Yeni nesil marka yaratmak ve yönetmek için neler yapmak gerek?

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde, dünya ekonomisi küresel markalara odaklandı. Daha önceleri inovasyon, AR-GEi toplam kalite ve üretim teknolojisine ağırlık veren iş dünyası, pazarlamanın sağladığı muazzam katma değeri fark ederek, iletişim çalışmalarına daha büyük kaynak ayırmaya başladı. Dünyadaki toplam reklam yatırımları hızla büyüdü. Örneğin, bu yıl küresel pazarlama iletişim harcamalarının 563 milyar dolarlık bir hacme erişmesi bekleniyor.

Türkiye, Turquality projeleri ve teşviklerle yerel markalarımıza büyük destek sağlıyor. Bu katkılarla, bölgesel hatta küresel markalarımız oluşuyor.. Beko, Vestel gibi markalarla teknoloji sektöründe rekabet gücümüz artıyor.

Tekstilde de büyük adımlar atıyoruz. Pek çok bölgede, geniş bir makine yatırımız var. Yetişmiş işgücümüz ve tasarımcılarımızın katkısıyla dünyanın dört bir yanına ürün satabiliyoruz.

Yerli markalarımız güçlü ancak hedefimiz küresel pazarlarda rekabet etmek olmalı. Bu bağlamda, geçtiğimiz günlerde Amsterdam’da tekstil, moda ve tasarım dünyasını Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da biraraya getiren Ever Evolvng Talks by Denim Calik ve Kingpins Fuarı’ndan söz etmek istiyorum.

Denim, Çalık Denim global pazarda dünyanın önemli markalarıyla iş birlikleri yürütüyor. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç ediyor. Aralarında, Diesel, Replay, G-Star, Tommy Hilfiger, Pepe Jeans, Topshop, River Island, M&S, Citizen of Humanity, Guess, Joe’s Jeans, Banana Republic, H&M, GAP, Zara, Mavi, Colin’s gibi dev markaların da olduğu pek çok yerli ve yabancı kuruluş için üretim yapıyor. 2018’de Türkiye’nin ilk bin ihracatçı firması arasında 321’inci, tekstil sektöründe ise 11’inci sırada yer alan Çalık Denim, 2300’ün üzerinde kişiye istihdam sağlıyor.

Kuruluşun başarısının ardında 3 önemli unsur var.

1. Küresel düşün küresel davran

Müşteri küresel olunca, iletişimi de küresel yapmak amacıyla iletişim yapan Çalık Denim yönetimi , iki yıldır Avrupa’da tekstilin önemli merkezlerinden olan Amsterdam’da, “sürekli olarak gelişen konuşmalar” anlamına gelen “Ever Evolving Talks” başlıklı bir konferans düzenliyor. Dünyanın önemli fikri önderlerinin, Theater Amsterdam’da sahne aldığı bu etkinliği yaklaşık bin kişi izliyor.

Bu yıl 22 Ekim’de ektinlik, sürdürülebilirlik, Z Nesli tüketiciler, cinsiyet eşitliği, teknoloj, bitcoin, şeffaflık ve işbirlikleri konularına odaklandı. Y ve Z kuşağı gençlik üzerine çalışmalar yapan Matt Britton, gençlerin tüketim alışkanlıkları ve eğilimlerini ele aldı. Provenance Kurucusu ve CEO’su Jessi Baker, blockchain teknolojisi üzerinden şeffaf tedarik zinciri için yapılması gerekenleri anlattı.

Eski NFL oyuncusu ve NASA astronotu Leland Devon Melvin ile The Bear Scouts Kurucu Ortağı ve WGSN Denim & Sürdürülebilirlik Direktörü Dio Kurazawa ise, ‘Geleceğin Manzarası- İlkim Değişikliğini Aşmak’ konulu bir sohbet gerçekleştirdi.

2. AR-GE’ye yatırım

Çalık Denim teknoloji ve inovasyona kesintisiz bir biçimde yatırım yapıyor. Cirosunun yüzde 2’sini Ar-Ge çalışmalarına ayıran kuruluş, yenilikçi ürünler geliştirmeye büyük önem veriyor. 2011 yılında aldığı sertifikayla Türkiye’nin tekstil sektöründeki yedinci Ar-Ge Merkezini açmaya hak kazanan kuruluşun Ar-Ge Merkezi, Doğu Anadolu Bölgesindeki ilk ve tek Ar-Ge Merkezi konumunda. 2018 yıl sonu itibarıyla 180’in üzerinde proje çalışması yapılan ve 40’ın üzerinde mühendisin bulunduğu merkezde ‘İleri Tekstil Ürünleri’ üzerine araştırmalar gerçekleştiriliyor.

3. Trendlere yön vermek

Marka olmak için izlemek değil, trendlere yön vermek gerek.

Ever Evolving Talks için Amsterdam’da Çalık Denim Genel Müdürü Fatih Doğan; Genel Müdür Yardımcıları Serhat Karaduman; ve Tolga Özkurt;, Finans Direktörü Aysun Şengür ve Pazarlama Müdürü Pınar Demirel’le biraraya geldik. Çalık Denim Genel Müdürü Fatih Doğan, buluşma hakkında şunları söyledi:

“Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz etkinlik, çok kısa sürede denim sektörü ve diğer sektörlerden uluslararası izleyicilere, deneyimler ve geleceğe yönelik farklı görüşleri sentezleyip sunduğumuz bir platforma dönüştü. Gelecek, inovasyon, yeni teknolojiler ve sürdürülebilirlik gibi birçok farklı alana dokunuyoruz. Yeni nesillere ve tüketim davranışlarına, küresel eğilimlere ve iş birliklerine odaklanıyoruz. Moda dünyasının bir parçası olan veya dokunan herkes bu etkinliğe katılabilir. Markalar, hazır giyim üreticileri, tedarikçiler, basın, akademisyenler ve öğrenciler… Bu nedenle, sektörü ileriye taşıyacak değerleri içeren bu etkinliğin önemine inanıyoruz.”

Genç, demokratik ve samimi fuarda Türk şirketler ön plandaydı

Dev alanlarda kurulan, gürültülü, kalabalık, masraflı ve bol enerji tüketen fuarlara alternatif olarak doğan Kingpins, yeni nesil fuarcılık anlayışına eşsiz bir örnek sunuyor.

Denim endüstrisinin küçük, birbirini tanıyan, yeniliğe açık ve tutkulu insanlardan oluşan bir topluluk olduğu düşüncesinden yola çıkan Kingpins , 2004’de New York’ta küçük bir şov olarak başlamış.

Fuarcılığa yaklaşımlarını şu kavramlarla özetliyorlar:

•Sadece davetlilerin girebildiği,

•Etkisi büyük ancak çevreye zararı küçük,

•Aile ortamı hissi uyandıran,

•Sürdürülebilirlik ve denim endüstrisini ileriye taşımak için çalışan...

Kingpins’in bu yaklaşımı denim sektöründe hızla karşılığını bulmuş. Kuruluş, bugün New York’un yanı sıra, Hong Kong, Amsterdam ve Çin’de de fuarlar düzenliyor.

Kingpins Amsterdam’daki etkinlikte şunları gözlemledim.

1.Fuar çadırların içinde yer alıyor. Dairenin tam ortasındaki kafede, ziyaretçilere şirket yetkilileriyle a sohbet etme ve dinlenme imkanı sunuluyor.

2.Tüm katılımcı kuruluşlara sadece 15 metrekarelik bir alan veriliyor. Dolayısıyla, büyük şirketlerin yüksek ücretlerle dev stand’lar kurarak rakiplerini geride bırakmasına izin verilmiyor. Büyük kuruluş da, küçük kuruluş da eşit şartlarda rekabet ediyor.

3.Ortamda çok doğal bir aydınlatma kullanılmış. Gürültülü müzik ya da şovlar yok. Fuarın çevreye bıraktığı ayak izi de en aza indirilmiş oluyor.

4.Ziyaretçiler sakin bir ortamda firma yetkilileriyle konuşup iş görüşmesi yapma fırsatı bulabiliyor, stand’larda diledikleri kadar vakit geçirebiliyorlar.

5.Yemek için devasa büfeler yok. Ortada bisikletli tezgahla dolaşan gençler sandviçler ve içecekler dağıtıyor. Ziyaretçiler, açık büfe karmaşası, ortada bırakılan kirli tabaklar, çatal kaşıklar olmadan doğal ve sağlıklı yiyeceklerin tadını çıkarıyorlar.

6.Türkiye’den gelen ziyaretçiler ve katılımcı kuruluşlar sayesinde fuarda her alanda Türkçe duyduk. Dilerim, önümüzdeki yıllarda, bu özel etkinliğe Türkiye olarak ev sahipliği yapma fırsatımzı olur.

Özetle:

Yeni nesil markalar yaratmak için, ülkemizin dışındaki trendleri izlemenin yanıısıra, trendleri yaratan zeminler oluşturmamız gerekiyor. Küresel düşünmeli ve küresel davranmalıyız.
Bunları yaparken de, sürdürülebilirlik, şeffaflık, teknoloji ve işbirliği alanlarında neler yapabileceğimizi sorgulamalı, gençlere daha çok imkan sağlamalıyız.

 

 

 

 

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS