Üç çocukla 110 metrekarede sınırları zorlamak

Amerika'nın New England bölgesinde Connecticut eyaletinde New York'a sadece 1 saat uzaklıkta eşi ve üç çocuğuyla birlikte yaşayan Brooke Christen, tabiri yerindeyse tam bir dekoholik. Evinin dekorasyonunu sürekli değiştiriyor. Hayır zengin değil. Tersine çok kısıtlı bir bütçesi var ama çok zengin bir hayal gücü veeee, Türk hanımlarının belki de hiçbir zaman sahip olamayacağı "evde tadilat yapmayı seven" bir kocası...

 

Handyman deniyor. Aslında elinden her iş gelen erkek demek ama bunu "gerçekten işe yarayan erkek" olarak düşünmek de mümkün. Kevin, nam-ı diğer çok işe yarayan eş, ordu mensubu ve işinden arda kalan zamanlarını hem üç çocuğunun bakımına hem de eşinin hayallerini gerçekleştirmeye adamış. Kendisini ilerleyen satırlarda sık sık anacağız. Gelelim evin özelliklerine...Öncelikle burası 1950'lerde inşa edilmiş Cape Cod stili bir kulübe. Cape Cod, Massachusetts eyaletinin meşhur tatil kasabası. Coğrafi olarak hilal şeklinde bir koy ve güneyindeki iki adayla tanınıyor: Martha's Vineyard ve Nantucket. Bu yer isimleri tarih severlere kolaylıkla Kennedy ismini çağrıştıracaktır. 60'ların başında Kennedy ailesinin yazlık evinin bulunduğu, deniz kenarında yer alan 24.000 metrekarelik arazi dünyanın gündemindeydi. Ayrıca çiftin tek oğlu John F. Kennedy Jr, 1999 yılında kuzeninin düğününe katılmak üzere eşiyle birlikte kendi kullandığı uçak ile New Jersey'den Martha's Vineyard'a giderken, adanın açıklarında denize düşmüş, Kennedy trajedisi bir kez daha tekrarlanmıştı. 

 

 

Her ne kadar bu bölge Amerika'nın en zenginlerinin tatil yaptığı bölge olsa da Cape Cod stili evler buranın ilk beyaz yerleşimcileri olan Püritenlerin stilini yansıtıyor. Genel olarak New England kulübe stilinin bir alt grubu olan bu evler dikdörtgen plan üzerine oturmuş tek ya da 1,5 katlı; alt katı yaşam alanı, eğimli çatı altında ise yatak odaları olan küçük ve çok basit yapılar. Büyük Britanya'dan kalkıp Amerika kıtasına ayak bastıklarında Yeni İngiltere adını verdikleri bu bölgede dedelerinden miras alıp yanlarında getirdikleri mimari geleneğe uygun şekilde evlerini inşa eden Püritenler, bölgede kış aylarında yoğun kar yağışı olması sebebiyle çatıları geleneksel İngiliz kulübesinden daha dik yaptıkları için çatı altında kalan alan genellikle "loft" yani depo olarak kullanılıyordu. Bu durum, II. Dünya Savaşıyla birlikte ucuz çatı aralarını kiralayıp buralarda yaşamaya başlayan sanatçılarla birlikte loft kültürünü yaratmıştı. Günümüzün Amerikan kültürünün yaratıcısı sayılacak Püritenleri ve onlara ait mimari ve yaşam stilini New England Kulübe Stili Kodları isimli yazımızda detaylı olarak anlatmıştık. 

 

 

Brooke ve Kevin'in küçük sevimli kulübesi toplam 110 metrekare kullanım alanına sahip, yani üç çocuklu bir aile için oldukça küçük bir ev... Bu yüzden aile her alanı değerlendirmek zorunda kalmış. Bundan dört yıl önce 9 eyalet, 3200 km ötedeki Utah'ta yaşadıkları çok daha büyük bir evden buraya taşınmışlar. Bu sebeple Brooke sahip olduğu mobilyaların tamamına yakınını satmak zorunda kalmış. Buradan edindiği ikinci el satış tekniklerini şimdi evindeki eşyaları değiştirmek istediği zaman kullanıyor. Yoksa siz hala işinize yaramayan eşyalarınızı satıp yerine o çok istediğiniz kanepeyi almayı akıl edemeyenlerden misiniz? Ya da o devasa yatak odası takımını yeni taşındığınız evinize sığdıramadığınız için hurdacıya verenlerden misiniz? Daha küçük bir eve geçmek pek çok açıdan iyi ve her şey bu kadar pahalanmışken aslında çok da gerekli. Fazla eşyalarınızdan kurtularak hem hafiflemiş, hem de belki taşınma masraflarınızı karşılamış oluyorsunuz. Bizde malum letgo çok ünlü ama Facebook üzerindeki satış gruplarına üye olmayı unutmayın.

 

 

Zaman zaman arkadaşlarının evleri için de bölgesel düzenlemeler yapan Brooke için en büyük engel, satın alma aşamasında evi sadece internetteki resimlerinde görmüş olması. Hatta taşınana kadar evi görme şansı olmamış. Bu eve taşınırken büyük bir ders almış. "Arkadaşlarıma ya da müşterilere dekorasyon danışmanlığı yaparken neyin ne ile iyi gideceğini, nelerden kurtulmaları gerektiğini kolayca söyleyebiliyorum. Çünkü ben onların eşyalarıyla duygusal bağ kurmuyorum. Ama kendim taşınırken bu elemeyi yaparken zorlandım. Evin genelinin iyi gözükmesi için ilk kriter, mekana en uygun mobilyaları seçmek olmalı. Bir mobilya çok sevdiğiniz için değil, yerine uygun olduğu için dekorasyonun bir parçası olmalı. Artık eşyalarımla duygusal bağ kurmayı bıraktım" diyor.

 

Kevin'in denizci mavisinden ustalıkla pembeye dönüştürdüğü giriş kapısının ardında ana yaşam alanına açılan küçücük bir antre bulunuyor. Cape Cod kulübelerinin en büyük özelliklerinden biri, kışın ısı kaçmasın diye tavanın alçak olması. Kapının hemen sağındaki çekmeceli dresuar, aslında ayakkabılık. Üzerine büyükçe bir ayna, abajur, yeşil bitkilerle hem antrenin, hem de salonun parçası olarak çok akıllıca düzenlenmiş. Evin ana yaşam alanı gerçekten çok küçük. Burayı ailenin bir araya gelip kitap okuduğu, çocukların oyun oynayıp müzikle ilgilendikleri bir alan olarak düşünen aile televizyonsuz bir oda yaratmış.

 

 

Art Deco stilde bir duvar kağıdıyla kaplanmış merdiven duvarının önünde duran piyano, mekanın ilk odak elemanı. Eskiden mavi olan piyanoyu tebeşir boyasıyla eskitilmiş pembeye boyayan Kevin, yine yeteneğini konuşturmuş. Tebeşir boyasını Türkiye'de bulmak zor, ancak kendiniz yapabilirsiniz. İnternette nasıl yapacağınızı anlatan bir çok blog yazısı var. Bunun dışında mekana ton sür ton, bej skala hakim. Piyanonun üstü dresuar mantığında çeşitli aksesuarlarla renklendirilmiş. Duvardaki ayna, mekana boyut getiriyor. 

 

 

Brooke, binanın yan cephesindeki tek, katlamalı pencerenin önünde bir okuma köşesi yaratabilmek amacıyla iki yandaki duvarların önüne 60 cm eninde dolaplar ve daha geride duran tam boy bir raf sistemi yaratmış. Dekorasyondaki en önemli noktanın kişisellik olduğunu vurgulayan Brooke, her mevsim değişiminde ya da bayramlarda bu raflara koyduğu elemanları değiştirerek yepyeni bir atmosfer yaratıyor. 

 

 

Ana cepheye sırtını veren Provans stili üçlü kanepe, ailenin üzerinde en fazla vakit geçirdiği eşya. Brooke, kütlesel bir mobilyayı bu kadar küçük bir mekanda yok edebilmenin en kolay yolu olan "zemine yapıştırma" tekniğini kullanmış. Kanepenin desensiz keten kumaşı, yerde aynı ton, benzer dokudaki halının devamı gibi algılanıyor. Kanepenin tek parça minderi de bu illüzyona yardımcı oluyor. Tavan alçak olduğu için mekan, sarkıt aydınlatma yerine aplik, lambader ve abajurlarla aydınlatılmış. 

 

 

Kanepenin karşı duvarında ise yine Kevin devreye giriyor. Elektrikli şömineyi gömebilmek için duvarda önce mdf'den bir çıkıntı inşa edip, üzerini tuğla dokulu kaplamayla kaplamış. Beyaza boyadıktan sonra, ham ahşap rafı yerleştirmiş. Bu raf, özellikle noel, yılbaşı, paskalya gibi bayramlarda şömine süslemelerini yerleştirmek için ideal. Gündelik hayatta da Brooke'un renkli hayal gücü neyi isterse onu yansıtıyor. Şöminenin iki yanındaki koltuklar mekanın genel renk skalasına uysa da koyu tonlarıyla öne çıkıyor. Burada amaç mekanın simetrisini bozup monotonluktan kurtarmak...

 

 

Mümkün olan her yeri depolama alanı olarak kullanan genç kadın, mutfağın bir köşesinde sandıklı sedir yaratmış. Mermer masa ikinci el. Daha önce antrasit gri olan sandalyelerle zemindeki desen yine Kevin'in elinden çıkmış. 30x30 cm boyutlarındaki seramik karoları hazır satılan şablonlar yardımıyla boyayan Kevin, duvardaki karatahtayı da mdf üzerine karatahta boyasıyla boyayarak yaratmış. Çerçeve, kırık bir aynaya ait ve eski evden getirilmiş.  

 

 

Neredeyse tüm Kuzey Amerika'yı aşarak buraya gelen Brooke, geride bıraktığı evine ait bazı şeyleri burada da görmek istemiş. "Her şeyden önce mutfak dediğin beyaz olur" diyor. İnsanların içinde yaşadıkları mekanın ruh durumunu direkt etkilediğine inancı tam. Mutfak bir evin kalbi olduğuna göre burayı yenilerken çok özenli davranmış.

 

 

Evin eski sahiplerinin aksine yemek masasının ayrı bir odada değil mutfakta yer alması gerektiğini savunan; "Ben yemek yaparken kızların etrafımda olmaları, masanın üzerinde resim, hamur gibi el işleriyle uğraşmaları, kitap okumaları hoşuma gidiyor" diyen Brooke, mutfağın girişindeki eni dar alana çocukların renkli kalem ve el işi malzemeleriyle yemek kitaplarını depolayabilecekleri bir dolap sistemi yaratmış. Yan duvarda ise bardak askısı dikkat çekici bir aksesuar.

 

 

Üst katta iki oda ve bir banyo yer alıyor. Odaların birini çiftin kızları paylaşıyor. Brooke bu eve taşındığında dekorasyona bu odadan başlamış. Utah'taki evde ikisinin birer odası olduğu için burada oda paylaşma konusu başlangıçta biraz sorun yaratmış. Ancak genç anne akıllı çözümlerle iki kızı da mutlu edecek bir mekan yaratmayı başarmış. Ödül olarak iki kardeş kavga etmek yerinde uykudan önce birbirlerine masallar okumaya, şarkılar söylemeye, birlikte saatlerce burada oynamaya başlamışlar. Oda iki bölüme ayrılıyor: uyuma ve oyun alanı.  Çatının en yüksek olduğu noktadan yararlanan tasarımcı ana kirişe iki kişilik hasır bir salıncak asmış.

 

Brooke, çocuk odasında cinsiyete göre renk seçimine karşı duran tasarımcılardan. Kızları Ella ve Lola'nın yatak odasında mavi, yeşil pembe, sarı her renk göze çarpıyor. Yatak başı duvarındaki dalga formlu mavi duvar kağıdı mekanın neşeli enerjisini bir üst seviyeye taşıyor. Çocuklar yatak tekstillerini kendileri seçiyor. Yatakların arasındaki sehpa, zaman zaman kızlardan birinin masası oluyor. 

 

Yatak başının karşı duvarında yer alan mobilyalar Kevin'in yine tebeşir boyayla boyadığı ikinci el bir raf sistemi ve şifonyer. Fonda genel olarak beyaz renk ve açık ahşap tonların hakim olduğu odada çatı eğimi desenli duvar kağıdı kaplanarak vurgulanmış. Tavanın yüksekliğinden yararlanan Brooke buraya pervaneli bir sarkıt lamba yerleştirebilmiş. Bu oda için aslen eski evden pembe bir halı getiren tasarımcı, salon için düşündüğü bu eskitme mavi halıyı burada daha çok beğenip pembe halıyı satmış. 

 

 

Kızların odasından Kevin'in siyaha boyadığı kayar bir kapıyla ayrılan televizyon, oyun ve misafir odası, adı üstünde çok fonksiyonlu bir mekan. Aile ve arkadaşlarından çok uzakta yaşayan Brooke, hem normal zamanda ailecek kullanabilecekleri, hem de muhtemel ziyaretçilerinin rahat edeceği bir mekan yaratmak istemiş. Evin eski sahiplerinin ebeveyn yatak odası olarak kullandığı bu alanın doğası gereği durağan bir işlev olan uyumaya harcanamayacak kadar geniş ve değerli bir alan olduğunu düşünen Brooke, akşamları ailenin bir arada film seyrettiği, çocukların oyun oynadığı bu alanda çok vakit geçirdiklerini söylüyor. Tavan yüksek olduğu için buraya da pervaneli bir sarkıt yerleştirmiş.. Duvara tuğla desenli bir duvar kağıdı uygulanmış. Üç büyük penceresi olan odanın doğal ışık alma konusunda pek sorunu yok. Bununla birlikte pencerelerin üzerine birer aplik yerleştirmeyi unutmamış tasarımcı. 

 

 

Kanepenin arkasına çocukların oyuncaklarını depoladıkları uzun, ince, dolaplı bir masa dayalı. Bu masa aynı zamanda Brooke'un çocuklar uyuduktan sonra bloguna yazı gönderdiği yer. Ayrıca duvarla masanın arasında çocukların oyun oynayabilecekleri kadar bir alan yer alıyor. Bu sebeple Kevin alçak duvarın tamamını karatahta boyasıyla boyamış. Kanepenin önündeki patchwork puflar, film izlerken ayak uzatmanın yanında misafir geldiğinde ekstra oturak olarak görev yapıyor. 

 

 

Alt katta ebeveyn yatak odası olarak düzenlenen sadece 3x3.2 m boyutlarındaki odada genişçe bir nişten dönüştürülen bir gömme dolap olduğu için mekanda yataktan başka kütlesel mobilya yok. Yine de eskisine göre daha küçük bir yatak almak gerekmiş. Bir çok obje ve eşyanın koleksiyonunu yapan Brooke, tamamen antrasit griye boyadığı duvarlarda şapka koleksiyonunu sergiliyor. Bunun dışında odada genel olarak bej tonları hakim. Bu fon zamana ve mevsime göre farklı deneyler yapmaya olanak sağlıyor. Bu kez Utah'taki evinden getirdiği ama bu evde kullanamadığı kilimi yatağın ayağına asan Brooke, renkleri uygun yastığı internetten bulmuş. Alan dar olduğu için yatağın iki yanında masaüstü aydınlatma yerine aplik kullanılmış. Simetrik bir düzen gibi görünse de komodinler birbirinden farklı, ikinci el mobilyalardan dönüştürülmüş. Brooke, aynı yükseklikteki iki sehpayı sprey boyayla kırık beyaza boyayarak bütünlük yaratmış.

 

 

Evin eski sahiplerinin yemek odası olarak kullandığı bu bölüm artık ailenin yeni üyesi Finn'in uyuma ve oyun odası. Bebeğin cinsiyetini öğrenince kızların bebekken kullandığı pembe karyolayı siyaha boyamış Kevin. Odada dikkat çeken en önemli detay, tavanı kaplayan uzay temalı duvar kağıdı. Yatağın yanındaki sallanan koltuk da her iki kızı büyütmüş ve yeni, beyaz bir döşemeyle bambaşka bir hayata merhaba demiş. Odanın diğer ucunda tam boy yatak olan bir divan var. Bu divan şu an misafir geldiğinde ekstra yatak olarak kullanılıyor, ancak Finn biraz büyüdükten sonra onun yatağı olarak yeniden düzenlenecek. Zaten alçak olan tavana beklenenin aksine siyahı uygun gören Brooke, zeminde tam tersine beyaz halıları tercih etmiş ve duvarları ve perdeleri de beyaz, krem, kırık beyaz tonlarında bırakarak odanın karanlık olmasını engellemiş. 

 

 

Mevcut banyoda yer alan vitrifiyeyi değiştirmek isteyen Brooke yine eldekileri kullanarak muhteşem bir sonuca imza atmış. Evin 50'ler stiline bir gönderme olarak perdeli bir lavabo altı mobilyası hayal eden Brooke, daha önce kızların altını değiştirmek için kullandığı bu masayı boyayıp altını keten perdeyle kapatarak sorunu çözmüş. Üzerindeki lavabo IKEA'dan alınmış. Eski bir tel dolap da yenilenerek evin ana banyosunun duvarında kendine yer bulmuş.

 

 

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS