Araştırmalara göre aşık olmanın 5 sebebi

  1. İyilik Sağlık
  2. ilişkiler
Araştırmalara göre aşık olmanın 5 sebebi

Aşkın işleyişi gizemlidir. Ama bu sosyal psikologlar tarafından yapılan pek çok araştırma var. Bu araştırmalardan çıkan bazı bilgiler aşkla ilgili farkındalığınızı artırmanıza yardımcı olabilir. Aşk, biyokimya, düşünceler, duygular, ve davranışların bir karışımıdır. Yine de, bilimsel araştırmalar bazı kurallara uyarak daha başarılı olabileceğinizi gösteriyor. Fiziksel çekicilik gibi tahmin edilebilir özelliklerin yanı sıra, açık, öz güvenli ve pozitif olmak da sizi daha çekici kılabilir. İşte Psychology Today sitesinde yayımlanan ilgi çekici bir haberde anlatılan 5 maddenin özeti. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber



Fiziksel Görünüş ve Vücut Tipi
Araştırmalara göre ikinci bir buluşma ihtimali çoğunlukla fiziksel görünüşe bağlı. Bu etki kişiyi ne kadar az tanıyorsak, o kadar kuvvetli oluyor. Fiziksel olarak çekici olmak, daha başarılı, seksi, ilginç ve eğlenceli olabileceğinize dair bir sinyal olarak algılanıyor. Araştırmalara göre erkekler bel-kalça oranı düşük, yani kum saati figüründeki kadınlardan hoşlanıyor. Bel-kalça oranının düşük olması, sağlıklılığın, gençliğin ve doğurganlığın bir belirtisi. Ama bu etki kiloyla alakalı değil, o yüzden faydalanmak için zayıf olmaya gerek yok. Buna ek olarak simetrik yüzler daha çekici bulunuyor.
Hormonlar ve beyin kimyasalları
Biyolojik antropolog Helen Fisher aşkın kimyasal temelini üç aşama ile anlatıyor:
İlk aşama olan Şehvet Aşaması, testosteron ve östrojen hormonlarının salgılanmasıyla başlıyor. Bu aşamada, hisler kişiye özel değil, bu yüzden birçok uygun partner bulmak mümkün.

İkinci aşama olan Çekim Aşamasında, beynimiz bir kişiye odaklanmış oluyor, bir grup kimyasal salgılayarak bu yeni insanla sürekli vakit geçirmemizi istememizi sağlıyor. Örneğin, dopamin salgılanması motivasyonumuzu arttırıyor. Ayrıca kortizol açlık ve uyku ihtiyacımızı bastırarak gün boyunca daha fazla vakte sahip olmamızı ve sevdiğimiz kişiyle bağ kurmaya odaklanabilmemizi sağlıyor. Ayrıca, serotonin salgılanmaması sevdiğimiz kişiyi takıntı haline getirmemize sebep oluyor. Bir çalışmada, yeni aşık olmuş erkeklerin serotonin seviyesinin, obsesif kompulsif bozukluğu olan insanlarınki kadar az olduğu belirlendi. Başka bir çalışma ise, aşık olunca, kadınların serotonin seviyesinin artarken, erkeklerinkinin düştüğü gözlemlendi.

Son aşama olan Bağlanma Aşamasında ise, oksitosin vazopressin hormonlarının salgılanmasıyla, uzun süreli bağlar kuruluyor. Bu iki hormon da hem seks sırasında hem de sonrasında salgılanıyor, bu da seksin çiftler arasındaki bağı neden kuvvetlendirdiğini açıklıyor.
Aynı Kafada Olmak
Hem erkekler hem kadınlar kendileri ile benzer özellik ve davranışlara sahip kişileri daha çekici buluyor. 2009 yılında yapılan bir araştırmada, araştırmacı Nicholas Gueguen kadın katılımcılara bazı erkek partnerlerin vücut hareketlerini ve mimiklerini taklit etmelerini, bazılarınınkini ise taklit etmemelerini söylüyor. Örneğin, eğer bir partner kollarına dokunursa, birkaç dakika sonra onlar da partnerlerinin koluna dokunuyor. Hareketleri tekrarlanan partnerler, iletişim bilgilerini paylaşma konusunda daha istekli oluyor ve karşılarındaki kişiyi daha çekici buluyor. Daniel Siegel tarafından yapılan araştırma ilişkilerde uyumun önemine dikkat çekiyor. Psikolojik açıdan, bizimle aynı kafada olan insanları daha çekici buluyoruz.

Başka bir araştırmada da, araştırmacılar katılımcıların bazı fotoğraflardaki yüzleri çekicilik açısından oylamasını istiyor. Ama gösterilen fotoğraflar, katılımcıların gizlice çekilmiş ve bilgisayarda değiştirilmiş fotoğrafları. Katılımcılar, kendi yüz hatlarına en yakın olan fotoğraflara en yüksek puanları veriyor. Araştırmacılara göre bunun sebebi, kendi yüzümüzün ebeveynlerimizin yüzüne benzemesi.
Müsait ve açık olmak
Kimse reddedilmek istemez, bu yüzden bağ kurmak isteyen ve açık olan kişileri daha çekici buluruz. Art Aron ve iş arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada, karşı cinsten birbirini tanımayan katılımcılar, 90 dakika boyunca birbirlerine kişisel sorular soruyor ve konuşmadan iki dakika boyunca birbirlerinin gözlerinin içine bakıyor ve düzenli olarak birbirlerinde neyi sevdiklerini söylüyorlar. Bu 90 dakikanın etkisi o kadar büyük ki, bazı katılımcılar çalışma sonrasında sevgili oluyor, bazılarıysa evleniyor. İlk çift 6 ay sonra evleniyor ve araştırmacıları da düğünlerine çağırıyor.

Başka çalışmalar da iyi kalpli ve arkadaş canlısı, rahat bir vücut dili kullanan ve gözlerimize bakmaktan çekinmeyen insanlara çekim duyduğumuzu gösteriyor. Kapalı oturuş pozisyonları, uzaklara ve telefona bakmak veya kambur durmak ise itici davranışlar.
Özgüven ve meraklılık
Özgüven eksikliği çekici olma yolunda sık karşılaşılan bir bariyerdir. Stres bizi tereddütlü biri yapar, bu da karşımızdaki kişiye odaklanmamızı ve kendimizden rahatça bahsetmemizi engeller. Aron'ın teorisine göre, hayatta daha etkili olmamızı sağlayabilecek partnerleri çekici buluyoruz. Sağlam bir kişiliğin olması, bizi daha ilginç ve çekici kılıyor.

Araştırmaya göre hayat konusunda heyecanlı olmak, ve bağımsız hobilerin olması, ilişkide uzun süreli mutluluğu garantileyen özellikler.
Sonuç
Çekiciliğin bazı özellikleri kişiden kişiye göre değişken veya kontrol dışı olsa da, diğer özellikleri zamanla geliştirmek mümkün. Çekici olmanın en etkili yolu, kendimizi geliştirmekten, yeni hobiler ve arkadaşlıklar edinerek kişiliğimizi genişletmekten geçiyor. Başka bir önemli nokta ise bağlılık ile ilgili olan problemlerimiz ve güvensizliklerimiz üzerinde çalışarak, aradığımız aşkı kendimizin engellemediğinden emin olmak. Karşımızdaki kişiye odaklanma ve eğlenme konusunda ne kadar rahat olursak, aşk oyununda o kadar başarılı oluruz.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS