"Dünyanın ünlü salonlarında da çaldım, ambar ve uçak hangarlarında da"

"Dünyanın ünlü salonlarında da çaldım, ambar ve uçak hangarlarında da"

"Kusursuz piyano tekniğiyle" klasik müzik dinleycilerini mest eden Natasha Paremski, İstanbul Resitalleri kapsamında, ikinci kez İstanbul'da.

Dünya 12 yaşındaki Türk piyanisti dinliyor


"Scriabin'in bile çalmak için sağ elini sakatladığı söylenen 'Islamey Fantasy'yi seslendirirken güçlü tekniği ile piyanoya meydan okuyan bir virtüözite sergiledi!"


New York Times, bu sözleri İstanbullularla ilk kez 2014'te buluşan Rus asıllı Amerikalı piyanist Natasha Paremski yazdı.


Genç yaşına rağmen pek çok önemli ödülün sahibi olan ve dünyanın en büyük konser salonlarından ambar ve uçak hangarlarına değin, müziğin her alanda icra edilebileceğini söyleyen Paremski, 10. yılını kutlayan İstanbul Resitalleri kapsamında, 19 Kasım'da, Sakıp Sabancı Müzesi The Seed'de.


Biz de tekniği ve piyanodaki yorumunun yanı sıra güzelliğiyle de dikkat çeken piyanisti, konser öncesinde biraz daha yakından tanıyalım istedik.


"En acımasız eleştirmen kendimim"


Geleneksel konser salonlarının yanı sıra, farklı mekan ve alanlarda konserler veriyorsunuz, neden?


Farklı projeleri, farklı mekanlarda çalabilme olanaklarını seviyorum. Mesela; en son Alaska'da çaldım. Geleneksel manada klasik konser salonu yoktu, ben de imkanlar dahilinde gösterilen bir yerde dinleyenlerle buluştum. İmkanları zorlamak ve insanlara ulaşmak benim için çok kıymetli. Bununla birlikte her yerde, her şekilde müzik yapabiliyor olmayı da müziğin ayrı bir güzelliği olarak görüyorum.


Genç yaşınızda 'piyanoya meydan okuyan' gibi tanımlar, sizde nasıl bir etki yaratıyor?


Yazılanların mesleğimi etkilemesine izin vermemeye çalışıyorum. Çoğunlukla çok iyi eleştiriler yayınlanmakla birlikte, zaman zaman herkesi çok memnun etmek de mümkün olamayabiliyor. Ayrıca, en acımasız eleştirmen galiba yine kendimim. Hâlâ en iyi performansıma ulaştığımı düşünmüyorum. Bu da iyi bir şey olsa gerek! Her zaman daha iyisini yapabileceğine inanmak ve ona ulaşmaya çalışmak, aynı zamanda başarı için de önemli bir bakış açısı. Yaptığımız işle ilgili 'tamam, ben oldum' dememek lazım!


"Üzerinde çalıştığım o an için 'en sevdiğim eser' oluyor"


Sizi en çok etkileyen beste hangisi, neden?


Tek bir eser yok, fakat bir şekilde üzerinde çalıştığım ve tüm vaktimi harcadığım eser, o an için 'en sevdiğim eser' oluyor. Bir eserin gizemini keşfetmeye çalıştığım sırada, eserle aramızda oluşan yakınlık ve birliktelik her zaman o eserle aramda derin bir aşkın doğmasına yol açıyor.


Müzik dışında, size iyi gelen ve en sevdiğiniz şey nedir?


Yemek... Turneye çıktığım zamanlar, seyahat ettiğim şehirlerde çok fazla gezecek fırsatım olmuyor ama yemek her zaman oluyor. Sadece mutfaklarını öğrenerek bile farklı kültürlere ait ne kadar çok şey öğrenebileceğinizi görmek gerçekten şaşırtıcı. Evde olduğum zamanlarda ise ailem ve dostlarım için yemek yapmayı seviyorum.


"Müziğin neden ölümsüz olduğunun cevabı"


Albümlerden bahseder misiniz; temayı ve şarkıları neye göre seçiyorsunuz?


İki farklı koşulda, iki solo albüm yaptım. İlk albümüm gerçekten bir ödüldü. (ABD'li söz yazarı, şarkıcı) Gabriel Kahane'nin benim için yazdığı bir eser vardı, albümde olmasını istiyordum. Onun müzikal stili bana Brahms ve Prokofiev'i düşündürdü hep. Böylece ilk albüm Kahane, Brahms, Prokofiev ve Balakirev'in eserlerinden oluştu. Konçerto albümüm ise birlikte bir çok kez, aynı sahneyi paylaştığım Royal Philharmonic Orchestra'nın daveti üzerine oluştu. Onlarla Tchaikovsky'nin bir numaralı piyano konçertosunu daha önce hiç çalmamıştık ama albüm büyük başarı yakaladı. Ek olarak çelist Zuill Bailey ile bir çok kayıt yaptık; Prokofiev ve Britten'in Çello Sonatları. Önümüzdeki aylarda çıkacak bir albümümüz var.


Hayatınızı bir klasik müzik eseri ile anlatmak isteseniz, bu hangi beste olurdu?


Sadece tek bir eser olabilir mi, emin değilim. Aslında duyduğum ya da seslendirdiğim tüm eserlerde, kendimden bir parça hep buluyorum. Bu müziğin neden ölümsüz olduğunun da bir anlamda cevabı olabilir. Mesela dinleyiciler de konserlerde, bazen anılarını, duygularını veya kelimelerle ifade edilemeyen deneyimlerini müzikle yeniden yaşarlar. Bu da bir bakış açısıyla bazılarının neden Rachmaninov ya da Shostakovich ya da Bach sevdiğinin bir cevabıdır.


"Hayatımda yapmak istediğim tek şey"


Müzikal kariyeriniz ilk nerede değişti ve bu hayatınızda nasıl bir yol almanızı sağladı?


Ailem, ben sekiz yaşındayken Moskova'dan Amerika'ya taşındı. O sırada zaten beş yıldır, piyano çalıyordum. Fakat ailemin piyano almak veya özel ders için yeterli ekonomileri yoktu. İlk başta ben de piyano üzerinde çok fazla düşünmemiştim, çünkü bambaşka bir ülkeye taşınmıştık ve hayatımdaki her şey çok yeni ve ilginç geliyordu. Zamanla, her nasıl olduysa, içimde derin bir üzüntü oluştu; çok belirgin, hissedilebilen bir kayıp gibi... Ve o sırada annemin, San Francisco'da Davies Symphony Hall'de (piyanist) Evgeny Kissin'in resitaline aldığı biletler, bende adeta bir deprem etkisi yarattı. Kissin'i sahnede gördüğüm an, karar verdim ki hayatımda her ne olursa olsun yapmak istediğim tek şey; bir piyanist olmaktı. Aileme yalvardım ve onlar da yeniden piyanoya başlayabilmem için para biriktirdiler. Bir ay sonra ilk konçertomu seslendirdim ve yedi yıl sonra bana hayallerimin peşinden gitmem için ilham olan Kissin'in çaldığı aynı sahneyi San Francisco Symphony ile paylaştım.


Klasik müziğin yeteri kadar ilgi gördüğünü ve anlaşıldığını düşünüyor musunuz?


Klasik müzikle ilgili en genel yanlış; klasik müziği bilmeyen birinin, onu dinleyemeyeceği kanısı. Dünyanın en büyük salonlarında da çaldım, ambar ve uçak hangarlarında da... Söyleyebileceğim; izleyicilerin tepkisi, eğer müziği daha önce duymamış izleyicilerin lehine değilse, her zaman eşit ve aynı şekilde olmuştur. Ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da: 'Müzik sadece konser salonlarında devam edemez.' Sanatçılara ulaşamayan izole topluluklara, özellikle de çocuk dinleyicilere gidebilmek müzisyenler için önemli. Çünkü geleceğin mimarları çocuklar...


"Her konseri son konserinizmiş gibi düşünün"


Klasik müzikle ilgilenen genç müzisyenlere ne söylemek istersiniz?


Daima kendiniz olunuz ama her zaman da açık fikirli olmaya özen gösteriniz. Kendine inanmak önemli! Mekanın ne kadar önemli olup olmadığına bakmaksızın, her konseri, o konser sizin 'son konseriniz'miş gibi düşünün. Ben, müziğin benden büyük olduğunu her zaman hatırladım ki sizi kimin dinlediğini asla bilemezsiniz.


İstanbul resitalinizin programından bahseder misiniz?


Sevdiğim eserlerden oluşan özel bir program hazırladım. Özellikle de ikinci yarıda seslendireceğim Brahms'ın üç numaralı piyano sonatı gözdelerim arasında. Brahms'ın 19 yaşında yazdığı bu sonat, dinleyiciler için fantastik bir yolculuk olacak. Brahms, Beethoven'dan çok fazla ilham almış. Tabii ki Beethoven'dan farklı, fakat bu sonatta bu ilhamı açık bir şekilde hissedebilirsiniz. Robert ve Clara Schumann, bu sonatı Brahms onlar için ilk kez çaldığında (ve tabii daha sonra başkaları da aynı şekilde) bunun doğrudan Tanrı'dan gelen bir işaret ve kutsal bir şey olduğunu düşünmüşler.


Detaylı program için: www.istanbulrecitals.com

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS