Esra Öz Esra Öz

“Erkeklerin domine ettiği iş dünyasında kadınlar olarak farklı toplumsal önyargılarla başa çıkmak durumunda kalıyoruz”

06.12.2020 Pazar | 16:29

“Erkeklerin domine ettiği iş dünyasında kadınlar olarak farklı toplumsal önyargılarla başa çıkmak durumunda kaldığımızı düşünüyorum” diyen Dr. Hande Demirdere, hekimlikten iş hayatına geçerek, başarı basamaklarını nasıl tırmandığının hikayesini anlattı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayan Dr. Hande Demirdere , yaklaşık 20 yıldır da dahiliye uzmanlığının getirdiği deneyimlerle ilaç sektöründe çok daha verimli ve keyifli çalışıyor.

Her değişimi öğrenmeye açılan bir kapı olarak gören Dr. Hande Demirdere, “Öğrenmenin yaşı olmadığına inanlardanım. Hep kendimi geliştirmeye, öğrenmeye odaklandım, öğrenmekten ve öğrendiğimi başarı ile hayata geçirmekten beslendim. Bunun dışında başarısızlıklara değil başarıya odaklanmalarını ve her problemi bir fırsat olarak görerek olaylar karşısında çözüm odaklı aksiyon almaya çalışmalarını tavsiye ederim.” dedi.

Uluslararası ilaç firmalarında, altı yılı Rusya’da ve bunun bir yılı Çin ve Hindistan’ı da kapsayan geniş bir bölgesel pozisyonda olmak üzere, medikal ve satış-pazarlama fonksiyonlarında orta ve üst düzey görevlerde rol alan Demirdere, “2017’de Genel Müdür olarak göreve başladım ve 2020 yılı itibariyle tarihinde ilk kez ilaç ve dermokozmetik şirketlerinin tek kişi tarafından yönetilmeye başlanmasıyla, Türkiye Genel Müdürü olarak atandım. Bir sağlıkçı olarak, ‘Sağlıktan Güzelliğe’ sloganının yansıttığı üzere, her türlü güzelliğin öncelikle sağlıklı ürünlerden geçmesi gerektiği bilinciyle, ürünlerini en doğal yöntemlerle geliştiren, vakıf statüsündeki firmamızda görev almaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Bugüne geldiğimizde ise bir dahiliye uzmanı, bir genel müdür, bir anne ve ayrıca bir genel müdür eşi olarak sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışıyorum.” diye konuştu.

“Hem bir hekim hem de anne olarak ben, zorluklar karşısında pes etmek yerine, mücadeleyi ve bu mücadele sonunda her gün yeniden öğrenmeyi tercih ediyorum” diyen Dr. Hande Demirdere, hekimlikten iş dünyasına geçişiyle ilgili sorularımı yanıtladı.

Hekimlikten yöneticiliğe geçişiniz nasıl oldu?

Uzmanlığım sonrası kariyerime, üniversitede akademik bir pozisyonla devam etmek istiyordum, fakat o dönemde kadro olmadığı için ve önümde kadro bekleyen pek çok kıdemli uzman arkadaşım olması nedeniyle, kadro açılana kadar ilaç sektörünü denemeye karar verdim. İş hayatıma başladığım o yıllarda uzman doktor olup da ilaç sektörüne geçen çok az kişi vardı. İlk önce hekimliğimin en faydalı olacağı, medikal departmanda medikal müdür olarak işe başladım. Yıllar içerisinde önce medikal departmanda yöneticilik tecrübem oldu, daha sonra sırasıyla pazarlama ve satış departmanlarında çeşitli yöneticilik pozisyonlarında rol aldım. 20 yıldır da verdiğim bu karardan hiç pişman olmadım.

İlk büyük ekip yönettiğim tecrübemi ise eşimin işi nedeniyle gittiğimiz Rusya’da 6 yıl görev yaptığım global bir firmada edindim. Başlangıçta Rusça bilmiyordum, ekibimin büyük kısmı da İngilizce bilmiyordu. Ama zaman içerisinde farklı dilleri konuşsak da doğru iletişim şekli, iyi niyet ve anlayışla her sorunu aşabildiğimizi gördüm. 800 kişilik organizasyonda Rus olmayan 2 kişiden biri ve bir Türk kadını olarak, sorumlu olduğum 250 kişilik ekibi ve yaklaşık 100 milyon dolarlık ciroyu, iki şirket birleşmesine de denk gelen bir süreçte, başarı ile liderlik ettiğim için binlerce çalışanı arasında yılda sadece bir ya da iki kişiye verilen Dünya Başkanı Özel ödülüne layık görüldüm. Tabii ki bu başarının altında çok çalışmak, yılmamak ve öğrenmekten keyif almak gibi nedenler yatıyordu. Eşime hep şöyle takılırım;

“Senin için geldiğimiz Rusya’da sen 6 yıldır aynı görevi yaparken ben 6 yılda 4 kez terfi alıp farklı iş modellerinde çok fazla tecrübe kazandım. Hatta arada bir yıllık bölgesel görevimde Çin, Hindistan gibi çok farklı kültürlerdeki ülkelerin yönetiminde de rol aldım.”

Sonra yine eşimin işi nedeniyle tekrar Türkiye’ye dönmesi gerektiğinde oradaki işimi bırakarak, bir Türk firmasına ait portföyü satın alan global bir firmada çalışmaya başladım. Bu süreçle birlikte katlanarak artan portföy ve iş hacmi gibi zorlukları yönetirken önceki tecrübelerimin başarılı olmamda büyük katkısı oldu. Sonrasında Pierre Fabre İlaç Genel Müdürlüğü pozisyonu için bir görüşme teklifi aldım.

Buradaki görevim de aynı hekimlik gibi hasta odaklı bir yaklaşım gerektiriyor. Hastalıkları, hastaları ve onların ihtiyaçlarını daha iyi anlayabiliyor ve doktorlarla da aynı dili konuşabiliyorum.

Kadın olarak iş dünyasında ne gibi zorluklarla karşılaşıyor ve nasıl üstesinden geliyorsunuz?

Erkeklerin domine ettiği iş dünyasında kadınlar olarak farklı toplumsal önyargılarla başa çıkmak durumunda kaldığımızı düşünüyorum. Bu da kadınların hem mevcut durumlarını korumak hem de yöneticilik pozisyonlarına erişmek adına daha fazla çaba göstermelerini, karşılaştıkları tüm zorluklar karşısında daha dayanıklı olmalarını gerektiriyor.

Örneğin; Pierre Fabre’nin benden önceki genel müdürü erkekti, yönetim ekibinin çoğunu ise kadınlar oluşturuyordu. O zamanki yöneticim, çoğunluğu kadın olan yöneticileri bir erkek genel müdürün daha iyi liderlik edeceği düşüncesiyle öncelikle erkek adaylarla görüşmüş. Görüşmemizde bana “Bu pozisyon için tek görüştüğüm kadın aday sendin. Ama seninle tanışıp tecrübelerini dinleyince, fikrim değişti ve iyi ki bu kararı vermişim” demişti.

Şirketlerde uygulanan yeni politikalarla birlikte, yönetim atamalarında kadınlara öncelik verilen dönemler oldu. Bu vesileyle de kadınların en az erkekler kadar başarılı yöneticiler olabileceği görülmüş ve önyargılar kırılmış olacak ki, günümüzde yeni yönetici adaylarında kadınların her geçen gün daha da ön plana çıktığını görüyorum.

Hem bir hekim hem de anne olarak ben, zorluklar karşısında pes etmek yerine, mücadeleyi ve bu mücadele sonunda her gün yeniden öğrenmeyi tercih ediyorum. Elbette hepimiz iş hayatında birtakım zorluklarla karşılaşıyoruz, bence önemli olan bu zorlukları fırsata dönüştürebilmek için gereken adımları atma cesaretini göstermek.

İş hayatında kadınların başarılı olmaları için neler önerirsiniz?

Öncelikle yaptıkları işi sevmeleri ve öğrenmekten zevk almalarını öneriyorum. Benim için iş hayatında kadın olmak özellikle de yöneticilik, fırsat eşitliği yaratıldığı noktada her anlamda pozitif dokunuşu olan bir değer. Bizim de 10 kişilik yönetim ekibimizin 8’i kadın liderlerden oluşuyor.

Kadınların iş hayatında gözlemlediğim en belirgin özellikleri empatik yaklaşım, detaylarla farklılaşma ve çok yönlü görevlerde çalışmaya yatkınlık. Bu üç noktayı bilgi birikimleriyle beslediklerinde başarısız olmaları için hiçbir neden göremiyorum.

Öğrenmenin yaşı olmadığına inanlardanım. Hep kendimi geliştirmeye, öğrenmeye odaklandım, öğrenmekten ve öğrendiğimi başarı ile hayata geçirmekten beslendim. Bunun dışında başarısızlıklara değil başarıya odaklanmalarını ve her problemi bir fırsat olarak görerek olaylar karşısında çözüm odaklı aksiyon almaya çalışmalarını tavsiye ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Yazıları

"Türkiye’de 5 milyon civarında bireyin herhangi bir nadir hastalığı olduğu tahmin ediliyor"

Dünyada yaklaşık 350 milyon bireyin, Türkiye’de ise 5 milyon civarında bireyin herhangi bir nadir hastalığı olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de 2 bin kişide 1 kişiyi etkileyen hastalıklar nadir hastalık olarak kabul edilirken, bu hastalıkların sadece yüzde 5’inin tedavisi bulunuyor.

Devamını Oku 25.02.2021

Covid-19 aşıları ile ilgili merak ettiğiniz sorular yanıt buluyor

“Faz 3 aşamasını tamamlamış ve kullanımına izin verilen aşıların hepsi güvenlidir ve yeterli koruyuculuğu sağlayacağı da ön görülüyor” diyen Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, “En iyi aşı ulaşılabilen aşıdır. Hangi tip aşı olursa olsun etkinliğini kaybetmeden yaygın olarak kullanımının sağlanması salgının kontrolü için kaçınılmaz.” dedi.

Devamını Oku 15.12.2020

Epigenetiğin gen kontrolünde oynadığı rol nedir?

Doktora çalışmaları sırasında genlerin nasıl aktif ya da inaktif halde tutulduğu ile ilgili temel bilimsel soruların anlaşılmasına katkı sağlayan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nden Dr. Özgür Öksüz, Polycomb proteinlerinin hücre içerisindeki isleyişini, bir sonraki hücrelere nasıl aktarıldığını ve kanser hücrelerinde görülen hasarların hangi sonuçlara sebep olduğunu anlamak konusunda çalışıyor.

Devamını Oku 07.12.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS