Uğur Hakan Hacıoğlu Uğur Hakan Hacıoğlu

Bir Güzel Yolculuk; Şenay’ın Bulgaristan Yolculuğu

17.12.2020 Perşembe | 13:32

Geçtiğimiz hafta Spotify uygulamasına Şenay Yüzbaşıoğlu’nun Bulgaristan’da basılan albümünün yüklenmesiyle birlikte albüm tekrardan ilgi görmeye başladı. Bu ilgi sonrasında ben de kayıtsız kalmayarak bu haftaki yazımda bu albümün öncesini ve sonrasını irdelemeye karar verdim. Kendi döneminde eşi Şerif Yüzbaşıoğlu ile kariyer ve özel hayatları arasında önemli bir ilişki kuran ve bu sürece pek çok ödül sığdıran Şenay’ın 1975 yılında Altın Orpheus’a katılmak için gittiği Bulgaristan’ın Sunny Beach sahil beldesinde dereceye girmesi, güneşin eksik olmadığı o sahille son buluşması anlamına gelmiyordu.

Farklı şehirler hatta farklı ülkelerde yaşasak dahi güneş her gün hepimiz için doğar. Neticede, güneşin doğduğu başka bir günde Şenay yine Bulgaristan’da yeni heyecanların içinde olacaktı…

1965 yılında ilk kez Burgas’ ın yaklaşık 35 kilometre kuzeyinde olan Sunny Beach (Slŭnchev Bryag) tatil beldesinde Uluslararası Bulgar Şarkı Festivali gerçekleşti. Yarışmanın en büyük özelliği ise hem uluslararası formatıyla farklı ülkelerde de ülkenin tanıtımına katkı sağlıyor hem de yeni sanatçıların ortaya çıkmasına olanak sağlıyordu. İlk yıl bu düzen henüz tam oturtulamadıysa da ikinci yılından sonra Bulgaristan müziğinin önemli isimlerinden biri haline gelecek olan Yordanka Hristova’nın birinci olmasıyla yarışma, yeni sanatçıların ortaya çıkışı misyonunu gerçekleştirmeye başlamıştı. Yarışmanın yöneticisi Genko Genov, 1967 yılında önemli bir karar alarak yarışmanın adını Altın Orpheus olarak değiştirdi.

Yarışmadaki düzenlemeler sadece isimle kalmayarak yarışma formatında da bazı değişikliklerin yapılmasıyla devam etti. 1968 yılı itibarıyla yarışma Uluslararası Vokal Yarışması ve Yeni Bulgar Pop Şarkıları Yarışması olarak iki ayrı program halinde devam etti. Yapılan bu düzenlemelerle birlikte yarışmaya her yıl onur konuğu alınmasına karar verildi. Ornella Vanoni (1969), Josephine Baker (1970), Gilbert Bécaud (1971), Salvatore Adamo (1972), Gianni Morandi (1973), Julio Iglesias (1973), Karel Gott (1974) o yıllarda onur konuğu olarak Altın Orpheus’ta yer alan isimlerden bazılarıydı. 1975 yılında bu festivalle Şenay’ın yolları kesişmişti. Bu kesişim Şenay’ın ilk Bulgaristan yolculuğu olacaktı.

 Türkiye ile Altın Orpheus yarışması 1969 yılında ilk kez medyada beraber anılır olmuştu. Yarışmaya katılım daveti sonrasında ülkemizde Altın Orfe olarak anılmaya başlayan yarışmaya 1969 yılında ilk kez Zümrüt ile katıldık. Sonrasında ise Esin Afşar (1970), Fikret Kızılok (1971), Selda Bağcan (1972) ve Ayla Algan (1973) ülkemizi temsil etti. 1975 yılına kadar en önemli derecemizi Ayla Algan’ın ikinciliği ile yakaladıktan sonra 1974 yılında yarışmaya bir yıl ara vererek katılmadık. Aranın ardından katılımın tekrar gündeme gelmesiyle birlikte Şenay’ın da yarışma programına dahil olması bir oldu.

Dönem tanımıyla Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği’nin en önemli temsilcilerinden biri olsa da temsilciliğinin yanında en ayrılıkçı tavrıyla da dikkatleri üzerine çeken Şenay, açık gırtlak söylediği şarkılarında kendi sentezini barındırıyordu. Tema olarak dönem şarkılarının dışına çıkmak onun en büyük arzusuydu. Şarkılarında soyut insani duygular yerine hayatın içinde var olan somut sorunları dile getirmek onun nevi şahsına münhasır tarzını oluşturmasında önemli bir etkendi. Oluşturduğu tarzıyla sadece konserlerde değil mitinglerde de kendine yer edinmeyi başaran Şenay, 1971 Apollonia, 1971 ve 1973 Tokyo ve 1973 Spilit sonrası yine ciddi bir sınav için Altın Orfe’ye katıldı.

 11.Uluslararası Altın Orfe Müzik Yarışması’nda Şenay, yarışmanın ilk gününde Lili İvanova ile birlikte şarkı söyledi. Yarışma şartları gereği her sanatçı ilk gün bir Bulgar şarkısını Bulgar sanatçılarla söylüyor, yarışmanın sonraki gününde de kendi şarkısını söylüyordu. Ek bilgi olarak Şenay’ın beraber şarkı söylediği Lili İvanova’nın 1974 yılında yarışmanın Altın Orfe Ödülü’ nü kazanmış olduğunu söylemeliyim. My Holly Mother’ ı birlikte söylemeleri sonrasında ertesi gün sahnede sadece Şenay vardı.

Sadece hayatının değil müziğinin de ruh eşi olan Şerif Yüzbaşıoğlu’nun bestesi olan Perhaps One Day ve yine bir Bulgar şarkısı olan Voice’u söyledi. Şenay sahnedeyken 123 kişilik büyük orkestrayı eşi Şerif Yüzbaşıoğlu yönetti. O gün iki bin kişilik açık hava tiyatrosu tamamen doluydu. Şenay, şarkılarını söyledikten sonra sahneden inerken bir anda Bulgaristan’da yaşayan ve yarışmanın dinleyicileri arasında yer alan Türkler büyük bir ilgiyle sahneye doğru akın etmeye başladılar.

 Yarışma sonucunda bir sanatçı Altın Orfe Ödülü veriliyordu. Ayrıca da yine puanlamaya göre birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri veriliyordu. Yarışma sonucunda Altın Orfe ödülünü Rus sanatçı Alla Pugackova kazanırken Şenay’da üçüncü olmuştu. Şenay; Bulgaristan, İtalya ve Romanya jürisinden tam puan aldı. Bulgaristan’da hem Türk vatandaşların ilgisi hem de sahne performansı herkesin dikkatini çekmesini sağlamıştı. Ayrıca festivalin 1975 yılı için çıkardığı iki anı albümünde Mummy Sacred ve Perhaps One Day (Perhaps albümün arka kapağına Maybe olarak yazılmış.) şarkılarıyla yer alan Şenay, Bulgaristan’da giderek daha da tanınmaya başladı. Yarışmanın sonrasında da uluslararası yarışmalara katılmaya devam eden Şenay 1976 yılında üçüncü kez Tokyo’da ülkemizi temsil etti.

  O yıllarda Yüzbaşıoğlu ailesinin en büyük amacı Avrupa çapında işlere imza atmaktı. 1979 yılına kadar bu konuyla alakalı çeşitli çalışmalar yapan ailenin karşısına o yıl çok önemli bir fırsat çıktı. Altın Orfe’de kurulan iyi ilişkilerin sonrasında 1979 yılı başında Şenay, Bulgar televizyonu için 9 parçalık solo bir program hazırlamıştı. İlk adımın sonrasında sırada dönüm noktası vardı. Bulgar televizyonunun kuruluşunun 25. yıldönümü sebebiyle Şenay Sofya’ ya davet edildi. Mayıs 1979’da Sofya’ya giden Şenay, When Grass Is Gold ve Let In The Light parçalarını söyledi. Programın prodüktörlüğünü Dimitar Avramov yaptı. Şarkılar sonrasında kanalın StudioV adlı programında yayınlandı.

 Şenay’ın program öncesinde hazırladığı dokuz parçalık programda Varlar Yoklar, Ve Ağlıyorum, Gerçek Nerede, A Little Change Of Mind, Who Are You, When Grass is Gold, Sweet Baby, Voice ve Let In The Light parçalarını söylemişti. Bu şarkıların Bulgaristan’da büyük ilgi görmesi şarkıların büyük çoğunluğunun sözlerinin yazarı olan Alexander Yossifov’u harekete geçirdi. Harekete geçmekte de oldukça haklıydı çünkü ilk kez üstelik yabancı bir şarkıcı kendi şarkılarındaki hisleri tam olarak dinleyiciye aktarabiliyordu. Bu aktarım karşısında sorumluluk aldı ve Balkanton ile görüştü.

 O yıllarda hem ülkenin hem de Doğu Avrupa’nın en önemli plak şirketlerinden biri olan Balkanton, Şenay’ın parçalarını çok beğenmişti. Hem Şenay hem de Şerif Yüzbaşıoğlu’nun da teklifi kabulüyle 11 parçalık bir albüm hazırlandı. Şarkılar İngilizce okundu. Şenay’ın önceki çalışmaları ve yeni şarkıların yanında Bulgaristan’da oldukça ünlü bir şarkı olan Lado-le-lado da plakta yer alıyordu. Beste, söz ve aranjmanlarda; Şenay, Şerif Yüzbaşıoğlu, Metin Moss, Onno Tunç, Emin Fındıkoğlu, Kiril Marichkov, Richie Pitts, Stefan Dimitrov, Gülgün Kunal yer aldı. Balkanton’un yetkililerinin tavsiyesiyle Şenay’ın plaktaki ismi Şenai oldu.

 Plak her ne kadar o yıllarda hem plak şirketi hem de sanatçının hayalindeki misyonu tamamlayamasa da günümüze kadar ulaşabilmiş olmasıyla önemli bir tarihsel veri olarak değerlendirilmeli. Spotify bünyesinde yer almasıyla da onu hala keşfetmemiş olanlar için hazırda bekliyor. Hala dinlemediyseniz son sözlerimde mutlaka albümü size tavsiye etmek istiyorum. Yaşamın tüm zorluklarına rağmen güzellikler keşfetme temennimle…

Diğer Yazıları

Doğruları Haykırmak Gerek – Ünal Vanii

Günümüzde insanı bekleyen en büyük tehlike aynanın karşısındaki yansımasıdır. İnsan doğadan uzaklaştıkça doğa içindeki düzeni vahşi bulmuş, doğayla ilişkisini sınırlandırdıkça da doğallığını yitirmiştir. Hâlbuki bizleri en çok endişelendiren insanın gittikçe körelen saygı ve anlayış eğilimleri olmalıdır. Şiddetin giderek arttığı dünyamızda vahşileşen maalesef doğa değil insanlar olmuştur.

Devamını Oku 01.04.2021

Dertlerin Arasından Doğan Sevinç; 3 Derdim Var

 Kar yağışının zemini bembeyaz örttüğü bir Mart gününde Ömer Hayyam’ın “Dert içinde sevinci bul da yaşa” dizesini düşünerek bu satırları yazmaya başladım. İnsanın hayatında kendine ait boşluklar bırakmasının çok değerli olduğunu düşünüyorum. O boşluklar sayesinde kendini dinlenmeye, duymaya ve görmeye fırsat tanımalı. Böylesi zorlu şartlarda bunun değerini daha iyi anlıyoruz. Dert çantamızın dolu olduğu şu günlerde dertlerin içinde bana sevinç katan titiz bir çalışmayı dinleme fırsatı yakaladım. İçeriği itibarıyla hem geçmiş dokuyu hem de bugünün gerekliliklerini bir arada bulundurmayı başarabilen bu çalışmanın altında Serap Yağız ve Taner Öngür’ün imzası var. “3 Derdim Var” dert içinde sevinci bulup yaşamak isteyenlere iyi bir istirahat etme şansı veriyor.

Devamını Oku 25.03.2021

Sfenks ve Caz – Louis Armstrong Mısır’da

Bazen bir fotoğraf görürüz ve o fotoğrafın içinde barındırdığı hikayeyi merak ederiz. Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabında “Bilinciniz bir fotoğraf makinesi, bilinçaltınız ise fotoğrafı aktarıp bastığınız hassas bir tabakadır.” diyor. Bu hafta sizlere Louis Armstrong’un Mısır’da çekilen fotoğraflarının perde arkasındaki olayları anlatacağım.

Devamını Oku 19.03.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS