Kerem Görsev: “Caz'ın formatını pek fazla kurcalamayalım...

Kerem Görsev, “Caz'ın formatını pek fazla kurcalamayalım, moda peşinde koşmayalım..” diyor.

Ülkemizdeki Foça Caz Festivali gibi yerel bu tarz festivallerin çoğalmasını nasıl degerlendiriyorsunuz? Caz müziğinin bu ülkede gelişmesine sizce fayda sağlıyor mu?

Sizin de dediğiniz gibi ülkemizde Foça gibi yerel turistik ilçelerin festivalleri de çok olmaya başladı. Tabi bunların feyz aldıkları ana festival ‘İstanbul Caz Festivali’dir. Küçük ilçelerdeki halka insanlar müziklerini götürüyorlar ki Ege’de bu çok sık olmaya başladı. Şimdi de mesela 27 Eylül’de ‘Urla Caz Festivali’ var. Bunların olması tabi insanları, kitleleri nitelikli caz müziği dinleyerek gerçek anlamda bir Caz dinleyicisine dönüştürüyor.

Kültürümüze ait eserlerin Caz formatında yorumlanmasının ülkemizde Caz'ın daha yaygınlaşmasına fayda sağlayacağını düşünüyor musunuz?

Ben kültürümüze ait müziklerin caz formatında yorumlanmasına pek sıcak bakmıyorum. Caz ayrı şeydir. Bizim kültürümüzün müzikleri ayrı şeydir. Tabi bu sentezler oluyor. Halkın, dinleyicinin hoşuna da gidiyor. Ama ben bunları kalıcı değil gelip geçici şeyler olarak görüyorum. Caz müziği bence "swing" müziğidir. Caz müziği, 1870’lerde tarlalarda başlayıp, 1920’lerde Big Band haline evrilip, 1950’ler, 60’lar, 70’lerde dünyadaki en popüler haline dönüştü. Hala da akustik bir şekilde kontrbas, piyano, davul önderliğinde, üstüne trompetler, saksofonlar eklenerek, aynı zamanda büyük orkestraların da oluşturulduğu, vokallerin renklendirdiği bir formattır. Bu formatı fazla kurcalamaya da değiştirmeye de gerek yok. Moda peşinde koşmayalım.

Hali hazırda piyasada bulunan bir çok genc caz müzisyenine destek olmuş  öncü isimlerden birisiniz. Sizce günümüzde Caz'a olan ilgi gecmise oranla arttı mı ve de yeni nesil cazcıların adedinin ve kalitesinin bu ülkede Caz'a olan ilginin devam etmesi veya artması açısından yeterli olduğuna inanıyor musunuz?

Bizden bir kaç jenerasyon öncekiler; Erol Pekcan, Selçuk Sun, Altan İlter, Metin Çotal, Oğuz Durukan.. Bizim jenerasyonumuz İmer Demirer, Şenova Ülker.. Bizden sonraki jenerasyon, ondan bir sonraki jenerasyon hep birbirimizi izleyerek, birbirimizden öğrendiğimiz şeyler vasıtasıyla hayaller kurarak bu günlere geldik... Mesela bu ülkede bir Tuna Ötenel gerçeği vardır. Türkiye’deki pek çok piyaniste katkı sağlamıştır. Simdi ise, İstanbul Devlet Konservatuarı açıldı Kadıköy’de. Bu sene 2’nci senesi olacak.

Ne yazıkki Bilgi Üniversitesi’ndeki eğitim ve performans bölümü sona erdi fakat Bahçeşehir Üniversitesi’nin Sertifika ve Yüksek Lisans programı var ve devam ediyor. 3 senedir yazları Bodrum Gümüşlük’te caz kampı oluyor. Bu sayede Türkiye’deki genç müzisyenlerde büyük bir patlama var. Büyük bir azimle, inanarak bu işin peşinde koşuyorlar. O yüzden ben çok ümitliyim yeni caz müzisyenlerinin çıkacağından. Konservatuarlar da bu amaca biraz daha fazla ön ayak olursa daha da iyi olur. Nitelikli hocalar da var buralarda. Caz’a ilginin artması, caz müzisyenlerinin artması tabiiki de dinleyicilerin artmasını da yanında getiriyor. Ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. İyi ekelim, iyi biçelim, iyi müzisyenler çıksın.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS