hijyenden hatta ölümden bahsetmeleri karşısında, akıllarından geçenleri tahmin etmek zor. Fakat çocukların zihnini başka konulara yönlendirmek çok zor değil neyse ki. Online konser, tiyatro gibi etkinlikler bu günlerde oğlumuz için en büyük keyif oldu. Okul öncesi çağında olduğu için oyun, aktivite, deney; pijama, şapka partisi gibi etkinliklerle bizim de yaratıcılığımızı zorlar olduk. Böylece mümkün olduğunca stres ve kaygıdan uzak durmaya, her zaman pozitif kalmaya özen gösteriyoruz. Benim için ise; kendimi en iyi hissettiğim zamanlar, yeni bir şeyler ürettiğim zamanlar oluyor. Bugünlerin en iyi dostu hiç şüphesiz ki hobilerimizdir diye düşünüyorum.

‘SIRADAN HAYATIMIZI ÖZLER OLDUK’

Karantina günleri öncesinde insanlar yorucu, sıkıcı ancak rutin olduğu için de kendilerini güvende hissettikleri o sıradan hayatlarını arar hale geldiler maalesef. Elbette bugünler bittiğinde sıradan hayatının kıymetini daha iyi bilecek insanoğlu. Fakat tamahkar bir yapımız olduğu için, dilerim ki etkisi kısa sürmez…

 ŞENAY GÜLTAN: Wellness Coach

Son günlerde yaşadıklarımıza büyük resmi görerek içinden değil de dışarıdan üçüncü gözle bakmayı denesek neler görürüz acaba? Hayatta önceliklerimizin nasıl değiştiğini, değerlerimizin dönüştüğünü, olmazsa olmaz dediğimiz ne çok şeyin olduğunu, din dil ırk ayrımı olmadan hepimizin eşit olduğunu. Güçlü güçsüz zengin fakir hiç farketmediğini. Tüm doğayı ne kadar hoyratça kullandığımızı, tek canlı bizmişçesine, sadece biz yaşıyormuşuz gibi bu dünyada, diğer canlıları görmezden gelerek. Kıymetini bilmediğimiz ne çok şey varmış hayatımızda. Bir arkadaşınız ile içilen kahvenin önemi, yürüyüş yapmanın özgürlüğü, haftasonu büyük küçük ailecek yaptığımız etkinliklerin, gezmelerin tadı.

‘DÖNÜŞÜM ZAMANI’

Bunları farkedip silkelenip kendimize gelmemizi sağlayan neydi acaba? Tüm dünyada aynı anda neden yaşanıyor bunlar peki... Yaşananların hepsinin elbet var bir öğretisi, silkelenip kendimize gelmek, sorgulamak yaşananları, yaşanmayanları belki de. Belki de hayatımıza tekrar bakmak için bir fırsat bu yaşadıklarımız. Hepimiz kendimizce yorumlamalıyız bu süreci. Durup bakmalıyız olanlara, iyi kötü dersler çıkarmalıyız. İçimize dönmeli, değişmeli, dönüşmeliyiz bu günlerde.

‘YAŞADIKLARIMIZ BİR SÜREÇ’

Bir Wellness Coach olarak önerilerim neler olabilir; Öncelikle Wellness ne demektir; Wellness bir süreçtir, optimal sağlığa doğru hareket etmek için verdiğiniz bir karardır aslında. En yüksek potansiyelinizi elde etmek için tasarladığınız bir yaşam biçimidir. Wellness, yaşam kaliteniz için sorumluluk almaktır. Sağlıklı bir yaşam şeklidir. Wellness, beden, beyin ve ruhun birbirine daha da yakınlaştırılmasıdır. Wellness, farkındalığınızın aktif süreci, yaşamınız için sizin seçtiğiniz bir yoldur. Sağlıklı yaşamı bütünsel ele almak, beden, ruh, zihni ayrılmaz 3’lü olarak ayrı ayrı değerlendirmek, beslemek ve dengeye getirmektir.

‘BEN NASIL KATKI SAĞLADIM?’

Wellness Coach olarak bu sürece ben nasıl bir katkı sağlıyorum? Öncelikle pandemi yaşadığımız bugünlerde önemi iyice anlaşılan bağışıklık sistemini güçlendirmek için kişiye özel öneriler ile bu dönemi daha sağlıklı geçirmeniz için destek oluyorum. Fiziksel olarak sağlıklı yaşam adına nelere dikkat etmeliyiz, bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yemeli neler içmeliyiz gibi kişiye özel doğru vitamin ve mineral önerileri ile bu süreci kaliteli geçirmenizi sağlarken, yakında gelecek güzel günlere hep birlikte hazırlanmış oluyoruz. Danışanlarımın ihtiyaçlarını online görüşmelerde hızlı ve keyifle çözebiliyorum. Mağazamızı siz sağlıkla evde kalın diye gerekli önlemleri alarak açıyoruz. Pandemi sürecinde dışarıya çıkamayan dostlarımızın ürünlerini de kargo ile ulaştırıyoruz.

‘ÇALIŞIYORUM VE ÜRETİYORUM’

Bu süreci evde kalarak geçiren siz sevgili dostar için de kendi adıma neler yapabilirim, ne gibi projeler üretebilirim diye düşünmeye başladım. Üretmeyi seviyorum, harekete geçmeyi seviyorum.
Üretmeliyiz hepimiz, doğru yanlış, güzel çirkin demeden, çünkü üretmek iyileştirir. Devamlı tüketen tarafta olduğumuzda, önce zamanı, sonra kendimizi tüketmeye başlarız. Bu doğrultuda sürece ve kendime katkı sağlayabilmek adına neler yapabilirim diye düşünürken çıktı ‘Wellnes Sohbetler’ projesi. Konusunda uzman konuklarım ile pazar günleri evlerinize konuk olup sohbet ediyoruz. Her hafta farklı konu ve konuklarım ile paylaşarak çoğalıyoruz. Biz çok keyif alıyoruz. Sizlerden gelen olumlu yorumlar eşiliğinde devam ediyor olacağım ‘Wellness Sobetler’e... Yine bu süreçte dışarıya çıkamıyorsan içine dön diyerek ruhumuzu ve zihnimizi desteklemenin çok önemli bir aracı olan mandala eğitimlerime grup ve bireysel olarak online devam ediyorum.

‘DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM GÜNLERİ’

Günümüzde terapi tekniği olarak da kullanılan mandala, tarihi yüzyıllar öncesine dayanan evrensel bir öğreti. Mandala, tam da içinde bulunduğumuz bu günler için zamanı kaliteli geçirmek adına, tüm aile bireylerinin birlikte yapabildikleri, çizgiler ve renklerin büyüsü ile kendilerini buldukları kadim bir öğretidir. Mandala çizerken dikkat kabiliyetinizi arttırarak stres ve kaygıdan uzaklaşırsınız. Anda kalarak ruh beden zihin dengesini sağlar, hayatınızda da dengeyi yakalarsınız. Tüm hayat son noktası olmayan bir gelişim farkındalığıdır. Değişim ve dönüşüm için dinamik bir süreçtir. Bedenimize iyi bakmalı, zihnimizi dinlendirmeli, ruhumuzu beslemeli ve doğal süreçte iyileşmeliyiz. Önce kendinizi sonra herşeyi sevmeyi kabul etmeliyiz. Sağlıkla ve sevgiyle....

TÜLİN GÜNBATILI: BUSADER BAŞKAN YARDIMCISI

Dünyanın ve ülkemizin zor günlerden geçtiği ve hiç bilmediğimiz ve deneyimlemediğimiz bir süreci yaşadığımız şu günlerde ailemizin ve sevdiklerimizin, aynı zamanda ülkemizin geleceği için hep birlikte #evdekal çağrısına uyduk. Doktorlarımız ve tüm sağlık sektöründe çalışanlar bizin için her zaman önemliler. Ancak şu günler gösterdi ki onların emekleri, bilgileri, çabaları bizleri hayatta tutmak ve sağlığımıza kavuşturmak için vazgeçilmez. Çok sayıda sağlık çalışanı maalesef koronaya yenik düştü ve vefat etti. Ülkemizin yetiştirmiş olduğu önemli isimler, görevlerinin başında yaşamlarını yitirdiler. Kendilerini minnetle anıyorum. Onlar görevlerinin başındayken bize düşen evde kalmak ve virüsün yayılmasına engel olmak. Kalplerimiz sağlık çalışanlarının yanında.

‘VERİMLİ VAKİT GEÇİRELİM’

Bu günleri kendimiz, ailemiz ve işimizin geleceği için verimli değerlendirmemiz gerekiyor. Şu zor günlerde elele çalışınca kısa zamanda gerekli yardımların toplanabileceğini ve organize çalışmalar ile daha verimli olunabileceğini deneyimledik. Hem şirketimizin geleceği hem de bireysel gelişimimle ilgili bu süreci verimli geçirmeye çalıştım. Katılmak istediğim ancak zaman bulamadığım kişisel gelişim eğitimlerine online katılarak hedeflerimin bir kısmını gerçekleştirdim.

‘EL ELE VERMELİYİZ’

Kendi içsesimi dinlemeye zaman ayırabildiğim için hayat amacımı ve hedeflerimi tekrar gözden geçirme şansını yakaladım. Korona sonrası yeni dünya düzeni bizi bekliyor olacak. Yeni bir Tülin de aslında beni bekliyor. Bu süreçte bol okuyarak, araştırma yaparak, kendimizi geliştirerek ve en önemlisi hastalığa yakalanmadan sevdiklerimizle verimli vakit geçirerek hazırlanalım. Yeni dünya düzeninde yardımlaşmanın önemi daha da dikkat çekecek. Bizden sonrası için hep beraber el ele çalışalım.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS