Koronaya rağmen gerçekleştirilen bir Caz Festivali Hikayesi..

Bodrum’un en güzel mimarilerinden birine sahip olan sanat köyü Dibeklihan’da  Pınar Gürer (Bodrum Caz Festivali’nin direktörü) ile beraber oturuyoruz.. Konser başlamadan önce birbirinden epey uzak dizilmiş olan izleyici sandalyelerine bakarak Pınar’a bu süreci nasıl yönettiklerini soruyorum. Corona gündemi üzerine geçen şu son bir kaç ay, ardından da ikinci dalga uyarısına rağmen bu yıl 4’ncüsünü düzenlemekten nasıl ve neden vazgeçmediklerini merak ediyorum.

Bodrum’un en güzel mimarilerinden birine sahip olan sanat köyü Dibeklihan’da Pınar Gürer (Bodrum Caz Festivali’nin direktörü) ile beraber oturuyoruz.. Konser başlamadan önce birbirinden epey uzak dizilmiş olan izleyici sandalyelerine bakarak Pınar’a bu süreci nasıl yönettiklerini soruyorum. Corona gündemi üzerine geçen şu son bir kaç ay, ardından da ikinci dalga uyarısına rağmen bu yıl 4’ncüsünü düzenlemekten nasıl ve neden vazgeçmediklerini merak ediyorum. Pınar da Bodrum Caz Festivali’ni kendi açısından anlatmaya başlıyor:

“ ‘İyi ki herşeye rağmen yaptınız, bizi sanatla, sanatçıyla buluşturdunuz, havamız değişti, iyi hissettik, kendimize geldik, mutlu olduk’ diyenlerin sayısı çoktu. İzleyiciler bu sayede geçici de olsa biraz olsun corona gündeminden ve korkudan uzaklaşabildiler. Elbette tıklım tıklım dolu el ele kol kola izlenen o coşkulu kalabalıklardan uzak oldukça mesafeli, gülüşlerimizin maskelendiği bir festival oldu.. ama buna değdi.. Çok şükür sağlıkla da tamamladık festivali..”

Bunun üzerine Pınar’la müzisyenlerin, sanatçıların ve sahne tarafının bu süreçte yaşadıkları sıkıntılardan konuşmaya başlıyoruz. Seyircinin müziğe, sanata ihtiyaç duyduğundan ancak sanatçının da aynı oranda alkışa, seyirciye ihtiyaç duyduğundan bahsediyoruz. Özellikle de Mart’tan bu yana yaşananlar düşünüldüğünde, hayatını sahneye adamış, sanatına, müziğine, tiyatrosuna, balesine adamış olan pek çok sanatçının oldukça zor günler yaşamak zorunda kaldığı konusunun üzerinde duruyoruz.

Dolayısıyla da madalyonun tek yüzlü değil, iki hatta daha pek çok yüzlü olduğundan bir kez daha emin oluyoruz. Bunun üzerine Pınar, sağlıklı olmanın, aslında fiziksel ve ruhsal bütüncül bir durum olduğunu bilerek toplumun bu ihtiyacını gidermeye çalışmanın, topluma en önemli besinini müziğin iyileştirici gücü aracılığı ile vermek istediklerinden bahsediyor. Bu kararın özellikle de böyle bir gündemde oldukça zor alındığını ancak bunun gerçekten her iki taraf için de bir ihtiyaç olduğundan emin oldukları için tüm riskleri göze alarak, tüm önlemleri dikkate alarak, bu konuda kendilerini sorumlu hissederek festivali yapmaya karar verdiklerini anlatıyor. 

 Festivale devam etmek istemelerinin diğer bir önemli nedeni ise Caz Derneği’nin, bu yıl 4’ncü yılında olan Bodrum Festivali’nin varlığını devam ettirebilmesi için bu süreci mutlaka yönetmeleri gerektiğini düşünmeleri. Bu nedenle de her şey yeni baştan pandemi gerçeğine uyumlanarak kurgulanmış ve böylece de yeni bir düzen oluşturulabilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yönergelerine uygun olarak dama düzeninde oturum planlanmış, açık havada olan tüm konserlerde oturma kapasitesi yarıya indirilmiş, kapı girişlerine dezenfektanlar yerleştirilip ateş ölçümleri alınmış ve tabii tüm izleyicilerden de konser boyunca aralıklı otursalar dahi maskelerini çıkarmamaları önemle rica edilmiş.

Daha önce 2 yıl Uluslararası Ankara Caz Festivali’nin direktörlüğünü üstlenmiş olduğu ve bu süreçte de Bodrum Caz Festivali’ne de danışmanlık yapıp sunumlarını üstlendiği için, sürecin çok tanıdık olmasına rağmen tabiki de pandemi sürecinin çok büyük bir etkisi de olduğundan bahsediyor Pınar, ben ona uzun bir aradan sonra tekrar direktörlüğünü üstlendiği bu yılki Bodrum Caz Festivali’ni önceki yıllara nazaran nasıl değerlendirebileceğini sorduğumda. Bu noktada Festivalin Küratörü ve Caz Derneği Başkanı sevgili Özlem Oktar Varoğlu ile uzun yıllara dayanan bir dostlukları olduğundan, beraber çok kısa bir süre içinde karar alıp hazırlıklar yapmaya çalıştıklarından, festivalin önceki yıllarında sahnede kalabalık orkestraları ekipleri ağırlamaya alışkınken bu yıl corona nedeniyle festivalin temasını sosyal mesafeye de dikkat çekmek adına ‘sadece ikimiz’ olarak belirlediklerinden ve bu nedenle de bu yılki festivalde yalnızca duo projelere yer verebildiklerinden bahsediyor Pınar.

Tanımlı ‘normal’in dışında bir dönem yaşadıkları için de başta Caz Derneği Başkanı Özlem Oktar Varoğlu ve kendisi olmak üzere, Caz Derneği Direktörü Tuğçe Alpaslan, operasyonda Mert Orhun ve Eren Gül, Ankara’dan mali işlerde Selma Güçlü Çetin, webde Hakan Demirbilek ve Öykü Göğer’den oluşan yaklaşık 8 kişilik ufak bir ekiple beraber festivali 1 sergi, 2 atölye ve de 10’dan fazla konserle tamamlayabildiklerini anlatıyor.

Sonrasındaysa Pınar’a bu süreçte sponsor bulmanın oldukça zor olduğunu tahmin ettiğimi ancak festival için nerelerden nasıl destekler aldıklarını da merak ettiğimi soruyorum. Pınar ise başta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Muğla Büyükşehir ve Bodrum Belediyeleri’nin desteğinin çok kıymetli olduğundan, Turmaks ve senelerdir festivali yalnız bırakmayan Renault Mais’in de festivalin 2 konserine destek verdiklerinden bahsediyor. Bunun yanısıra ise İsrail Büyükelçiliği ve Europe Jazz Network’ün kurumsal desteklerinin de onları son derece mutlu ettiklerini ekliyor.

Sonrasında ise Caz Derneği Başkanı ve Küratör Özlem Oktar Varoğlu ile konuşmaya başlıyoruz. Pınar’ın söylediklerine ek olarak bu yılki festival sonrası 5. Bodrum Caz Festivali için hazırlıklara yavaş yavaş başladıklarını anlatıyor. Dünyanın her yerinden sanatçıların Bodrum Caz Festivali’ne katılmak istediklerinden, bunun için de vakit kaybetmeden başvurularda bulunduklarından bahsediyor Varoğlu ve buna ek olarak da Türkiye Caz Derneği olarak önümüzdeki dönemde programda yer alacak olan sanatçıların yarısını Türkiye yarısını da ülke dışındaki caz sanatçılarından seçmek istediklerini dile getiriyor. Aynı zamanda Yüksek Şehir Plancısı da olan, Kent Kültürü ve Sanat üzerine çalışmaları bulunan Varoğlu festivalle ilgili olarak şunları söylüyor;

“Festivaller bir kentin kalitesinin göstergesidir. Kentin nasıl bir strateji ile yönetildiğini, o kentteki kültür ve sanat etkinliklerini izleyerek anlarsınız..” ardından da Bodrum’a hak ettiği önemde bir festival kazandırmak için çabaladıklarından, bu nedenle de Bodrumlu yönetici ve iş insanlarının her yıl artan ilgisinden son derece mutlu ve de memnun olduklarından bahsediyor. Bu yolculukta Türkiye Caz Derneği ile beraber yer almak isteyen kurumlarla işbirliğine de her zaman açık olduklarını yeniden hatırlatıyor. 

Bodrum Caz Festivali bu yıl 1 Eylül - 8 Eylül tarihleri arasında düzenlendi ve böylece de her sene festival kuralını her şeye rağmen bozmamış oldu. Festival 1 Eylül’de Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası ve Şenay Lambaoğlu konseri ile başlayıp,  8 Eylül’de Maya Belsitzman & Matan Ephrat dijital konseri ile sona erdi. Bu bir haftalık süreçte gerçekleştirilen konserlere ise en büyük ilgilinin bu süreçte Bodrum’da olan turistler tarafından olduğu gözlendi. 

 

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS