Yonca Özge Çallı Yonca Özge Çallı

Gizem Sarı Tekin ile kendisine, mesleğine ve stiline dair bir röportaj

11.01.2021 Pazartesi | 10:39

Öncelikle influencer kelimesi Türkçe olmayan, İngilizce bir kelimedir. Dilimize kitleleri etkileyen kişi olarak çevrilebilir. Tam olarak karşılığı TDK tarafından belirlenmediği için yazımda kitleleri etkileyen kişilerden bahsederken ‘influencer’, iş tanımını yaparken ise ‘influencerlık’ olarak söz edeceğim.

Temel düzeyde influencer marketing/etkileyici pazarlama; influencerlardan, büyük bir sosyal takipçiye sahip olan ve kendi alanlarında uzman olarak görülen bireylerin onaylarını ve üründen bahsetmelerini kullanan bir sosyal medya pazarlaması türüdür. Etkileyici pazarlama, sosyal etkileyicilerin takipçileriyle oluşturdukları yüksek güven nedeniyle kusursuz çalışır ve onlardan gelen öneriler, markaların potansiyel müşterileri için bir sosyal kanıt biçimi görevi görür.

Bu sebeple markalar ile tüketiciyi birbirine bağlayan ve adeta bir köprü görevi gören kişiler influencerlardır. Kıyafetten aksesuara, dekorasyondan mutfak eşyalarına, yemek tariflerinden seyahate, bebek mamalarından bebek bezlerine, cilt bakımından saç ve makyaja kadar aklınıza gelebilecek bütün alanlarda kitleleri etkileyerek, markalar ve takipçilerini buluşturmayı başarırlar. Böylece markalar ile iş birlikleri yaparak bir nevi o markanın yüzü olurlar. Burada önemli olan husus ise hangi marka ile ne şekilde iş birliği yaptıklarıdır. Gerçekten iş birliği yaptıkları markaların ürünlerini deneyimlemişler midir? Ya da ürün bahsettikleri özelliklere gerçekten sahip midir?

Örneğin anne ve bebeğini ele alalım; bir anne için en önemli kişi kendi evladıdır. O nedenle onun için en doğru ve en güvenilir ürünü almak istemektedir. Takip ettiği influencerların önerilerini dikkate alan anne, belki de paylaşılan içeriği gördüğü saniye koşulsuz güvenerek evladına bahsi geçen ürünü satın almaktadır. Bu ürün bir mama ya da bebek bezlerinin yaptığı pişiklere yönelik bir krem olabilir. Bu durumda her iki şekilde de ürün bir bebeğin sağlığı ile ilgilidir. Burada iki konudan söz edebiliriz; güven ve sorumluluk. Önerilen ürünler sağlık ile ilintili olduğu için öneren kişinin mutlaka ürünün belirtilen ürün özelliklerinde olduğundan emin olması gerekmekte olup, böyle bir madde marka ile yaptıkları sözleşmede olmasa dahi kişisel etik kuralları gereğince influencerın sorumluluğundadır.

Başka bir örnek verecek olursak; cilt ve saç bakımı özellikle kadınlar için çok önemli bir konudur. Piyasada yüzlerce hatta binlerce marka mevcut. Büyüğünden küçüğüne hemen hemen hepsi influencer marketing/etkileyici pazarlama stratejisini benimsemişlerdir. Bir influencer X markası ile yaptığı anlaşmada kuru ciltlere yönelik cildi nemlendiren bir yüz ürününü tanıtacak ise tanıtacağı ürünü mutlaka tanımalı ve daha önce deneyimlemiş olması gerekmektedir. Diğer pazarlama faaliyetlerinin yanı sıra influencer marketing/etkileyici pazarlamada bir markanın satış departmanında çalışan bir kişinin yaptığı satış stratejisi ile influencerın yaptığı satış stratejisi tamamen farklıdır. Markanın kendi bünyesinde çalışan kişi müdürü tarafından belirlenen metni potansiyel müşterileri ile paylaşmak durumunda iken, influencer tamamen kendi deneyimlerinden yola çıkarak, mevcut kitlesine bir arkadaş önerisi niteliğinde kendi deneyimlerini paylaşarak satışa yönlendirme yapmaktadır. Bu durumda yukarıda bahsettiğim güven oluşturmak ve tanıtılan üründen sorumlu hissetmek, etkileyen kişinin sürdürülebilir başarısını gerçekleştirecek yegane özelliği olacaktır.

Türkiye’de en güvenilir influencer denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan, deneyimlemediği bir ürünü ya da güvenmediği bir markayı kesinlikle takipçileri ile paylaşmayan, tavsiye etmeyen ve özellikle saç, makyaj, cilt bakımı ve kıyafetler üzerine yaptığı tavsiyelerle binlerce kişiye erişen ve onların alışveriş alışkanlıkları üzerinde ciddi bir etkisi olan, uzun yıllardır influencerlık mesleği daha ortada yokken, hiç bir beklentisi olmadan sadece sevdiği ve deneyimlediği ürünleri, yaptığı yemekleri ve sofra sunumlarını, kıyafetlerini, aksesuarlarını, seyahatlerini “Mintbook” adı ile kendini dahi göstermeden paylaşmaya başlayan Gizem Sarı Tekin ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Moda Influencerlığına nasıl başladınız?

Giyime, kuşama çocukluğumdan beri çok meraklıydım. Fotoğraf çekmeyi, çekilmeyi sosyal medya hayatımızda hiç yokken de çok seviyordum. Hatta bundan seneler önce - daha instagram sosyal yaşantımızın bir parçası olmadan - profesyonel fotoğraf makinası kullanıyordum. Instagramda paylaşım yapmaya başladığımda, aklımda hiç influencer olmak yoktu, zaten o dönem böyle bir meslek dalı da yoktu… Influencerlık mesleği ile ilgili ise her şey zaman içinde kendiliğinden gelişti diyebilirim. Zaman içerisinde kitlem arttıkça markalardan geri dönüşler almaya başladım, iş birlikleri yapmaya başladım. Böylece emek verdiğim ve ciddi bir zaman harcadığım hobim bir işe dönüşmüş oldu.

Nelerden ilham alırsınız?

En çok doğadan ilham alıyorum sanırım. Doğanın renkleri tamamen ruh halime ve görüntüme yansıyor, özellikle mevsimlerin renkleri bana ilham veriyor. Örneğin sonbahar aylarında takipçilerim beni toprak tonları, ekru ve bej renklerinde görmeye çok alıştılar. Tabii ki sezon trendlerini de çok yakın takip ederek ilham alıyorum ve tamamen kendi tarzımla yorumlayıp uyguluyorum.

Okuyucularımıza verebileceğiniz stil ipuçlarınız nelerdir?

Giyinirken bazı taban renklerim var siyah, beyaz, bej renkleri ve bu renklerin tonları diyebiliriz. Mutlaka kıyafetimde veya ayakkabı, çantamda bu renkler olur. Eğer renk kullanacaksam monokrom görüntüyü seviyorum mesela tamamen pembe.
Güzel kalıp bir kot pantolon yaz veya kış hiç fark etmez, listemin olmazsa olmazının başındadır.
Hangi mevsim olursa olsun beyaz gömlekten vazgeçmem.
Blazer ceket bence herkesin dolabında olması gereken bir parça. En çok klasik siyah blazer ile hem gündüz hem gece kombinimi tamamlıyorum.
Güneş gözlüğü bir diğer hassas noktam, yaz kış güneş gözlüğü kullanırım hem sağlık açısından hem de görüntümü de tamamladığını düşünüyorum.
Kendi tarzıma yakın bulduğum markalar var ve yeni bir parça alacaksam o markalardan almayı tercih ediyorum.
Aynı markanın farklı sezon ürünlerini de bir arada kullanmayı çok seviyorum.

Pandemi süreci bittikten sonra gitmek istediğiniz ilk yer neresi?

Londra. Daha önce hiç gitmemiştim, o nedenle çok heyecanlıydım ve tam da pandemi öncesi gitmeyi planlamıştık fakat tabii ki iptal oldu. O nedenle ilk iş ailecek oraya seyahat etmek olacak :)

İdolünüz var mı? Var ise kim?

Birçok kız çocuğu gibi öncelikle her şeyiyle annem. Annemin kıyafetleri ilk üzerime olduğundaki mutluluğumu unutmam mümkün değil. Onun dışında tarzından ilham aldığım, çok beğendiğim ve zamansız bulduğum iki tane ikon var; Lady Diana ve Grace Kelly. Abartıdan uzak, sade ama zamansız, net duruşu seviyorum.

Bu sezon almak istediğiniz, aklınıza ilk gelen üç parça nedir?

Her zaman ikonik olan beyaz Chanel bir çanta.
Bundan 20 sene sonra dahi kullanabileceğim klasik bir trençkot.
Ve sanırım bu sene neredeyse bütün markalarda bulunabilen loafer ayakkabı.

Sosyal medyada influencerların takipçilerine yansıttığı dünyanın gerçek olup olmadığı tartışması var. Bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Aslında tam olarak öyle değil bence herkes kendi gerçeğini az çok yansıtıyor fakat tabii ki gün içerisinde bazı olumsuzluklar yaşanabiliyor, en azından kendim için söyleyebilirim ki olumsuzlukları sosyal medya hesabımda yansıtmıyorum. Nasıl bir bankacı iş yerine gittiğinde hayatındaki herhangi bir olumsuzluğu iş yerinde yansıtmıyor ise bende işime duyduğum saygıdan ötürü yaşadığım olumsuzlukları profilimde yansıtmamaya özen gösteriyorum. Zaten ben genel olarak olumsuzlukları çevreme de yansıtan biri değilim, kendi içimde sorunun özüne giderek, düşünerek problemlerden uzaklaşmayı severim. Ancak şunu da belirtmem gerekiyor; sosyal medyayı kendi hayatımın doğalında kullanıyorum, buna yaptığım bütün iş birliklerim de dahil.

Hayalini kurarken heyecanlandığınız bir şey var mı?

Yaptığım işte daha da ilerleyip, kitlemi büyütmek ve moda alanında kendi markamı kurmak istiyorum.

Kimsenin bilmediği özelliğiniz?

Fazla mükemmeliyetçiyim ve detaycıyım. En ufak detaya kadar düşünürüm. Sosyal hayatımda bu özelliklerimin yalnızca benimle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ancak iş hayatımda bu kimi zaman pozitif kimi zaman negatif bir özellik olabiliyor. Ancak dilebilirim ki influencerlık mesleğimde bunun dezavantajından ziyade avantajını görüyorum. Evet belki içerik oluşturmam çok zamanımı alabiliyor ya da iş birliklerinde ürün ile ilgili bilgi paylaşmadan çokça araştırma, deneme ve anlatım organizasyonunu yapmam detaylardan ötürü bazen yorucu olabiliyor ama günün sonunda kendimle yalnız kaldığımda içim son derece rahat oluyor.

Son olarak Influencer olmak isteyenlere verebileceğiniz tavsiyeler var mı?

Bence bu konuda kendiniz olmak ve kendinizi gün geçtikçe geliştirmek çok önemli. Kendinizi hangi alanda ilham verici buluyorsanız o alandan ilerlemeli ve kendinizi geliştirmelisiniz, o alanın trendlerini takip etmelisiniz, güncel olmalısınız, kitleniz sizden öğrenmeli en güncel olanı ki sizi merakla takip etsin. En önemlisi tabii ki başkalarından ilham alın ama onu mutlaka kendi tarzınızla yorumlayın kimse ile aynı olmayın. İstikrarlı bir şekilde devam etmeli ve yapacağınız iş birlikleriniz kendi tarzınız ve yaşam biçiminiz ile bütünlük sağlamalı. Ancak o şekilde, gerçek anlamda yansır karşı tarafa ve bunun sonucunda sizin ve takipçileriniz için -hatta marka ve ajansları da buna dahil edebiliriz - her şey daha keyifli ve kolay olur.

Umarım Gizem Sarı Tekin ile yaptığımız bu keyifli sohbetten keyif almışsınızdır. Herkese rengarenk günler dilerim.

 

Diğer Yazıları

Paris Moda Haftası’na gittim !

Dünyanın en prestijli moda haftalarından biri olan Paris Moda Haftası tüm ihtişamı ile gerçekleşti. Şehir merkezi başlı başına bir defile alanı gibiydi. Dünya çapındaki ünlüler, influencerlar, moda editörleri, modeller, meraklılar herkes şehirde en havalı ve tarz kıyafetler içinde salınarak geziyorlar, içerik üretiyorlar ve bir defileden diğer bir defileye koşuyorlardı.

Devamını Oku 10.03.2022

CHANEL'in yeni CEO'su Moda Sektöründen Gelmiyor 

Fransız moda evi Chanel beş yıldan fazla bir süredir küresel bir CEO'su olmadan yönetiliyordu. Şimdilerde ise bu pozisyona - 2016’ da markadan ayrılan Maureen Chiquet'in yerine -  Unilever'in eski bir yöneticisi olan Leena Nair geçmiştir. (FOTOĞRAFLAR: ALAMY, INSTAGRAM)

Devamını Oku 29.12.2021

Yaz sezonunun en trend 11 aksesuarı

Doğru aksesuar ile en basit kombininizi bile harika ve havalı  bir hale getirebilirsiniz. Hatta benim için elbise, pantolon, etek, gömlek, ceket gibi parçalardan öte özgün ve iyi bir kombinin en temel taşı aksesuarlardır. Örneğin beyaz t-shirt ve mavi bir kot pantolon ile yaptığınız kombininizi kalın altın bir zincir kolye, platform sandalet ve  deri siyah bir çanta ile tamamladığınızda kıyafetinizi bambaşka bir noktaya taşımış olursunuz.

Devamını Oku 28.05.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS