AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger: AB’de koronavirüs için üretilen kalibrasyon cihazı Türkiye’ye geliyor

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında her gün bilgi alışverişinin söz konusu olduğunu belirten Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, 'Paylaştığımız bir teknoloji var' diyerek, koronavirüs salgını sürecinde Avrupa Birliği araştırma merkezinde üretilen kalibrasyon cihazının Türkiye yolcusu olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği (AB) tarafından sağlık alanında yaptığı çalışmaların çok ilgi çektiğini söyleyen Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, “AB ve Türkiye arasında en üst düzeyde telefon görüşmeleri yapılıyor, temaslar kuruluyor. Bazı çok spesifik çok özel konularda birlikte çalışmamız söz konusu. Örneğin, bir şey Türkiye’de var ama Avrupa’da yoksa, Türkiye tarafından onun Avrupa’ya sağlanması ya da tam tersinin olması şeklinde ilerliyor. Paylaştığımız bir teknoloji var; bunun son örneği Avrupa Birliği’ndeki araştırma merkezi, bir test ekipmanı olan kalibrasyon cihazı üretti. Bu cihaz şu anda Türkiye'ye de getiriliyor” dedi.

“Türkiye ile Avrupa Birliği arasında her gün bilgi alışverişi söz konusu”

Bu salgının en çok sağlık sistemlerini vurduğunu söyleyen Büyükelçi Berger, “Dünyada herkes sağlık sistemlerinin bu hasta sayısıyla baş edemeyecek kadar ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceğinden kaygı duyuyor. Çünkü enfekte insan sayısı giderek artıyor. Burada amaç mümkün olduğunca ilk etapta az insanın enfekte olmasını sağlayarak, sağlık sistemlerine çok yük binmesini engellemek. Ama bu salgın tabii ki sadece sağlık sistemini etkilemiyor. Başka şeylerin üzerinde de etkisi var. Yani Türkiye ile Avrupa Birliği arasında her gün bir bilgi alışverişi ve temas söz konusu.” şeklinde konuştu.

“Hatay ve Kilis’te İki tane kamu hastanesi yapıyoruz”

Sağlık sistemine destek anlamında, Suriyelilerin Türkiye’ye ilk geldikleri dalgadan sonra 6 milyar Euro’luk bir program başlatıldığını belirten Büyükelçi Berger, şunları söyledi: “Bu projeyle hem Suriyelilere hem de Suriyelilere ev sahipliği yapan toplumlara destek olmak amaçlanıyordu. Bu 6 milyar dolarlık programın bir boyutu da tabii ki sağlık, çünkü belli bir yere daha fazla insan geldiğinde o insanlar da sağlık sistemi üzerinde bir yük oluşturuyorlar. Buna destek olabilmek için öncelikle Sıhhat projesini başlattık.”

Sıhhat projesinin isminden de anlaşıldığı üzere bir sağlık projesi olduğunu dile getiren Büyükelçi Berger, “Burada asıl ortağımız Sağlık Bakanlığı. Onlarla birlikte çok yakından iş birliği yaparak, çeşitli alanlarda çalışıyoruz. Örneğin farklı bölgelerde alanlarda klinikler kuruyoruz. Bu klinikleri hem mülteciler hem de ev sahibi toplumlar ya da orada yaşayan insanlar kullanabilecekler. Buna ek olarak iki tane kamu hastanesi yapıyoruz. Bunlardan bir tanesi Hatay’da diğeri Kilis’te olacak. Hatta nisan başında Kilis’teki hastanenin temel atma töreni olacaktı ama ne yazık ki gerçekleştirilemedi.

Bir de Birleşmiş Milletler kuruluşu olan Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşların aracılığıyla vermiş olduğumuz destekler var. Bu kuruluşların Türkiye’de kendi programlarını uygulamalarına destek oluyoruz. Yani sağlık merkezlerinin kurulması, psikososyal destek sağlanması, çeşitli hizmetlerin verilmesi gibi alanlarda Birleşmiş Milletler kuruluşlarına da destek veriyoruz. Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşlar aracılığıyla göçmenlere ve ev sahibi toplumlara destek olabilmek amacıyla kliniklerin kurulması, hastanelerin yapılması gibi çeşitli hizmetlerin sağlanması alanlarında çalışmalarımız var.”

Sağlıklı çevre için de çalışıyoruz

Sağlık denildiğinde sadece insanların olmadığını daha geniş kapsamda ele alındığını hatırlatan Büyükelçi Berger, “Avrupa Birliği yıllardır Türkiye’de sağlıkla ilgili birçok alanda da çalışmalar yürütüyor. Sağlıklı çevre bu alanlardan bir tanesi. Örneğin atık su arıtma ve katı atık arıtma projelerimiz olan alanlardan birkaçı. Sonuçta bunlar yine sağlığa çıkıyor. Temiz su demek, sağlıklı toplum demek, atıkların uzaklaştırılması demek, sağlıklı bir çevre demek. Dolayısıyla son 10 yıldır su boru hatları, arıtma tesisleri, kanalizasyon tesisleri gibi çeşitli projelerimiz var.

Bazı nehirlerin temizlenmesi konusunda çalışmalarımız var. Mesela Kızılırmak’ta bir su arıtma tesisi gibi ya da katı atık depolama alanları gibi gerçekten üst düzey teknoloji standartlarının kullanıldığı bu tür projeler var. Sağlıkla ilgili yaptığımız çalışmaların bir boyutu bu.

İkinci boyutu da kişisel sağlıkla ilgili olan bir boyut, burada da özellikle ulaşımdan bahsetmek isterim. Biz, her yıl Eylül ve Ekim aylarında bir haftayı bu konuya ayırıyoruz. Araba dışında başka ulaşım yollarının kullanımını teşvik ediyoruz. Yani yürümek, bisiklete binmek, toplu taşıma kullanmak ya da elektrikli taşıtların kullanılması gibi arabaya alternatif yolları öneriyoruz. Böylece yaşam tarzını değiştirerek, insanların sağlıklarını daha iyi hale getirebileceklerini farklı ulaşım yöntemleriyle yaşam tarzlarını değiştirip, daha sağlıklı olabileceklerini ortaya koymaya çalışıyoruz.

Her yıl giderek artan sayıda şehir ve belediye Türkiye’den bu haftaya katılıyorlar. Geçen yıl 60’dan fazla şehir bu etkinliğe katıldı. Ondan önceki yıl bu sayı 30’du. Eğer bu yıl mümkün olur da organize edebilirsek yine, daha fazla şehrin ve belediyenin katılmasını bekliyoruz. Belediyeler de gerçekten çok isteyerek ve mutlu olarak yapıyorlar. Şehrin bir kısmını trafiğe kapatıyorlar, örneğin orada yürüme yolu ya da bisiklet yolu yapıyorlar. Çeşitli etkinlikler düzenleyerek araba dışında başka ulaşım yöntemlerinin de kullanılabileceği konusunda farkındalık yaratıyorlar” dedi.

"Ulaştırma, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları ile yaptığımız çalışmalarımız var"

Burada önemli olan başka bir konunun da trafik kazalarından kaynaklı ölümleri en aza indirmek olduğunu vurgulayan Büyükelçi Berger, “Bunları azaltmak konusunda Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yaptığımız çalışma var.

Dünyanın her yerinde trafik kazası sebebiyle ölümler artıyor. O yüzden bunu azaltabilmek için çalışmalarımız var. Bir boyutuyla bu eğitimi ilgilendiriyor. Nasıl araba kullanacaksınız? Trafikte nasıl davranacaksınız? Bu konuda farkındalık yaratılması eğitimi ilgilendiriyor. Avrupa’da bunun için Eylül ayında özel olarak ayrılmış bir gün var, yani trafik kazalarından bir kişinin bile ölmediği bir gün şeklinde düşünülüyor” diye konuştu.

“Türkiye için düşünülen sağlık projelerinin fonlarının artırılmasında bir ihtiyaç analizi aşamasındayız”

Türkiye için düşünülen sağlık projelerinin fonlarının artırılması konusunda Berger, şu bilgileri verdi: “Şu anda Sağlık Bakanlığı ile ve aynı zamanda bu göçmen ve mülteci toplumlarla ilgilenen Cumhurbaşkanı yardımcısıyla birlikte bunun görüşmelerini yapıyoruz. Türkiye’de neye ihtiyaç olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Türkiye büyük bir ülke ve zaten güçlü bir sistemi var. Ama biz dedik ki, eğer bir şeye ihtiyacınız varsa, bu konuda bizde ne yapabileceğimize bakalım. Dolayısıyla şu anda bir değerlendirme hatta bir ihtiyaç analizi aşamasındayız diyebilirim. Bundan fazla da bir şey söyleyemem çünkü, bu konudaki görüşmeler devam ediyor.”

AB aşı ve ilaç çalışmalarını sürdürüyor

Avrupa Birliği’nin bu krize yanıt verebilmek için, öncelikle başka bir ülkede olup evine dönmek isteyen Avrupalı vatandaşların evlerine dönmesini sağladığını kaydeden Berger, “Yaklaşık 500 bin Avrupalı dünyanın farklı yerlerinden, evlerine dönebildiler. Çünkü biliyorsunuz bu insanlar bulundukları ülkelerde mahsur kalmışlardı. Havaalanları kapanmıştı, uçuşlar durmuştu dolayısıyla bu insanların evine dönmesine yardımcı oldu. THY’de bu konuda Avrupa Birliğine destek oldu. İhtiyaç olduğunda uçuşlar düzenledi ve düzenlemeye de devam ediyor. İhtiyaç durumunda Ulaştırma Bakanlığıyla bu konuda bir düzenlememiz oldu. Avrupa Birliği’nin yaptığı ikinci şey de özellikle kişisel koruyucu ekipman konusunda yani maske, eldiven, ventilatör gibi ekipmanların ihtiyaç duyulan üye ülkelere sağlanması amacıyla çok büyük satın alma projeler ve ihaleleri yaptı.

AB kurumları bu ekipmanları ihtiyaç duyan üye ülkelere sağladı. Üçüncü olarak araştırma alanında AB’nin faaliyetleri var. Bir tedavi ya da aşının bulunması için çalışıyor. İnfekte olanlara yardımcı olmak için tedavi için, insanların enfekte olmasını engellemek için aşı araştırmaları devam ediyor. Avrupa hastalık kontrol merkezi uzman bir ekiple birlikte bir uzmanlar havuzu oluşturarak onlarla birlikte çalışıyor.” dedi.

Yeşil hat ve esnetilmiş düzenlemelerle ekonomi sürdürülmeli

Dördüncü olarak da ekonomi konusuna değinen Büyükelçi Berger, “Bu alanda yapılması gerekenler ve yapılanlar, öncelikle her şeyden önce ticaretin devam etmesi, mal akışının dolaşımının devam etmesi için gerekiyor. Türkiye’de Avrupa Birliğinin önemli ticaret ortaklarından bir tanesi, öncelikle kamyonların, tırların sınırlardan kolay geçişinin sağlanması gerekiyor ki ticaret devam edebilsin. Avrupa’da bununla ilgili yeşil hat ya da yeşil kuşak denilen ve yine kamyonların ve tırların kolay geçmesini sağlayan bir uygulama var.

Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan sınırlarından da ticaretin kolay bir şekilde akması için düzenlemeler var. Çünkü ticaretin devam etmesi demek, istihdam demek, para kazanılması demek, bunun devam etmesi gerçekten önemli. Ekonominin toparlanması da gerçekten önemli bir konu, bunun için de AB komisyonunun önerisiyle çeşitli yatırım programları var. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere destek olabilmek için Avrupa Merkez Bankası örneğin 750 milyar Euro ayırdı. Avrupa Yatırım Bankasının yine KOBİ’lere destek olabilmek için sağladığı bir finansman var, bu alandan da çalışmalar yapılabiliyor. Şirketlere destek olup toparlanabilmelerini sağlamak için, üye ülkelerin bir bütçe sınırı var. O bütçe sınırını normal koşullarda aşmamaları gerekiyor, şimdi bu kuralda biraz esnetildi, bütçe sınırlarını üye ülkeler aşabilir dendi. Böylece ekonomik faaliyetler ve ekonomi devam edebilsin. Son olarak da ulaşımla ilgili bir şey söylemek isterim. Hava yolları biliyorsunuz iniş haklarını ve slotları ellerinde tutabilmek için uçmak zorundalar. Ancak bu kriz sebebiyle uçamadıklarında bu haklarını kaybedeceklerdi. AB Komisyonu da Ab Parlamentosu’na bir öneri götürdü ve buradan bir mevzuat çıktı. Artık hava yolları şirketleri uçamadıkları için uçuş iniş haklarını yani havalimanlarındaki slotlarını kaybetmeyecekler. Aslında çok fazla şey var söylenebilecek olan ama asıl hedef burada ekonominin ayağa kaldırılması ve bu kriz sonrasında ekonominin mümkün olan en hızlı şekilde toparlanmasını sağlamak.”

“Projeler Bbu kısıtlamalar kalktıktan sonra devam edecek”

AB’nin Türkiye’de yürümekte olan birçok projesi olduğunu söyleyen Berger, “Bu projelerde çalışan çok sayıda insan var. Özellikle bazı son tarihlerin uzatılması konusunda veya birtakım alternatifler bulundurması konusunda esnek olmaya çalışıyoruz. Örneğin Suriyeli çocuklara yardımcı olan öğretmenler projemiz var. Şimdi okullar kapandı, “Proje devam edecek mi?” sorusu ortaya çıkmıştı. Ama bu arada okullar kapalı olsa bile öğretmenlerin hala çalışmaya devam edebileceği yani daha sonra yapacakları dersler için hazırlık yapabilecekleri ve her gün çocukları arayabileceklerini söyledik. Yani dolayısıyla bu devam ediyor. Ama tabii yapabileceklerimizin de hukuki anlamda sınırları var. Ama genelde dediğim gibi mümkün olduğunca esnek olmaya çalışıyoruz. Bir tane örnek vereyim, dün yaşandığı için bunu söylüyorum. Erasmus öğrencileriyle bir araya gelmiştik, tabi çok sorular var. Bursları devam edecek mi? Bursları ödenecek mi? Ne yapacaklar? Bunun gibi sorular soruyorlardı. Bizde dedik ki, mümkün olduğunca esnek olmaya çalışıyoruz. Kalabilen kalsın, geri dönmek isteyen dönsün, seyahat masrafları ödenecek. Daha sonrasında, Erasmus programına devam edip, edemeyeceklerine bakarız. Yani karşımıza çıktıkça konular o olayın, o konunun özeline bakarak karar vermeye çalışıyoruz. Ve proje ortaklarımızla da yakın bir şekilde çalışarak, mevcut karşılaştığımız sorunları çözmeye çalışıyoruz. Sonuçta projelere yatırım yaptık ve bu yatırılan paranın iyi kullanılmasını istiyoruz. Projelerin de bu kısıtlamalar kalktıktan sonra devam edeceğini söyleyebilirim.” şeklinde konuştu.

“Yeşil ekonomi desteklenmeli, dijital ekonomi daha güçlü hale getirilmeli”

Avrupa Komisyonu Başkanı ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanının geçen hafta bir dizi tavsiyeler yayınladığını dile getiren Berger, şunları söyledi: “Burada, üye ülkelerin hep birlikte yavaş yavaş bu kriz durumundan çıkmaları tavsiye ediliyor. Tabii ki şöyle bir sorun var, üye ülkeler krizin farklı aşamalarındalar ya da farklı hızda ilerliyorlar. Dolayısıyla kendi ülkelerindeki duruma göre tedbirleri adapte etmeleri ve uygulamaları gerekiyor ama burada amaç, yavaş yavaş bu kısıtlamaları kaldırarak, mümkün olduğunca normale dönmek. Burada üzerinde durulan iki önemli nokta var. Bunlardan bir tanesi hazırlıklılık yani sağlık sisteminin hazırlıklı olması acil durum ya da kriz müdahale sistemlerinin hazırlıklı olması. Çünkü bu durum ne kadar sürecek ya da tekrar ortaya çıkacak mı henüz bilmiyoruz. Tabii dünyada dolaşan 8-10 senedir buna benzer virüsler var mesela domuz gribi ya da sars gibi, şimdi de bu var. Dolayısıyla hazırlıklılık oldukça önemli. AB komisyonun ikinci olarak üzerinde durulan önemli noktada, direnç oluşturmak. Yani ülkelerde ulusal düzeyde, bölgesel düzeyde, belediye düzeyinde ya da Avrupa düzeyinde bulunan yapıların kurumların daha güçlü daha dirençli hale getirilmesi. Yani akıllı davranmalı ve içinde bulunduğumuz durumdan öğrenmeliyiz. Çok ciddi ve dikkatli şekilde de analiz etmeliyiz. Çünkü aslında şimdiye kadar hiç görmediğimiz kapsamda ve hızda bir şey ile başa çıkmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla çok dikkatli analiz etmeli ve hareket etmeliyiz. Birde daha önce da bahsetmiştim, olayın ekonomik kısmı var. Komisyon Başkanı yine KOBİ’lere yardım edilmesi gerektiğini söyledi. Yeşil ekonominin öneminden bahsetti. AB’de geçen yeşil ekonominin desteklenmesi ve dijital ekonominin de daha güçlü hale getirilmesi. Çünkü böyle durumlarda dijital ekonomi çok daha kolay bir şekilde devreye girebiliyor. Yani bu tavsiyelerin farklı boyutları var. Şu anda devam etmekte olan AB bütçesiyle ilgili bir tartışma var. Yani Avrupa düzeyinde yanıt verebilmek ve Avrupa düzeyinde böyle bir sorunla başa çıkabilmek için Avrupa Birliğinin bütçesi yeterli miktarda olmalı şeklinde bir tartışma da devam ediyor. Çünkü ne kadar kolektif çalışılırsa bazı durumlarda, o kadar daha iyi şeyler yapılabiliyor, başarılı olunabiliyor.”

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS