{$ day.Temps.HighTemp $} °
Melis Danişmend Melis Danişmend

Bir hafta haber takip etmeme deneyi

24.10.2017 Salı | 11:13

Yıllar önce lise zamanı, sınıftaki çocuklardan biri, “Babamın arkadaşı kalp hastası, evde gazeteler ondan saklanıyor, hiç haber okumuyor,” demişti. Çok şaşırıp, “Yani manşetleri gördüğü zaman kalbine mi iniyor?! Ne tuhaf!” demiştim genç aklımla. Nereden bilecektim, adını bile bilmediğim o amcayı 2010’ların ikinci yarısında bol bol anacağım, gün gelecek kendi isteğimle (neredeyse bayıla bayıla) ‘habersiz kalma’ deneyi yapacağım… Hayat böyle bir şey.

Kalbim çok şükür -henüz- tehlike sinyalleri vermese de, haberler karşısında beynimin zonk zonk zonkladığı çok seferler oldu. Özellikle de son yıllarda. Sabahlara kadar Meclis TV takip edip uykusuz kaldığım günlerden birinde, arabada sinir krizi geçiren Behlül olmama ramak kaldığını anlamış, bu işleri biraz rölantiye almaya karar verip bebeklerin hassas cildini koruyan güneş kremleri gibi bir filtreleme sistemi geliştirmiştim. Deneyle birlikte işi bir adım öteye taşıyıp bir hafta boyunca şalteri kapattım. İşte olanlar… 

  • Öncelikle şunu kabul etmek lazım. Günümüzde haberlerden bihaber olma ihtimaliniz (bir adada mahsur kalmadığınız müddetçe) maalesef pek yok. Elimizdeki telefonlar, o telefonlardaki WhatsApp grupları, sosyal medya, taksideki radyo, vapurdaki televizyon derken, yüzde yüz kaçış imkanınızın olmadığını çok kısa sürede fark ediyor, kaçabilmek için How I Met Your Mother’da Ted’in Super Bowl’un sonucunu öğrenmemek için taktığı kulaklıklı gözlüğe benzer bir aparatla ortalıkta dolaşmanız gerektiğini anlıyorsunuz.   

  • Uzun süredir televizyon seyretmiyorum. Bunu da, ‘sadece vahşi doğa belgeseli izleyen insan’ cool’luğuyla söylemiyorum. Denk geldiğimde televizyona birkaç dakika bakıyorum fakat samimiyetle söylüyorum, yerli kanallarımız artık hiç ilgimi çekmiyor, beni sıkıyor, hatta bazen sinirlendiriyor (ki zamanında, zıvanadan çıkmış çocukları bir haftada muma çeviren bir dadının olduğu, Türk aile yapısının katmanlarını gözler önüne seren Süper Dadı adlı programı hayretler içinde ilgiyle izleyebilen bir insandım. Ne programdı o yahu! Bkz. Mola Paspası). Gazete desen benim için, “Yokluğun varlığın bir / Dünüm yok yarınım sır / Nasıl inanırım sana / Bu yürek ağır bana / Bu aşk fazla sana.” Kala kala elimde haber kanallarındaki bazı tartışma programları, haber siteleri, Twitter ve benzeri sosyal medya mecraları kaldı. Ben de buralardan son dakika haberlerini, ilgimi çekenleri takip ediyor, zaten halihazırda bin türlü şeyle meşgul olan kafacığımın mengenede daha fazla un ufak olmaması için çeşitli filtreleme manevralarıyla yoluma devam etmeye çalışıyordum. Deney için tamamını kesince içimde sürekli alarm veren, “Onu da takip etmem lazım, bunu da takip etmem lazım, yetişemedim, yapamadım, bugünün gazetesini okuyamadan yarın oldu…” Pof! Hepsi dumanlar içinde yok olan sihirbazlar gibi kayboldu gitti. Ne yalan söyleyeyim, iyi de oldu.  

  • Şimdi tabii böyle diyorum ama hiç haber takip etmeyince etrafınızdakiler sohbet ederken en çok dilinize gelen sorular şunlar oluyor: 
    Nee??
    Nasıl??
    Kim??
    Ne zaman??
    Sağolsun cennet ülkemiz son dakika haberlerinden tutun, ilk dakika ve orta dakika haberlerine kadar kaynakları çok zengin bir yer olduğu için bu kim-kiminle-nerede-nasıl hayretlemeleri alıp başını gidiyor. Fakat bir gerçek var. Diyelim hayli önemli haberleri kaçırdınız. Lütfen dert etmeyin. Çünkü az sonra yenisi, daha tazesi hazır olacak. Azzz sonra! 

  • Sizi bilmem ama ben son dakika haberlerini en çok WhatsApp gruplarından alıyormuşum, bunu anladım. “Bilmemneyi duydunuz mu?” sorusuyla birlikte bir link pat diye ilk oraya düşüyor. Arkadaşlarıma rica ettim: “Deneyime saygı duyun, haber göndermeyin.” Tabii ki dinlemediler.  

  • Siyasetinden magazinine bir sürü haberden mahrum kalınca, insan kendini kısa süreli komalara girip uyanıyormuş gibi hissediyor. Koma-uyan-yazar biseksüelmiş-aa-koma-uyan-birleşip istifa etmiyorlarmış-hoo-koma-uyan-ulaşıma zam gelmiş-nee gibi.  

  • Haberlerden uzak kalınca haberlerimizin hepsinin aslında temelde birbirine benzediğini, yani temaların değişmez, karakterlerin değişir olduğunu fark ediyorsunuz. Tıpkı yerli dizilerimiz gibi. Aynı konular farklı karakterlerin katılımıyla ha babam her sezon tekrarlanıyor. Ve ne mübarek bir izleyicidir ki bu, hiç pes etmiyor, reytingleri sabit tutmaya devam ediyor.  

  • Etrafımda son bir yıldır hiç haber takip etmeyen, edecekse yabancı basın organlarından ülke gündemini izleyen, hayatını kitap, dergi, kültür-sanat üçgenine memnuniyetle emanet eden tanıdıklarım var. Hayatlarının en iyi bir senesi olduğundan bahsediyorlar.   

  • Tabii siz istediğiniz kadar haber takip etmeyin, başta da dediğim gibi, ülkede (ya da dünyada) olan biten şeyler kıyısından köşesinden bir yerden size ulaşıyor, siz de zaten yıllardır bu konuda sağlam bir antrenmana tabi tutulmuş olduğunuz için, “Kim bilir neler oluyordur şimdi?” tedirginliğiyle yaşıyorsunuz. Yani buralarda ‘hiçbir şey olmayan bir gün’ olmayacağını biliyorsunuz. Bu sebeple deneyi bitirip de haberlere geri döndüğünüz zaman, “Evet nerede kalmıştık?” diye olan biteni izlemeye devam ediyorsunuz. Deneyimi sonlandırırken hepinize iyi haberler alacağınız günler diliyorum. İyi akşamlar Türkiye, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan.

Diğer Yazıları

İnsanlara yeni yıl dileğini sorma deneyi

Nasıl geldik bilmiyorum ama bir yılın daha sonuna geldik. Yıllar ilerledikçe zamanın geçiş hızında çeşitli oynamalar yaptıklarından şüpheleniyorum. İstediğiniz vakit hiç ortada olmayan ya da dolu olan, istemediğinizde ise dakika başı boş geçen taksiler misali yıllar. Küçükken geçmek bilmez, sakız gibi uzardı; şimdi arkanı dönüyorsun, pat! 2018 olmuş. 

Devamını Oku 28.12.2017

Sokakta "affedersiniz", "pardon" deme deneyi

Biliyorsunuz ülkemizde bize has adetler ve kurallar vardır. Mesela biri, sokakta bir hata yaptığında (ayağa basma, kapıyı arkadan gelenin yüzüne çarpma, kaldırımda omuz atma, şemsiyenin ucunu göze sokma, vb.) çoğunlukla size sizi eskilerden bir yerden, sanki ilkokul sıralarından tanıyormuş ama sizi (ve hatta babanızı) zaten ezelden beri hiç sevmiyormuş gibi bir ifadeyle, adeta mahkeme duvarı/ şoklanmış balık gibi birkaç saniye kadar bakar ve hiçbir şey söylemeden yoluna devam eder. İşte bunun adı güzel Türkçemizde "özür dilemek"tir sevgili deneyseverler. Uzun uzadıya ilgi, alaka bekleyenler, gönüllerini tok tutmayı öğrenmelidirler.

Devamını Oku 22.12.2017

Karşıdakini insan gibi dinleme deneyi

Dinler gibi görünürken aslında kendi söyleceğini düşünenler, fırlatılan iskambil kağıtları gibi birbirinin üstüne konuşanlar, hep bağıranlar. Size de illallah geldiyse, olması gerekeni sizler için yaptım.

Devamını Oku 01.12.2017
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS