Esra Öz Esra Öz

Sosyal medyayı akıllıca kullanıp hayatınızı kolaylaştırmak ister misiniz?

23.10.2020 Cuma | 11:54

Son dönemlerde sosyal medyanın tehlikeleri üzerine çok fazla belgesel, konuşma ve haberle karşılaşıyoruz. Peki, akıllıca kullanmak mümkün mü? Silikon Vadisi’nden veri analisti Selim Önal, dijital dünya ile ilgili bilmeniz gereken ipuçlarını verdi.

 

Teknolojiyi doğru kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Hayatımızın merkezine oturtulmaması gerekiyor.

Bu nokta da izlenecek yol önem kazanıyor.

Global sosyal medya ajansları  We Are Social ve HootSuite tarafından yayınlanan “Dijital Türkiye 2020” raporuna göre, Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 74’ü, yani 62,7 milyonu internet kullanıyor. Ayrıca, ülkemizde insanlar günde ortalama 7 saat 29 dakikalarını internette geçiriyor.

Doğru dijital kullanımı konusunda Silikon Vadisi’nden veri analisti Selim Önal, sorularımı yanıtladı.

Sosyal medya gün geçtikçe daha mı tehlikeli hale geliyor? 

Bence sosyal medya daha tehlikeli hale gelmiyor, zaten hayatın içinde var olan tehlikeler şekil değiştiriyor. Eskiden saatlerce televizyon başında ya da bilgisayar oyunu başında vakit geçiriyorduk, şimdi saatlerce sosyal medya başında vakit geçiriyoruz. Eskiden sıfır beden kadınları, kusursuz vücutlu erkekleri, hayatın her anını dertsiz tasasızmış gibi yaşayanları veya uçuk kaçık zenginlikleri dergilerden, televizyondan görüyorduk ve bu özellikle gelişme çağında olan gençlerde çok yanlış bir algı yaratıyordu, şimdi bunu Instagram’dan görüyoruz.

Eskiden yalan haberler, iftira bazen kulaktan kulağa, bazen geleneksel medya aracılığıyla yayılıyordu, şimdi aynı şeyler sosyal medya aracılığıyla yayılıyor. Yani bence sosyal medya zaten olmayan hiçbir problem yaratmadı, var olan problemlerin şekil değiştirmesini, evrilmesini sağladı. Ben bu problemlerin özünün sosyal medyayla alakalı olmadığını, sosyal medyada yaşananların sadece semptom olduğunu, hastalığın kendisi olmadığını düşünüyorum.

Sosyal medyayı nasıl doğru ve güvenli kullanmalıyız?

Nasıl doğru kullanılacağı konusunda da bence bu çok kişisel bir karar. Kendi adıma, benim çok da kullanmadığım bir Facebook hesabım var ve bir de Linkedin hesabım var, onun dışında hiçbir platformu kullanmıyorum, açıkçası çok da eksikliğini hissetmiyorum. Çok önemli gelişmeler olduğunda genel kanıyı takip etmek adına Twitter’a bakıyorum, ama düzenli olarak takip etmiyorum. Beni tanıyanlar bilir mesajlarıma, email hariç 1-2 günde cevap veririm, çünkü biri hariç bütün uygulamalar için bildirimlerim kapalıdır.

E-posta konusunda ise zero inbox denen, yani gelen kutumda hiç e-posta bırakmama gibi kişisel bir prensibim var. Günde en az iki kere gelen e-postalara bakıp mutlaka cevap veririm ya da cevap verebileceğim tarihe kadar ertelerim yani snooze ederim. Onun dışında çok yoğun filtreleme yapıyorum, yani e-postanın yollayanına, konusuna göre otomatik olarak bazı alt klasörlere gitmesini ayarlıyorum, böylece o tarz epostaları da haftada 1-2 toplu olarak okuyorum. Ayrıca eğer evdeysem akşam 8’den sonra sadece ailemin belirli üyeleri ve bir iki arkadaşım dışında telefon çalmayacak şekilde ayarlıyorum, titreşim, ses her şeyi kapatıyorum. Eğer bir uygulama veya sitede çok vakit geçirdiğimi fark edersem, bir süre o uygulamayı telefonumdan siliyorum ki erişimim zorlaşsın.

Kısacası benim önerim, herkesin kendi zaaflarının farkına varması ve buna göre kişisel bir plan oluşturması. Bunlar tabi ki yetişkinler için önerilerim, çocuklar için bu iş bence ebeveynlere düşüyor. 7-8 yaşındaki bir çocuktan, hatta 13-14 yaşında ergenlik çağındaki bir çocuktan bile bence bunu beklemek çocuklara büyük haksızlık. Özellikle bu dönemde uzaktan eğitimle çocukların bilgisayar başında geçen zamanları da artınca, işleri iyice zorlaştı. Burada herkes tabi ki kendi çocuğunu daha iyi tanır, ama benim nacizane tavsiyem, ailelerin bu problem çocukları konuşmaları, hatta kendileri de sosyal medyadan uzak kalmaktan zorlanıyorlarsa çocuklarıyla bunu paylaşıp, ortak bir plan belirlemeleri.

Tamamıyla yasaklamanın, erişimini engellemenin ben çözüm olduğunu düşünmüyorum, ama 9-10 yaşındaki çocukların telefona da sosyal medya hesabına da çok ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. Bence teknolojiyi doğru kullanma alışkanlığı kazandırmak üzerine bir strateji kurulmalı, tamamıyla yasaklamak veya tamamıyla serbest bırakmak üzerine değil.

Onun dışında bence herkes çok temel prensiplere de sadık kalmalı. Bankalarda ve benzeri kurumlarda güvenlik sorusu olarak kullandığı şeyleri paylaşmamalı. Seyahatteyken dakika dakika nerede olduğunu yazmamalı veya üzerinde rezervasyon kodu olan uçuş kartının resmini sosyal medyaya koymamalı. Mesela halen devam eden seyahatinizin rezervasyon kodu ve soyadınızla beraber birçok pasaport bilgisine ulaşmak mümkün.

Sosyal medyayı doğru kullandığımızda neler olabilir?

Sosyal medyayı doğru kullandığımızda tabi çok olumlu şekilde yansımaları da oluyor. Bunlar da aslında hepimizin hayatında olan şeyler. Mesela, ben 12 yıldır ABD’de yaşıyorum, başka şartlar altında hayatından hiç haberdar olamayacağım birçok eski arkadaşımdan, öğretmenimden ve akrabalarımdan sosyal medya sayesinde haberdar kalabiliyorum. Mesela, sivil topluma çok daha aktif katılım sağlayabiliyoruz. Sade bir vatandaşken, devlet veya başka bir kurum tarafından haksızlığa uğratıldığımızda binlerce hatta milyonlarca kişiye erişim imkanımız oluyor. Birey olarak sesimizi çok daha büyük kitlelere duyurabiliyoruz. Bütün bunların hepsi çok değil 15 - 20 yıl önce ya hayal bile edemeyeceğimiz şeylerdi.

Bunun dışında başkanlığını yaptığım Kesişen Yollar Derneği’nin de sayesinde her hafta ortalama 4-5 yeni öğrenci ile tanışıyorum ve bunlar genelde benim ne iş yaptığımı, profesyonel geçmişini yine sosyal medyadan öğreniyor. Kısacası, mesleki anlamda veya eğitim anlamında bize mentörlük edebilecek, yol gösterebilecek kişilere ulaşmanın en kolay yollarından biri de yine sosyal medya.

Diğer Yazıları

Covid-19 aşıları ile ilgili merak ettiğiniz sorular yanıt buluyor

“Faz 3 aşamasını tamamlamış ve kullanımına izin verilen aşıların hepsi güvenlidir ve yeterli koruyuculuğu sağlayacağı da ön görülüyor” diyen Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, “En iyi aşı ulaşılabilen aşıdır. Hangi tip aşı olursa olsun etkinliğini kaybetmeden yaygın olarak kullanımının sağlanması salgının kontrolü için kaçınılmaz.” dedi.

Devamını Oku 15.12.2020

Epigenetiğin gen kontrolünde oynadığı rol nedir?

Doktora çalışmaları sırasında genlerin nasıl aktif ya da inaktif halde tutulduğu ile ilgili temel bilimsel soruların anlaşılmasına katkı sağlayan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nden Dr. Özgür Öksüz, Polycomb proteinlerinin hücre içerisindeki isleyişini, bir sonraki hücrelere nasıl aktarıldığını ve kanser hücrelerinde görülen hasarların hangi sonuçlara sebep olduğunu anlamak konusunda çalışıyor.

Devamını Oku 07.12.2020

Avrupa’dan iki doktora öğrencisi Türkiye’deki gençlere bilimi sevdirebilmek için “Gelecek Bilimde” diyor

Hollanda ve Polonya’dan Türkiye’ye bilimi sevdirmek için farklı liselerden öğrencilerden oluşan ekipleriyle Mühendis Burak Çankaya ve Psikolog Cevdet Acarsoy, her gün yeni bir şeyler deniyorlar. Avrupa’dan iki bilim meraklısının bilim yayıncılığı ile ilgili serüveni konuştuk.

Devamını Oku 06.12.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS